turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MADEN CİNAYETİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 KASIM  2018

Özelleştirmelerin işçiler için ağır bedelleri oldu.

Devletin maden ocaklarından elini ayağını çekmesinin arkasından para kazanma hırsı içinde davranan özel maden ocakları sahipleri alınması gereken hiçbir tedbire kulak asmadan sadece ve sadece nasıl vurgun vuracaklarını hesapladıkları için maden ocaklarında olması gereken standartların hiçbirini yerine getirmediler ve Soma’da, Ermenek’te, Zonguldak ve çevresinde ve bütün yurtta bu ihmali işçiler canlarıyla ödediler. Ödemeye de devam ediyorlar. Hem de neyin karşılığında biliyor musunuz? Az bir ücret, iş garantisi olmayan ve kötü çalışma koşulları karşılığında.

Bu iş cinayetlerini bakıp seyreden bir topluma dönüştük. Kavrulan insanlar, toprağın altında su ve çamurun içinde boğulup gidenler, zehirlenenler saymakla bitmeyecek kadar çok. Geride kalanların yaşamları ise tam anlamıyla büyük bir dram.

İşte devlet, devletliğini böyle yaparken ve de çalışma yaşamında hiçbir şey iyileştirilemezken, ülke büyük ekonomik yıkım altındayken ve de bu yıkımın faturasını emekçiler ve tüm çalışanlar öderken Türkiye kısa süre sonra yerel seçimlere gidecek.

Her geçen gün toplum üzerinde etkisini yitiren AKP ve saray iktidarı yerel seçimlerde de iyi sonuçlar almanın peşindeler. Bunun için başbakanlık yapmış, meclis başkanlığı yapan kişiler yarışa alınmak isteniyor. Yarışa alınacak da ne olacak diye düşünüyorsanız; olacak bir şey yok. Kişi daha üst mevkilerde ne kadar kötü bir performans gösterdiyse belediye başkanı seçilince de aynı kötü performansı misliyle gösterecektir kesin. Bu yüzden de yerel seçimlerde kim nereye gösterilecekmiş gerçekten de işçilerin, emekçilerin kısaca halkın çok da derdi değil. Değil, çünkü asgari ücretin bizzat TÜRK-İŞ’in ağzından işçiler adına 2000 TL olması zar zor isteniyor da bunu bile işverenler ve devletin temsilcileri çok görüyorlar. Oysa oturup yaşamı ne kadar çekilmez hale getirdiklerini bir düşünseler kafaları milyonlarca yurttaşımızın nasıl geçindiğine yatar mı o da başka bir vurdumduymazlık bize sorarsanız. Kendileri asgari ücretin 10 kat ve hatta çok çok daha fazlasını alanlar nereden bilecekler ki yaşamını çekilmez kıldıkları milyonların halini değil mi? Belki de kendilerinin bu kadar maaş alıyor olmalarını hak ettiklerini de düşünebilirler ama bir ölçüye vurduğumuzda ıssızda bir alıç ağacı kadar bile memlekete hayırlarının olmadığını da bir türlü anlamazlar niyeyse.

Kafamızı ne yana çevirsek dert, ne yana baksak yalan dolan dolu. Recep Tayyip Erdoğan ülkenin en tepesinde oturuyor, oturuyor da ne ülkeden haberi var ne de ülkenin geleceği kendisini ilgilendiriyor. Neymiş efendim; buğday ve arpa dışalımı yapılaması için talimat vermiş. Öyle ya bazı fırsatçılar fiyatları arttırıyormuş. Bu yüzden de dışalım yapılacakmış. Senin ülken tahıl ambarı olsun, istenirse dünyanın tahılı yetiştirilsin ama bunlara boş verilsin özetle tarım öldürülsün isteniyor. Öyle bir Tarım Bakanı atanmış ki pancarda sorunun hem olduğunu söylüyor hem de olmadığını. Bir de ne görelim pancar alımı özelleştirmelerden kaynaklı nedenlerle pancar çiftçinin elinde kalmış. Üstüne de kar yağmış. Çiftçi hem konuşuyor hem de çektiği videonun bir televizyon kanalında yayınlanmasını istiyor. Bu haberleri görüyoruz ve içimiz acıyor. Aynı olay Maraş’ın bir ilçesinde geçmiş. Bu kez de başka bir ilçesinde benzeri söz konusu. Birileri, belli ki AKP’li onlar da çıkmışlar, devletimiz elinden geleni yapıyor diyorlar.

Uzatmayalım AKP ve saray aklı ülkeyi öyle bir noktaya getirmiş ki uçurumun kıyısında desek yeri.

Şimdi de bu koşullarda seçimlere gidiliyor. Başbakanlık yapmış kişi, meclis başkanlığı yapmış kişi ve bilcümle AKP’nin ağır topları aday olacak gibi görünüyor ama kazanırlar mı, gerçekten de zor. Hatta Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’a kendisi aday olsa kazanır mı o da gerçekten çok zor. Bu yüzden de halkın gözünde itibar yitirmiş olanlar yeniden cumhur ittifakını diriltmek için bir araya gelmişler ama yeniden eski havalarını bulurlar mı diye soruyorsanız neredeyse olanaksız gibi…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA