turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SEÇİMLER ÖNCESİ GOYGOYCULUK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 KASIM  2018

Kim olay ve olgulara nasıl ve hangi pencereden bakarsa baksın doğru şeyler söyler diye bir şey yok. Dünya görüşü sağ, dinci ve faşizan olanların baktıkları pencereden gördükleri şey öz itibariyle bütünüyle insanlığın karşısındadır. Bu yüzden de ülkemizde yaşadıklarımıza baktığımız zaman dudak uçuklatacak kadar ağır olan şeylerle karşılaşıyoruz ve bir goygoyculuktur almış yürüyor.

Örneğin Selahattin Demirtaş niye hâlâ içerdedir ve Selahattin Demirtaş’ın içerde olmasından kim kendisi için nasıl bir siyasi gelecek beklemekte ve de bu konuda ısrarlı davranmaktadır? Hani bir söz vardır, derler ki bozuk bir saat bile günde bir kez doğruyu gösterir. Ancak hepinizin bildiği gibi bizim ülkemizde bazı siyasetçiler o bozuk saat gibi bir kez bile doğruyu göstermiş değildir. Bunun nedenini anlatmak için de kırk dereden su getirmenin gereği yoktur. Bunu yukarıda dile getirdim zaten. Kimse bir görüşü zorunlu olarak savunmak zorunda olmadığı gibi o görüşü savunan kimselere de tuzak kurma hakkını kendinde görmemelidir.

Selahattin Demirtaş belki de şu an içerde olmaması gereken politikacıların başında gelmekte, onun içerde oluşu da kör topal da olsa yine de bir yargı kararına dayandırılmaktadır. Kör topal diyorsam bir gerçeğe parmak basmak istediğim içindir. Çünkü tek sözcükle söylemek gerekirse ülkemizde yargı asla bağımsız değildir. Bağımsız olmayan bir yargının kararları da elbette sonuna kadar tartışılır. Türkiye’de yargı böylesine kötü işlediği için insanlar haklarını Türkiye’nin de taraf olduğu AİHM’de aramaktadırlar. AİHM Selahattin Demirtaş hakkında serbest bırakılma kararı verdiğine göre, Demirtaş bırakılmalıdır. Demirtaş’ı bırakmamak için en yüksek perdeden konuşan kişi bütün yetkileri elinde toplayan Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Nasıl içerde verilen kararlar bunların işine gelmediği zaman uygulamıyorlar ve karar veren yargıçları koro halinde bir köşeye sıkıştırıyorlarsa AİHM için de aynı yöntem kullanıldı ve söylenmeyen söz bırakılmadı. Yetmedi, Selahattin Demirtaş’ın içerde kalması için bir an önce verilen mahkumiyetlerin kesinleştirilmesi için harekete geçildi ki AİHM’in kararı uygulanamasın.

Adaleti hiçe sayarak ülke yönetmeye kalkanların gerçekleri işte budur. Bu yüzden de yukarıda değindiğim gibi bu politikacıların yaşamlarında doğru söylüyor diyeceğiniz bir tek davranışına tanık olamazsınız. Recep Tayyip Erdoğan ne söylerse söylediğinin tersi oluyor. Ekonomik kriz yok diyor, oysa bir bakıyorsunuz ki krizin daniskası var. Ekonomi altüst olmuş, işsizlik, yoksulluk, vurgun talan birbirini izliyor. Bu gelişmeyi ise Erdoğan topladığı yandaşlarına şöyle seslenerek etkisini azaltmaya çalışıyor. “Sizin dolarınız varsa bizim Allah’ımız var.” Bütün bunlar tamam da ya herkesin hain, terörist yerine konularak politika yapılmasına ne buyrulur? Elinizi nereye atsanız elinizde kalıyor. Neymiş efendim ülkenin bazı aydın kesimleri ülkenin kaymak tabakasıymış. Ne güzel saptırma değil mi? Son 16 yıl içinde köşeyi dönüp milyarlarla adeta top oynayanlar ise halk olarak bu ülkenin insanlarına anlatılmaya çalışılıyor.

Biz yazmaktan bıktık. Adaletsizlikler ve hak hukuk tanımazlık öyle üst boyutlarda ki adamlar Artvin’de susuz dereye HES yaptırmak için harekete geçmişler konu davalık olunca da kimse yargıyı falan takmamış HES’i bitirivermiş. İş böyle olunca da kimin gözü Selahattin Demirtaş’ı görür ki? İrade yatacak dediyse yatacak işte. Ancak bu konuda duyarsız kalmak ve şovence düşünceler ileri sürerek ortalıklarda fır dönmek de doğrusu hiç mi hiç aklın alacağı şey değildir. Hele böylelerinin içinde sözde kendilerine solcu diyenlerin bulunması ise hiç mi hiç kabul edilemez.

Belediye seçimleri gelip çattı ya AKP ve MHP için neler yapılması gerekir ki halka ne kadar vatansever olduklarını kanıtlayabilsinler. Bu yüzden de önceki gün yeni bir tutuklama dalgası geldi. İçlerinde tanıdığımız tanımadığımız pek çok kimse var. Sizce bütün bunlar olağan şeyler midir? Ya da ne bileyim Kavala’yı Gezi gösterileri planlayıcısı ve Soros’un adamı olarak niteleyip içerde tutmak da neyin nesidir? Haydi diyelim ki Kavala Soroscudur ya Soros’un kendisiyle masada birlikte yemek yiyenler necidir acaba? Bu tür ilişkiler birileri için suç birileri içinse başka bir anlam mı taşır?

Uzatmayalım her fırsatta beka sorunu diye başlatılan, en şoven politikaları getirip getirip kitlelerin burnuna dayayan bir iktidardır asıl beka sorununu yaratan. Bu yüzden de sürgit bu politikalarla iş tutanlar öyle bir gün gelir ki hiçbir yaptıkları iş dikiş tutmaz ve kendileri batıp gider tamam da bu ülkenin halkına çok yazık olur çok.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA