turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÇANKAYA’NIN ŞİŞMANI İŞÇİLERİN DÜŞMANI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 KASIM  2018

Biliyor musunuz bir zamanlar Süleyman Demirel için neler denmezdi neler. Kapitalizmi savunduğu ve işçilere ve emekçilere zor bir yaşamı reva gördüğü için “Çankaya’nın şişmanı, işçilerin düşmanı” diye mitinglerde, toplantılarda sloganlar atılırdı. Atılırdı da Süleyman Demirel kendisine karşı bu sloganları atanlar için bir kişiye dahi dava açmış değildi. Bir başka deyişle bir hoşgörü adamı da diyebiliriz Demirel için.

Burada bir anımı anlatmam zorunlu oldu. Yenişehir Sağlık Koleji’ndeyken bir grup arkadaşla ‘Genç Sağlıkçılar’ isimli bir gazete çıkarırdık. Bu gazetede çoğu zaman gecekondu mahallelerinde ve şimdiki Hıdırlıktepe’de yurttaşlarla söyleşi yapar ve yayınlardık. Her mahallelerine gittiğimizde yurttaşlar da bizi tanır kimisi evlerine buyur eder, kimisi de kahveye bizi çay içmeye çağırırdı. Sanki bizim elimizde sihirli bir değnek varmış gibi bizden hemen her şeyi isterler ve gidin devlete söyleyin bizi de görsünler derlerdi. Bu söyleşileri özellikle ben yapardım. Bir gün mahallenin muhtarıyla da konuşmuş ve haber yapmıştım. Muhtar da benden mahallelerine Sağlık Ocağı kurulmasını istemişti. Yazdım tabi ben bunları. O zaman bizim gazetemiz Sağlık Bakanlığının Ankara’daki bütün birimlerine ulaştırılır, daha çok olumlu kimi zamanlarda da olumsuz tepkiler de aldığı çok olurdu. İktidarda da Süleyman Demirel’in Adalet Partisi vardı.

Okulda epey ünlüydüm, tabi ünüm bakanlıkta da yaygındı. Okul idaresi beni sık sık idareye çağırır, tehdit eder olmadı çeşitli cezalar verirdi. Neredeyse böyle böyle okuldan atılmakla karşı karşıya idim. Ancak ‘Genç Sağlıkçılar’ gazetesini benim dışımda pek çıkarabilecek kimse olmadığı için bu işi benden almış da değillerdi. Bu nedenle de özellikle Hıdırlıktepe’ye sağlık ocağı yapılması için Sağlık Müdürlüğü dahil her yere girip çıkmaya başladım. Uzun çabalarım sonuç vermiş Hıdırlıktepe’ye bir sağlık ocağı açılmıştı.

Bizim okulumuz yatılı okuldu. Sağlık Bakanlığı ile arasında 300 metre ya vardı ya yoktu. Bir gün okul Müdürü bana seni Sağlık Bakanı çağırıyor saatinde orda ol seni çağıracaklar dedi. Endişelendim ama saatinde de oraya gittim. Şöyle düşünüyordum; Sağlık Bakanı bizzat okuldan beni kendisi atacak. Bakan’ın kapısının önünde bekliyorum. Tam saatinde kapıcı içeri girmemi söyledi. İçeri girdim selam verdim, ayakta beklemeye başladım. Bakan da elinde mektup açacağı ile bir şeylerle oyalanıyordu. Sonra yüzüme baktı; “sen Turgut Koçak mısın” dedi. “Evet” dedim, beklemeye devam ettim. Eğildi çekmeceden bizim çıkardığımız gazeteyi çıkardı. İlk sayfasını masanın üstüne yaydı, baktım Hıdırlıktepe Sağlık Ocağı’nın resmi olan gazete sayısı. “Tamam” dedim kendi kendime. Bakan benim komünistliğimden başlayacak, sen üstüne vazife olmayan şeylere niye karışıyorsun deyip bana okuldan atıldığımı söyleyecek.

Öyle olmadı. “Biliyor musun bakan olarak ben bile kaç kez oraya sağlık ocağı açılmasını ilgili birimlere ilettim bugüne kadar yapılmadı. Sen bu işi nasıl başardın bilmiyorum ama iyi etmişsin. Benim için komünistliğinin falan da bir önemi yok, böyle bir öğrenci okuldan atılmaz ancak ödüllendirilir” dedi. Kısa bir sessizlik oldu. “Şimdi okula git, derslerine iyi çalış, inandığın yolda da yürü, bu ülkeye senin gibi gençler gerekli” dedi.

Bakanın odasından çıktım, gerçekten de çok şaşkındım. O gün bu gündür yaşadığım pek çok olay gibi bu olayı da unutamadım. Kafamda hep tarttım nedenini bulmaya çalıştım. O dönemin yöneticileriyle şimdiki yöneticileri de sürekli kıyaslayıp sonuçlar çıkarma yollarını aradım. Gördüm ki o günkü yöneticilerde yine de bir cumhuriyete bağlılık, bir ülkeye iyi şeyler yapmak ve yurttaşların mutlu olmasını isteyen bir idealistlik vardı. Bu yüzden de bakan bana öyle davranmıştı.

Oysa bugüne baktığımızda bu tutum ve davranışların zerresini bile görememekteyiz. Çünkü zihniyet çok ama çok değişti. Bu yüzdendir ki Recep Tayyip Erdoğan olur olmaz şeyler yüzünden binlerce yurttaşa hakaret davası açtığı gibi kimsenin gözünün yaşına bakmadan harcanmasını düşündüğü kimseleri de harcayıp geçti. Geçmeye de devam ediyor.

Hiçbir dönemde bu iktidar döneminde olduğu gibi iş cinayetleri yaşanmış değildir. Bunun altında da işçilerin ölümüne çalıştırılması, hiçbir güvenlik tedbirinin alınmamış olması ve hızlı iş bitirme ve politik şansı yükseltme isteği var. Dün Kuzey Marmara Otoyolu’nun Gebze’den geçen kesiminde viyadük çöktü ve işçiler çöken betonun altında kaldılar. Bu olayın bile haber yapılıp tartışılmaması için öğrendik ki haber yasağı konmuş. Benzer aklınıza ne gelirse iktidar hemen haber yasağı koyarak olup bitenlerin tartışılıp yurttaşların bilgilenmesini engellemek istiyor. Sizin anlayacağınız her şeyin önüne bir demir perde çekip kapalılık getiriyor.

Hani kendi kendime soruyorum da Demirel; “Çankaya’nın şişmanı, işçilerin düşmanı”ydı da peki, bunlar ne nedir acaba bir sözü olan var mı?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA