turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MEMUR-SEN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 KASIM  2018

Olağan koşullarda Memur-Sen diye bir örgüt kesinlikle olmazdı.

İktidarın koltuğunun altında korunup kollanan ve hatta beslenen Memur-Sen zorla, gerektiğinde tehditle sendikaya üye kaydedip en büyük üye sayısına sahip sendika oldu. Bu yüzden de istediği gibi at oynatıyor, iktidarın dediği çizgiden milim bile ayrılmayıp çalışanların haklarını hiçe sayarak bazen de iktidardan da geride haklar isteyerek kamu çalışanlarına en büyük ihaneti yapıyor. Ülke sorunları ile ilgili bu sendika ne zaman ortaya çıksa görüyoruz ki en gerici, en dinci ve faşizan istekler bu sendikadan geliyor.

Yukarıda söylediğimiz gibi demokrasinin işlediği bir ülkede bu tür sendikalar değil örgütlenip masaya oturmak küçük bir azınlıktan öteye gitmezler gitmesine de iş 16 yıllık AKP ve saray iktidarının politikaları nedeniyle bir de bakıp görüyoruz ki en büyük sendika olup çıkmışlar. Bu sendikanın sadece yürüttüğü politikalar değil sakat olan. Bu sendika aynı zamanda da eline geçirdiği mali olanaklarla kısa sürede çalışanlar sendikası olmaktan çıkmış diyebiliriz ki neredeyse bir holding görüntüsü veriyor. Yolu düşenler görmüşlerdir. Kazım Karabekir Caddesi’nde öyle bir bina yaptırıyorlar ki benim diyen holdingler yaptıramaz. Bu yüzden de bu sendikanın kasasına giren para çalışanlardan kesilen aylıklardır tamam da nereye ve nasıl harcandığı da kesinlikle bir muammadır.

Evet, işte bu sendika kalkmış iktidarla yapılacak pazarlıklarda kendisinin dışında masada hiçbir sendikanın olmasını istemiyor. Yani diğer kamu sendikalarını boşuna koltuk işgal edecekleri yolunda eleştirerek masada bir tek kendisi olsun istiyor. Sanki diğer sendikalar yokmuş gibi davranan bu besleme sendika tek başına isteklerini hazırlayıp AKP’ye iletiveriyor. Daha da ileri giden Memur-Sen’in Genel Başkanı Ali Yalçın, “Nasıl muhalefetteki siyasi partiler masaya oturamıyorsa, yetkili olmayan konfederasyonlar ve sendikalar da masayı dışardan takip etmeli. Koltuk işgal etmemeliler” diyor. Yani sözü geçen Memur-Sen iktidarla al takke ver külah memurları satmaya karar vermiş bulunuyor. Bu yüzden de iktidarın işini nasıl kolaylaştırırımın peşinde.

Her dönemin kazananları vardır. Kim iktidardaysa onun borusunu çalanlar elbette çoktur. Memur-Sen de tam da böyle bir sendikadır. Yani cambazdır. Cambaz demişken bir öyküyü anlatmak zorunlu oldu. Bunun filmi de yapılmıştır.

Adamın biri sürekli bankaya gider para yatırır. Bir gün banka müdürü ile odasında sohbet ederken banka müdürü merakından sorar; “Siz sürekli gelip para yatırıyorsunuz, bildiğim kadarıyla herhangi bir işle de uğraşmıyorsunuz, sahi bu paraları nasıl kazanıyorsunuz, ne iş yaptığınızı merak ediyorum diyor. Adam gayet pişkin, “ben hep kazanırım” deyince, müdürün ısrarı üzerine bahisçi olduğunu kendisinin de bu yüzden cambaz olarak ünlendiğini söyler. Bu kez banka müdürü; “insan her bahisi kazanamaz ki” der ve adamı biraz daha deşeler. Adam da ısrarla; “ben hep kazanırım” diye karşılık verince, “nasıl” diye sorar banka müdürü.

Cambaz söze başlar. “Ben bahse girerim, her bahsi de kazanırım. Şimdi sizin saçlarınız maşallah simsiyah” deyince, banka müdürü de; “anadan atadan gelme” diye böbürlenir. Cambaz adam sözü yine alır ve “sizin saçlarınız simsiyah ya bir ay içinde öyle bir yerinizden bir kıl çıkacak ki bembeyaz olacak” diye üsteler. Banka müdürü ayak diretir, cambaz adam ayak diretir. Sonunda banka müdürünü 10 milyon bahse cambaz adam ikna eder. Koşulu da bir ay sonra bir bilirkişi ile gelecek ve müdürün kıçındaki kılın beyaz olup olmadığını kontrol edecektir. Banka müdürü olmazlandıysa da sonunda ikna olur cambaz adam da çıkıp gider.

Cambaz adam tam bir ay sonra aynı gün ve saatte yanında bilirkişi ile banka müdürünün yanına damlar. “Biz geldik müdür bey, şimdi kontrolümüzü yapalım mı” der. Müdür ıkına sıkına “olur” deyip içeri geçerler. Bilirkişi muhtardır, kontrol eder ve beyaz kıl olmadığını görür. Dışarı çıkarlar, muhtar çantayı bırakıp büyük bir moral bozukluğu ile kendisini dışarı atar. Müdür gördün mü der, her zaman kazanılmıyormuş, ben size söyledim ben kazanırım diye” der.

“Evet” der Cambaz adam; “kazandınız” der, para çantasını açar bu çantanın içinde tam 20 milyon var. 10 milyonu benim 10 milyonu da senin, gördüğünüz gibi ben hep kazanırım” deyince; müdür iyice meraklanıp bu işin nasıl olduğunu sorar.

Cambaz adam da der ki “ben muhtarla bahse girdim, sana banka müdürünün kıçını göstereceğim dedim, o da mümkün değil olmaz böyle bir şey deyince, 20 milyonuna bahse girdim. 10 milyonu senin, 10 milyonu gördüğünüz gibi benim, ben hep kazanırım” der.

İşte Memur-Sen hesabı cambaz adam hesabıdır. Her devirde kazananlardan oluşan bir çıkar organizasyonudur ki böylelerini her daim bulmak olasıdır. Yarın iktidar değişsin daha olağan bir ortam söz konusu olsun Memur-Sen’in koridorlarında dolaşan bir tek insan bile bulamazsınız. Onlar ışık hızıyla yeni bir yere kapağı atarlar ve tezgâhı da kurarlar.

Bizim işimiz gerçekten de çok zor.

Ayağımıza çelme takan o kadar çok cambazla mücadele etmek zorundayız ki bunu bilelim de eğitimde gerici uygulamalar için bakanlığa öneri götüren, şeriat isteğini iktidara ileten cambazlara bir yerlere kapağı atma fırsatı vermeyelim…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA