turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DOĞA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 KASIM  2018

İnsan nasıl bir şey? Neden bu kadar kıyıcıdır acaba? Niye hep keser gibi kendine yontar da testere gibi bir sana bir bana demekten uzak durur? Ya da çağlar boyu kanına işleyen bu kıyıcılık nasıl temizlenebilir?

Bu tür akıl yürütmeleri çoğaltabiliriz.

Ancak gerek yok. Şimdi bir düşünün, ülkemizde kimilerinin yok dediği milyonların da canında kanında duyumsadıkları ekonomik kriz yok diyenler için niye yoktur var diyenler için niçin vardır dersiniz?

Yok diyenleri anlıyoruz. Çünkü yönetemez konuma düştükleri için halkın bir gün kendilerini sallayıp sırtlarından atacaklarını düşündükleri için beceriksizlikleri ortaya çıkmasın diye sonuna kadar olup bitenleri yadsıyarak işi götürmek istiyorlar. Bir yandan da halka sürekli olarak çağrıda bulunup aynı gemideyiz, batarsak hep birlikte batacağız diye konuşup duruyorlar. Gerçek o ki kapitalist sistemin bu tür bunalımlarının faturası hep geniş emekçi yığınlarının üstüne yıkılır ve her bedel onlara ödetilir. Yığınlar açlıkla, yoksullukla, işlerini yitirmekle karşı karşıya kalırlar ama bu sermaye kesimlerine çok da bir şey olmaz. Battıkları söylenen kesimlerin bile yaşamlarını yakından izleyin hiçbiri işçiler ve emekçiler gibi yaşamak zorunda kalmazlar. Dolayısı ile kapitalist sistem hep sermaye güçlerinin çıkarına işlerken işçilerin emekçilerin de canına okur.

Bu denli vicdanlarını karartanların insanlar işsiz kalıyormuş, açlarmış, yoksulluktan belleri bükülmüşmüş çok da dertleri bile değildir. Ve sermaye güçleri her fırsatta kendi yarattıkları krizlerde bile daha da zenginleşip kodamanlaştıkça kodamanlaşırlarken karşılarında yer alan sınıf ve tabakaların ise yaşamları zindan olur.

Ne diyordu işçi sınıfının büyük öğretmeni Karl Marks?

"Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser."

Şimdi sözü niye buraya getirdik kısaca biraz da bu konu üzerinde duralım. Ülkemizde dağlarımızı, ovalarımızı, denizlerimizi, ırmaklarımızı, göllerimizi, kentlerimizi salt para kazanmak uğruna yok olmakla karşı karşıya getirenler kimlerdir? Zenginler. AKP ve saray iktidarı da onların çıkarlarını savunan bir iktidar olduğu için ne insan ne de doğa bunların elinde soluk bile alamaz hale getirilmiş durumda. Konu ile ilgili duyarlı çevre ve doğa savunucuları az kavga vermediler. Bütün bunlara karşın iktidar da gün geldi ne yargı kararı tanıdı, ne iktidarı bilimsel raporlar durdurdu ne de halkın tepkisiyle geri adım attılar. Para için vurup geçtiler. Yargı mı engel, yargıyı etkisiz ve yandaş hale getirdiler. İnsanlar tepki mi koyuyor, güvenlik güçlerini üstlerine saldılar, olmadı tutup içeri attılar. Yani sizin anlayacağınız kapitalistlerin ve onların iktidarlarının kıyıcılığı salt insanlara yönelik değildir. Bunlar doğanın da işini bitirip insanlığın geleceğini karartmaktan bile çekinmiyorlar. Bakın şu Ergene nehrine çamur bile akmıyor zehir akıyor zehir. Dünyanın en büyük oksijen kaynağı Kaz dağları kelleştirilmiş. Karadeniz’in güzelim çaylarının önü bağlanıp yaban hayatı ve insanların geçim kaynakları bir avuç para babası para kazansın diye yok edilmiş. Yol yapıyoruz denilerek ormanlarımıza, denizimize kıyılmış. Adamlar olmayacak yere orkinos üretim alanları kurmuşlar. ÇET raporu alınmadığı için geri çevrilmiş ama kitabına uydurulup ÇET raporu alınıp denize zincir vurulmuş. Yani sizin anlayacağınız güzelim ülkemiz, güzelim ülkemizin ırmakları, denizleri, gölleri, ormanları güzelim kentleri, çayları, dereleri, bunların elinde yok olmakla karşı karşıya getirilmiş. Doğa alarm verse de bunların kılları bile kıpırdamamış, salt soygun için deprem riski büyük ve yıkıcı fay hatlarının üzerine bile yapılar yapılar dikilmiş.

Sözü şöyle bağlayalım. Bolu ‘da bir kadın mantar toplamaya dağa gitmiş. Bir ayı ile karşılaşmış ve ayı pençeleriyle yaşamını yitirmiş. Peki, yetkililer bu olayla ilgili ne karar verse beğenirsiniz? Ayının itlaf edilmesine yani öldürülmesine karar verilmiş. Acaba bu kararın sonuçları ne olur hiç aklınızdan geçirdiniz mi? Ben söyleyeyim, ayılara karşı acımasız bir kıyım başlatılır ve onların yaşam hakları ellerinden alınır sonra bir de bakarsınız ki artık topraklarımızda yaşayan ayıların nesli tükenmiş. Böyle bir kararı veren kurumu bir düşünün. Bunların bilimden, doğadan, yaşamdan, güzellikten anladıkları söylenebilir mi?

Gerçekten çok acı.

Acı olduğu kadar da AKP ve saray iktidarı sadece insanların sağlığı için değil, yaban hayatı ve doğanın sağlığı ve geleceği için de zararlıdır.

Hem de çok zararlıdır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA