turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SÖZE BAK SÖYLEYENE BAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 ARALIK  2018

Bir zamanlar tosunlarını karşısına alır, salya sümük ver ederdi Recep Tayyip Erdoğan’a. Neler söylemezdi neler. Yolsuzlukların hesabını sormazsam bilmem neyim demişti de Bahçeli’nin bu sözlerini birileri olumlu karşılamış ve hatta Bahçeli’ye soytarıca olmadık payeler vermeye bile kalkmışlardı. Bahçeli Erdoğan’ı kast ederek; suçlamaları sıralayıp böyle bir adamdan ne başkan ne de cumhurbaşkanı olmayacağını ağzını doldura doldura söylemekten an bile geri kalmamıştı. Bizim gibiler Bahçeli’ye bakıp “dur bakalım ne olacak” sorusu sorarken bazı kimseler de Bahçeli’ye övgü düzmekten geri kalmamış, CHP ile sırt sırta birlikte mücadele etmelerini bile savunmuşlardı.

Sonra ne olduysa oldu, Bahçeli’nin birden bire ülkenin bekası ile ilgili sözleri arka arkaya film şeridi gibi geçmeye başladı. Artık durum değişmişti. Bahçeli, Recep Tayyip Erdoğan’ın bilinmedik, duyulmadık yanlarını görüvermiş ve bir an bile ikircikliğe düşmeden peşine takılıvermişti. Hile ve hurda ile Anayasa değişikliği böyle geçirildi. Sonrasında yapılan ilk partili cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Erdoğan cumhurbaşkanı seçilerek muradına ermiş oldu.

Geriye dönüp baktığımız zaman Bahçeli’nin sözleri yenilir, yutulur cinsinden değildi ama herkes aslına dönmüş kağıtlar yeniden karılarak seçimler kazanılmıştı. Sonrasında sadık bir adam olarak Bahçeli, Erdoğan’ın ağzının içine bakmaya başlamış ve hatta AKP’lilerin söylemesi gereken sözleri de üstlenerek AKP’nin işlerini büyük oranda da hafifletmişti.

Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimleri bitmişti ama hemen arkasından da yerel seçimler gündeme gelip çatmıştı. MHP’nin bu haliyle hemen hiçbir yerde seçimleri kazanması olası olmadığı için Bahçeli o yana kıvırmış, bu yana kıvırmış sonra da cumhur ittifakının devamında karar kılarak Erdoğan’la yeniden görüşerek iş bağlamaya başlamışlardı. Recep Tayyip Erdoğan’da biliyordu ki belediye seçimleri çantada keklik değildi. Hele MHP’yi de elinden kaçırırsa Ankara, İstanbul, Mersin, Antalya, Denizli, Adana ve daha pek çok il ve ilçede seçimler yitirilebilir, toplum katında bulunduğu koltuk zora girebilirdi. Bu yüzden de Bahçeli ile görüşüp pürüzleri gidermeye önem verdi ve Bahçeli’den de istekler gelmekte gecikmedi. Hiç kuşkusuz Recep Tayyip Erdoğan’ın eli mahkumdu Bahçeli’nin her istediğini vermese de bazı isteklerini karşılayarak sonucu lehine çevirebilirdi, ilk görüşmelerden ortaya çıkan sonuçlar da bu yönde oldu.

Artık Bahçeli’yi kimse tutamazdı. Ona göre beka sorunu bitmiş, barış görüşmeleri çoktan gömülmüştü. Bu yüzden de eli rahatmış gibi davranarak Bahçeli de tıpkı Erdoğan gibi herkesi terörist, hain, bozguncu görür olmuş bunu da her fırsatta dile getirmeye başlamıştı. Her Salı günü ağdalı sözlerle yazılmış olan grup konuşmasında veryansın edip tosuncuklara da gerekli gazı verebilir, havasına bakılırsa bu yöntemle parti olarak kârlı da çıkabilirdi.

Son grup toplantısında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ağzına doladı. Kılıçdaroğlu Alman gazetelerine yazı yazmış, ülkede demokrasinin olmadığını, demokrasi güçlerinin yalnız bırakıldığına dair görüşler ileri sürmüş sonra da demokrasi karşıtları ile ilericilerin mücadele edeceği yolunda görüşler belirterek görüşlerini dile getirmişti.

Bahçeli durur mu, vay sen misin bu görüşleri dile getiren diyerek grubunda konuşmuş. Hem Kılıçdaroğlu’nu hem de ilericileri tehdit etmeye yeltenerek Kılıçdaoğlu’na tehditkâr bir eda ile “Bak Kılıçdaroğlu” diyerek başladığı sözünü, “kamyon farı önünde tavşana dönersin” diyerek bitirmiş, ilericilere atfen de gerici olduğunu ilan edivermişti.

Daha önce Recep Tayyip Erdoğan için söylenen sözler yön değiştirmiş, sıra böylece iktidarın dışında kalan partilere gelmişti. Bahçeli’nin sözleri kimilerince vay anasına diye karşılansa da öz itibariyle dipten doruğa ülke zararına ve bölücü ve ayrıştırıcıydı. Hani derler ya huylu huyundan vazgeçmez diye, Bahçeli denilebilirdi ki tıpkı 12 Eylül öncesi partilerinin işlediği katliamlara geri dönme hevesindeydi, bu yüzden de dilinin kemiği yoktu, ağzına ne geliyorsa söylemekten çekinmiyordu. Öyle ya bunlar önlerine kim gelirse ezip geçecekler, kimilerini de kamyon farı önünde tavşana çevireceklerdi. Yani bu tehditler karşısında kalan milyonlarca kişi ise ellerini bağlayıp cellatlarını kuzu kuzu kabul ederek sonlarına razı olacaklardı.

Bu yüzden Bahçeli’nin söylediği söze bakın, söylenen sözlerin ucunun nereye dokunacağına karar verin ki kim hangi koltukta oturursa otursun, kendisini ne sanırsa sansın bu sözleri söylemeye hakkı olmadığını öğrensin. Diyelim öğrenmek niyetinde değil, o zaman da sonucuna katlanıp otursun oturduğu yerde.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA