turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DİYANET VE SALTANAT

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 ARALIK  2018

Diyanet neredeyse günümüzde saltanat dönemindeki gibi davranmakta, Diyanet’in başına getirenler de laikliği hiçe sayıp kendilerini şeyhülislamın yerine koymaktadırlar. Gerçekte yaşamımıza hiçbir katkısı olmayan Diyanet her ne hikmetse yaşamımızın içinden hiç çıkmamakta bir başka deyişle yaşamımızın içine etmektedir.

Bugüne kadar sağ iktidarlar aracılığı ile Diyanet ülke yönetiminde söz sahibi edilmiş, verilen her ödün sonrası ise Diyanet hemen her işimize karışır hale gelmiştir. Diyanet’teki bu gelişme 16 yıllık AKP ve saray iktidarı döneminde ise bir patlama gerçekleştirerek sınırlarının çok ama çok ötesini zorlar olmuştur. Bunları söylerken sayısız örneklerle başınızı ağrıtmak istemeyiz. Diyanet İşleri Başkanı Eli Erbaş neyin ne olduğuna dair en çarpıcı örnek olarak karşımızda durmaktadır. Elbette Ali Erbaş’ın bu tutum ve davranışlarını saray iktidarından bağımsız olarak ele alamayız ancak bir iki çarpıcı örnekle Diyanet’in içinde bulunduğu çıkmazı da iktidarın çıkmazını da özetlememiz olasıdır.

Birinci örneğimiz; püsküllü Kadir Mısıroğlu ile ilgilidir. Kadir Mısıroğlu’nu bu ülkede bilmeyen tanımayan yoktur. O püsküllü ki “keşke Kurutuluş Savaşı’nı Yunanlılar kazansaydı” diyen adamdır. İşte bu adam AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eski Genelkurmay Başkanı şimdi Milli Savunma Bakanı olan Hulusi Akar, son olarak da Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından ziyaret edilip hali hatırı sorulmuştur. Konu kendisine sorulduğunda ise Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş bu ziyareti insani bir göreve bağlayıp bitirmek istemiştir. Ancak Erbaş'ın bu tutumu da hiçbir zaman unutulmamış unutulmayacaktır da.

İşte ülkemiz için sadece bir karadelik işlevi gören Diyanet’in başkanı bir çam daha devirmiş, çam devirirken de söyledikleri sözlerle IŞİD’ı bile gerilerde bırakacak bir görüş ve anlayışa imza atmıştır.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş şöyle bir açıklamada bulunarak bir kez daha bölücü, parçalayıcı ve insanlarımızı birbirine düşmanlaştırıcı bir yol izlemiştir. Erbaş’a göre; Ku’ran’la birlikte olmayan çocuklar şeytan veya şeytani insanlarla beraberdir. Kur’an’ın girmediği kalp karanlık bir kalptir.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın dile getirdiği düşünceler yoruma açık olmayacak denli ortadadır ve hem başka inançlardan olanları hem de kendileri gibi inançlarını yaşamayan ama Müslüman olanları doğrudan hedef alan bir açıklamadır ki bu açıklama hukuk nezdinde ve laik devlet anlayışında suçtur ve böyle bir açıklama yapan kişi yargı önünde hesap vermelidir.

Ancak sizler de biliyorsunuz ki, daha önce Püsküllü Kadir ziyaretine sahip çıkanlar Erbaş’a bu konuda da kesinlikle sahip çıkacaklar ve bu vahabi inancına göre davranan kişiyi koruma altına alacaklardır.

Diyanet Başkanlığı emrinde görev yapan 110 binin üstünde personelinin ve kaç icracı bakanlıktan daha fazla bir bütçesi olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Vakıftı, dernekti çeşitli bağışlarla gelen ve hesabının verilemeyeceği paraları resmi rakamların dışında tutuyoruz. İşte bu kurum bugün ilk kurulurken sözü edilen özelliklerini tamamen yitirmiş, bir siyasi anlayışın emrine girerek camilere siyaset taşıyıp binlerce görevlisini de siyasi bir partinin militanı haline getirmiştir ki bu anlayış kabul edilip susulacak bir anlayış asla değildir. Bizlerin vergisinden maaşları ödenenler, kalkıp da bizleri tehdit edemezler. Geçmişte laikliğin gereği gibi algılanıp kurulan bu kurum gerçek asli işlevine dönmüş günümüzde ise kesinlikle bir işlevi kalmamıştır. Hem kimse de böyle bir anlayışla ülkenin tepesinde değirmen taşı döndürmeye kalkamaz, kalkmamalıdır da.

Din bezirgânlarının marifetleri bunlarla mı sınırlıdır?

Değildir. Bakın kendisinin özel kolejleri olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk nasıl bir uygulamaya onay vermiş bir kişi olarak karşımızdadır. Ensar Vakfı’nı anlatmamıza gerek yok. Ülkemizde çocuklara tecavüzle gündeme gelen bu vakıf Milli Eğitim Bakanlığı’nın onay verdiği okullarımızda Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından imzalanan bir anlaşma ile protokol kapsamında çocuklarımıza “Edep ve Haya” konulu seminerler verecekmiş. Kendilerinde olmayan edep ve haya üzerine ders vermelerine olanak tanıyan siyasi iktidar bu işin baş sorumlusudur elbette ama Ziya Selçuk’a bir önerimiz var. Kendisinin sahibi olduğu kolejlerde de acaba Ensarcılara aynı seminerleri verdirir mi doğrudan kendisine soruyoruz. Eğer verdirmezse niçin emrindeki bakanlıkta bu rezalete izin vermektedir bilmek isteriz. Sayın Ziya Selçuk isterse böyle bir denemede bulunsun kolejinde kaç kişi kalacak göreceğiz.

Şimdi iktidar sizsiniz ya kendinizi ebediyyen kalıcı sanıyorsunuz herhalde. Ancak kalıcı değilsiniz, bu yaptıklarınızın da bir gün hesabının sorulacağını bilmeniz sağlığınıza iyi gelmeyecek ama bilin isterim.

Bana ne ki sizin sağlığınızdan…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA