turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AKLINI SARI YELEKLİLERE TAKANLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 ARALIK  2018

Derler ya ‘tencere dibin kara senin ki benden kara.’ İşte tam da öyle AKP ve saray iktidarı kendi haline bakmıyor ama hasır dokumayı sürdürüyor. Neymiş efendim, Fransız polisi ‘Sarı Yelekliler’e ağır şiddet uyguluyormuş. Böyle bir şiddet kabul edilemezmiş. Hemen arkasından da başka bir terane yandaş basında; çığırtkanlar başlıklar atmışlar, ‘Sarı Yelekliler vandallığı” diye. Sizin anlayacağınız iktidar bir davuluna bir kasnağına vurduğu için daha tarafını tam olarak belirlemiş değil. Gezi gösterileri ve daha pek çok başka nedenle Fransa’daki iktidara kızıldığı için hem onlara bakın gördünüz mü, bize diyordunuz sizde demokrasi yok diye, sizde de demokrasi yok demeye getiren çıkışlar yapıyorlar. Diğer yandan da ‘Sarı Yelekliler’in gösterilerinden çok da haz etmedikleri, ne olur ne olmaz ya bize de sıçrar diye düşündükleri için ‘SarıYelekliler’i de arkalamıyor onların gösterilerine de vandallık deyip kestirip atıyorlar.

Önce Fransız polisinin bunca şiddete başvuran eylemi elbette ki eşyanın doğası gereğidir. Çünkü düzeni korumakla görevli olanlar gösterileri bastırmak için kendilerine verilen her emri harfiyyen uygulayacaklardır. Yani şiddetin bu denli gaddar olması kapitalist düzenin olağan işleyişidir zaten. Ancak bir durum var. Bu konuda görüş bildiren AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil bütün reisçiler önce kendi ülkemizde yapıp ettiklerine bir bakmalılar ve öyle konuşmalıdırlar.

Bildiğiniz gibi Aydın’ın İncirliova’ya yakın Kızılca köyü arazilerinde jeotermal tesisleri kurulmak istenmekte, bu tesis kurulduğunda ise Kızılca köylüleri topraklarında tarım yapılamayacağı savıyla çoluk çocuk derinişe geçmiş bulunmaktadırlar. Bu olayla birlikte köylülere şiddet kullanılmış ve basınçlı su sıkılmıştır. Bu olayı protesto eden ve kim bu emri verdi diye soran kadınlara oldukça pişkin ve laubali şekilde yanıt veren vali yardımcısı diyelim ki ben verdim diyor sanki köylülerle dalga geçen bir tutum sergiliyordu. Olaylar sürdü, köylülerin tepkileri dinmedi. Orada bulunan jandarma ve polislere de ders verici tepkiler dile getirdiler. Orada jandarmanın komutanlığını üstlenen başçavuş ben emir kuluyum bana verilen emri yerine getiririm derken o kanun falan bilmediği sanılan köylüler başefendiye kanunsuz emir uygulanamaz yanıtını veriyorlardı.

Neyse Kızılcaköy halkının tepkileri ülkemizde ne ilktir ne de son olacaktır. Ülkeyi babalarının malı gibi talan etmek isteyenler ülke genelinde pek çok benzer olaya imza atmış bulunmaktadırlar. Bulunmaya da devam edecekler, emir kulu buldukları sürece de halkın kolunu büküp zorbalık uygulayarak salt birilerinin kasası dolsun düşüncesiyle kanunsuz emri uygulamaya devam edeceklerdir.

Yani Fransa’da devam eden olaylarla ilgili eğer AKP ve saray iktidarı bir şey söyleyecekse öncelikle kendisine bakmalı hukuk tanımazlığını bir gözden geçirmelidir ki sonra ille de konuşmak istiyorsa öyle konuşmalıdır. Bizler diyoruz ki bu iktidar bağımsız yargıyı ortadan kaldırmış kendi yörüngesine sokmuştur. Kim ki yörünge dışında davranmak isterse yargının neresinde görevli olursa olsun iktidarın yapacakları edecekleri de hazırdır. Bir savcı TSK’da türban olayına karşı çıkan bir dava nedeniyle TSK’da türbanın anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemiş, bu istek her ne kadar Danıştay tarafından reddedildiyse de Recep Tayyip Erdoğan zılgıtı basmaktan geri durmamış, savcıyı kast ederek “sen kimsin” diye seslenip Türkiye’yi daha eski Türkiye olarak görenler var, geçti o günler diyerek bağırıp çağırmaktan kendisini alıkoyamamıştır.

AKP iktidarı etiyle, buduyla bir proje iktidarıdır. Kuruluşu ve iktidara taşınması da hem dış güçlerin işidir hem de dış güçlerin denetlediği geniş liberal kesimlerden yardım olarak kolaylıkla iktidar koltuğuna gelip oturmuştur. İlk geldiği yıllarda liberallerden de büyük destek görerek demokrasi vaatleri havada uçuşmuş, sanki Türkiye’nin cennet olacağı görüntüsü verilerek birçok çevreden pek çok şaşkının da kafası çelinmiştir. İlk günlerde temkinli olan AKP iktidarı bugün geldiği noktada geçti o günler diyecek kadar kendisine güvenir olmuştur. Sonrasında değiştirilen anayasa, çıkarılan kanunlar, gidilen sistem değişikliği vs. ile bugün her kesimin ümüğünü sıkacak gücü kendinde bulan AKP ve Saray iktidarı eğer Fransa için konuşabilecek yürekliliği kendisinde bulabiliyorsa merdivenlerin son basamaklarına kadar tırmandığını düşündüğü içindir. Ama gerçek denilen şeyin öyle bir huyu vardır ki adamı attan indirip eşeğe bindirir. O kadarla da kalmaz yaya yapıldak yürütür. Bu yüzden size diyorum, iktidar ve iktidar çevrelerine; 500 yıllık çınarın bile bir ömrü vardır. Bu ömür bir fiske ile toz olur gider.

Derler ya ‘tencere dibin kara senin ki benden kara.’ İşte tam da öyle AKP ve saray iktidarı kendi haline bakmıyor ama hasır dokumayı sürdürüyor. Neymiş efendim, Fransız polisi ‘Sarı Yelekliler’e ağır şiddet uyguluyormuş. Böyle bir şiddet kabul edilemezmiş. Hemen arkasından da başka bir terane yandaş basında; çığırtkanlar başlıklar atmışlar, ‘Sarı Yelekliler vandallığı” diye. Sizin anlayacağınız iktidar bir davuluna bir kasnağına vurduğu için daha tarafını tam olarak belirlemiş değil. Gezi gösterileri ve daha pek çok başka nedenle Fransa’daki iktidara kızıldığı için hem onlara bakın gördünüz mü, bize diyordunuz sizde demokrasi yok diye, sizde de demokrasi yok demeye getiren çıkışlar yapıyorlar. Diğer yandan da ‘Sarı Yelekliler’in gösterilerinden çok da haz etmedikleri, ne olur ne olmaz ya bize de sıçrar diye düşündükleri için ‘SarıYelekliler’i de arkalamıyor onların gösterilerine de vandallık deyip kestirip atıyorlar.

Önce Fransız polisinin bunca şiddete başvuran eylemi elbette ki eşyanın doğası gereğidir. Çünkü düzeni korumakla görevli olanlar gösterileri bastırmak için kendilerine verilen her emri harfiyyen uygulayacaklardır. Yani şiddetin bu denli gaddar olması kapitalist düzenin olağan işleyişidir zaten. Ancak bir durum var. Bu konuda görüş bildiren AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil bütün reisçiler önce kendi ülkemizde yapıp ettiklerine bir bakmalılar ve öyle konuşmalıdırlar.

Bildiğiniz gibi Aydın’ın İncirliova’ya yakın Kızılca köyü arazilerinde jeotermal tesisleri kurulmak istenmekte, bu tesis kurulduğunda ise Kızılca köylüleri topraklarında tarım yapılamayacağı savıyla çoluk çocuk derinişe geçmiş bulunmaktadırlar. Bu olayla birlikte köylülere şiddet kullanılmış ve basınçlı su sıkılmıştır. Bu olayı protesto eden ve kim bu emri verdi diye soran kadınlara oldukça pişkin ve laubali şekilde yanıt veren vali yardımcısı diyelim ki ben verdim diyor sanki köylülerle dalga geçen bir tutum sergiliyordu. Olaylar sürdü, köylülerin tepkileri dinmedi. Orada bulunan jandarma ve polislere de ders verici tepkiler dile getirdiler. Orada jandarmanın komutanlığını üstlenen başçavuş ben emir kuluyum bana verilen emri yerine getiririm derken o kanun falan bilmediği sanılan köylüler başefendiye kanunsuz emir uygulanamaz yanıtını veriyorlardı.

Neyse Kızılcaköy halkının tepkileri ülkemizde ne ilktir ne de son olacaktır. Ülkeyi babalarının malı gibi talan etmek isteyenler ülke genelinde pek çok benzer olaya imza atmış bulunmaktadırlar. Bulunmaya da devam edecekler, emir kulu buldukları sürece de halkın kolunu büküp zorbalık uygulayarak salt birilerinin kasası dolsun düşüncesiyle kanunsuz emri uygulamaya devam edeceklerdir.

Yani Fransa’da devam eden olaylarla ilgili eğer AKP ve saray iktidarı bir şey söyleyecekse öncelikle kendisine bakmalı hukuk tanımazlığını bir gözden geçirmelidir ki sonra ille de konuşmak istiyorsa öyle konuşmalıdır. Bizler diyoruz ki bu iktidar bağımsız yargıyı ortadan kaldırmış kendi yörüngesine sokmuştur. Kim ki yörünge dışında davranmak isterse yargının neresinde görevli olursa olsun iktidarın yapacakları edecekleri de hazırdır. Bir savcı TSK’da türban olayına karşı çıkan bir dava nedeniyle TSK’da türbanın anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemiş, bu istek her ne kadar Danıştay tarafından reddedildiyse de Recep Tayyip Erdoğan zılgıtı basmaktan geri durmamış, savcıyı kast ederek “sen kimsin” diye seslenip Türkiye’yi daha eski Türkiye olarak görenler var, geçti o günler diyerek bağırıp çağırmaktan kendisini alıkoyamamıştır.

AKP iktidarı etiyle, buduyla bir proje iktidarıdır. Kuruluşu ve iktidara taşınması da hem dış güçlerin işidir hem de dış güçlerin denetlediği geniş liberal kesimlerden yardım olarak kolaylıkla iktidar koltuğuna gelip oturmuştur. İlk geldiği yıllarda liberallerden de büyük destek görerek demokrasi vaatleri havada uçuşmuş, sanki Türkiye’nin cennet olacağı görüntüsü verilerek birçok çevreden pek çok şaşkının da kafası çelinmiştir. İlk günlerde temkinli olan AKP iktidarı bugün geldiği noktada geçti o günler diyecek kadar kendisine güvenir olmuştur. Sonrasında değiştirilen anayasa, çıkarılan kanunlar, gidilen sistem değişikliği vs. ile bugün her kesimin ümüğünü sıkacak gücü kendinde bulan AKP ve Saray iktidarı eğer Fransa için konuşabilecek yürekliliği kendisinde bulabiliyorsa merdivenlerin son basamaklarına kadar tırmandığını düşündüğü içindir. Ama gerçek denilen şeyin öyle bir huyu vardır ki adamı attan indirip eşeğe bindirir. O kadarla da kalmaz yaya yapıldak yürütür.

Bu yüzden size diyorum, iktidar ve iktidar çevrelerine; 500 yıllık çınarın bile bir ömrü vardır.

Bu ömür bir fiske ile toz olur gider.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA