turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TSİP 11 GENEL KURULU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 ARALIK  2018

Türkiye Sosyalisti İşçi Partisi’nin 23 Aralık 2018 günü 11. Genel Kurulu dün tamamlanmış, kurulumuz ülke ve dünya sorunları üzerinde görüşlerini dile getirerek partinin örgütlenmesini daha da hızlandırma kararı alınarak kongremiz kararlı bir şekilde bitirilmiştir.

Bu kongre sonrası hiç kuşku yok ki TSİP çalışmalarını çok daha hızlandıracak ve sosyalizm için mücadelesini daha da yükseltecektir. Önemli olan partinin ideolojik ve örgütsel birliği olup bu kararlı duruş sınıf ile de kaynaştırılabilirse ki önümüzde başka bir seçenek de söz konusu değildir. İşte o zaman partimiz çok daha önemli gelişmelerin hem öznesi olacak hem de ülkemizin işçileri ve emekçileri arasında saygın yerini alacaktır.

Kongremizde de işaret edildiği gibi bu ülkenin işçilerine, emekçilerine, gençlerine, aydınlarına, sanatçılarına ve geniş halk yığınlarına iktidar tarafından kapsamlı bir baskı ve yıldırma politikası uygulanmaktadır. Bu yüzden işçi grev ve direnişleri yasaklanmakta, sendika önderleri tutuklanarak cezaevlerine atılmaktadır. Bugün mevcut iktidardan sermaye güçleri çok memnundur. Çünkü iktidar her zaman sermayenin yanında yer almış, işçilerin, emekçilerin hak arama mücadelesinin karşısına dikilmiştir. İşte bütün bu baskılara karşın, bilinen bilinmeyen pek çok işçi direnişine tanık olunmaktadır. Ancak yeterince etkili olunamamasının nedeni ise işçiler arasında yeterince sınıf kardeşliği ve dayanışmasının kurulmamış olmasıdır. Daha da önemlisi mevcut durumda çeşitli sendikalar salt kendi işlerine bakmakta, işçilerin doğası gereği dayanışmasının önü bir şekilde kesilmektedir. Bu yüzdendir ki 11. Genel Kurulu’nu tamamlamış olan partimizin işçilerin birliğinin sağlanması ve karalı bir dayanışma ağının örülmesi için partimiz elinden geleni yapacaktır.

Öte yandan çiftçi üreticilerimizin durumu da işçilerin yaşadıklarından çok daha iyi değildir. İşçilerin ürettikleri malların hemen tümü bugün fahiş Fiyatlarla pazarlarda tüketicilere sunulurken ne yazık ki çiftçilerimizin cebine ayakta kalacakları kadar bile para girmemektedir. Bir başka söyleyişle iktidar çiftçileri uyguladığı tarım politikalarıyla bitirmiştir. Tarım ürünleri konusunda dışalıma hız veren iktidar sistemli bir şekilde ülkeyi gıda alanında da dış ülkelere bağımlı hale getirmiştir. İş yerli üreticilerin desteklenmesine gelince ortada dikkate değer hiçbir adımın atılmadığı görülmektedir.

Ülkemiz gençlerine güvenmeyen iktidar gençliğin tepesinde Demokles'in kılıcı gibi sallanan bir politika izlemektedir. Bu yüzden de gençlik; özellikle de üniversite gençliği iktidarın ağır bir baskısıyla karşı karşıyadır. Bugün bilim yuvaları olması gereken üniversitelerimizde ne yazık ki hurafelerin öne geçtiği bir eğitim anlayışı egemen hale getirilmiş ya ad getirilmek istenmektedir. İlk, orta ve lise eğitim sistemimiz de dini baskıların giderek ağırlık kazandığı birer imam hatiplere dönüştürülme çabasıyla karşı karşıyadır. Öyle ki bu tür yaklaşımlardan anaokulları bile payına düşeni almaktadır.

Özetle söylemek gerekirse gençliğimiz ‘BİR SALAVAT DA SEN ÇEK’ kafası ile teslim alınmak istenmektedir. Bu yüzden de gençliğin her çıkışı polis baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Aynı baskılar ülkenin gazetecilerine, sanatçılarına, aydınlarına ve kadınlarına da ağır bir şekilde uygulanmaktadır. Bugün bu yüzden pek çok gazeteci içerde ya da yargılanmakla karşı karşıyadır. Yandaş sözüm ona sanatçılar dışında kalan, Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle demokrasiden, aydınlıktan ve sosyalizmden yana bütün sanatçılar sanatçı müsveddesidir. Ne söylenirse kendine söylendiği varsayımı çıkarılarak yargıya çağrı yapan Erdoğan, yargıyı göreve çağırıp; “bedelini ödeyeceklerdir” diyebilmektedir.

Son olarak Arena programında görüşlerini belirten sanatçı Metin Akpınar ve Müjdat Gezen de görüşlerini dile getirdikleri için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrılmışlardır.

Erdoğan’ın konuşmasının hemen arkasından harekete geçen savcıların yaptıkları ortadadır. Bu son olay da en az daha öncekileri kadar tehlikeli bir ortam yaratmakta, muhalif herkesin susturulacağı yönünde bir algı yaratılarak herkes susturulup korkutulmak istenmektedir. Hem bu yönetimin baskı ve yıldırma girişimleri önümüzdeki günlerde daha da artacağa benzemekte, 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerine kadar artarak süreceği görülmektedir.

Bütün yukarıda belirttiğim ve de belirtmediğim gerçekler göz önüne alınırsa ülkemizde geniş bir kesimi nasıl bir tehlikenin beklediği de gözler önündedir.

İşte bu yüzden partimizi ülkenin her yerinde örgütlemek ve bir mücadele aracı haline getirmek boynumuzun borcudur.

Biliyoruz ki bir ülkede burjuva demokrasisi bile yoksa orada faşizm vardır.

Faşizme karşı mücadele ise kimsenin tekelinde olmayıp bütün demokrasi güçlerini kapsayacak denli geniş bir yelpazede yürütülmesi gerekir. İşte o zaman demokrasi güçleri olarak kazanabilir ve sosyalizm yolunda, sömürüye karşı yürüttüğümüz mücadelede başarının kapılarını açmış oluruz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA