turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TSİP GENEL KURULU’NDAN DERSLER: KADINLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 ARALIK  2018

Ülkemizde çok hızlı bir kadın uyanışı söz konusu. 2018 yılında en çok konuşulan, tartışılan ve kadın sorunları ile ilgili yazılar yazılan kadın sorunu olmasına karşın kadınlarla ilgili sorunlar bir türlü çözülemediği gibi daha da ağırlaşarak sürüyor.

Hiç kuşku yok ki durumun böyle olmasının nedeni ülkemizdeki rejimin dine ve dini gericiliğe yalanmış olması yüzünden sorunun daha da ağırlaştığına tanık oluyoruz. Öte yandan sömürücü bir sistem olan kapitalizmin kadınlara yönelik sömürü ve baskısı yüzünden de ülkemiz kadınları ağırlıklı olarak sorunlar yaşıyor.

Dini gericilik ötedenberi sistemli bir şekilde kadınların eve hapsedilmesinden yana. Bu yönde dini dernek, tarikat, cemaat ve vakıflar AKP ve saray iktidarının da desteğiyle oldukça aktifler. Bu yapılar bırakalım kadınlarımızı çocuk yaştaki kızlarımızı da hedefleri arasına almışlar, durmadan akıldışı düşünceler üretiyorlar. Bu kesimlerde cinsiyet ayrımcılığı o denli üst seviyede seyrediyor ki ahlak ve insanlıktan yoksun sayısız düşünceler adeta havada uçuşuyor. Ne yazık ki bu konuda devletin resmi bir kurumu niteliğindeki Diyanet İşleri Başkanlığı da abuk subuk birçok kuruluşlardan da geri kaldığı yok. Kız çocuklarının eğitiminden tutun da evlenmesine kadar sayısız konuda olumsuz düşünceler üreten bu kuruluşlar yüzünden ülkemiz kadınları ağır bir yaptırımla karşı karşıyalar.

Kışkırtıcı düşünceler ileri sürülmesi, kadınlarımızın aşağılanması, kadınlarımızın namus camekânı içine hapsedilme gayretleri yüzünden kadına yönelik şiddet giderek arttığı gibi kadın cinayetleri de katlanarak sürüyor. İnsanlarımızın beynini yıkayan dinci, gerici ve faşist çevreler; kadınların erkeklerin annesi, bacısı, eşi olduğunu unutturan çabalar içindeler. Bu çevrelerden öyle zırvalar işitiyoruz ki bu çevrelerin ne denli vicdanlarının karardığını görerek isyan noktasına gelip dayanıyoruz. İş yaşamında kadınlarla erkeklerin eşit olabileceği düşüncesi bile bazılarını ürküttüğü gibi deyim yerindeyse çileden çıkarıyor. Salt bu yüzden kadınlar iş dünyasında kendilerine daha sınırlı iş bulabiliyorlar. Örneğin siyaset alanında yok denilecek denli azlar. Meslek grupları ile ilgili bir araştırma yapıldığında da görülüyor ki kadınlarla erklerin oranı aynı değil. Dönem dönem gericileşen ve dini argümanları sonuna kadar kullanan kimi iktidarlar yüzünden bu çıkmaz daha da derinleşerek devam ediyor.

Kadınlar haksızlığa uğradıklarında, şiddet gördüklerinde ve hatta yaşamlarını yitirdiklerinde bile yargı önünde suçluları koruyan görünür, görünmez bir güçle karşılaşıyoruz. Kadına yönelik tecavüzlerde, kadın çoğu zaman erkeği baştan çıkarıcı olarak görülüp suçlular kolaylıkla bırakılabiliyor. Ceza aldıklarında ise duruşmaya kravat takıp geldiği gerekçesiyle her türlü ceza indirimlerinden yararlandırılıyor. Cinayete kurban giden kadınların zanlılarının bile yeri geldiğinde korunduğunu görüyoruz.

Her fırsatta kadınlar konuşuluyor. Neymiş efendim, kadınlar başı açık gezmemeliymiş. Dinimizde bu davranış günahmış. Bu zorba yaptırım bizzat siyasi iktidarların çabalarıyla neredeyse anaokullarına kadar sıçratılmış durumda. Kız çocuklarımız eğitimleri boyunca bu konu ile ilgili olarak baskı altında tutuluyorlar. Öğretmenlik kavrayışından yoksun kimi öğretmenlerin de bu konuda cehennem zebanisine dönüştüğünü düşünürsek yapılanların boyutunu anlamamız daha da kolaylaşacaktır. Ayrıca yine kadınlara yönelik mahalle baskısı yüzünden de az sosyal olaylar yaşanmıyor.

Unutmayalım ki ülkemiz ve dünya nüfusunun yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Bu gerçeğe karşın, kadınlar üzerinde oynanan oyunların bu denli artıyor olmasının nedeninin kurulu düzenin bozulmasından korkanların marifeti olduğunu da unutmamamız gerekiyor. Buradan yürüdüğümüzde dünya servetlerinin sahipleri ile ilgili bir döküm yapacak olursak kadınların elinde dünya servetlerinin sahipliğinin %10’u bile bulunmuyor. Daha yakın zamana kadar hemen tüm dünya ülkelerinde kadınlar erkeklerin sahip olduğu haklardan yoksunlarsa bunun bir nedeni vardır. Bugün de o neden bütün ağırlığı ile devam ediyor.

Unutmayalım ki tarihte ilk sınıflı toplum olan köleci sistemde insanlar köleleştirilmiş fakat kadınlar iki kez köleleştirilmiştir. Bu uygulama köleci toplumda olduğu gibi feodal ve kapitalist düzende de göreceli bir düzelme yaşanmışsa da öz itibariyle değişen bir şey yoktur. Günümüzde de kadınlar kapitalist sömürü düzeninde iki kez ezilen cins olarak karşımızdadır. Ne zaman sömürü düzeni olan kapitalizm yıkılır yerine sosyalist düzen kurulur işte o zaman kadınlarımız kendilerine reva görülen tüm haksızlıklardan büyük ölçüde kurtulur. Süreç içinde de kadınlara yapılan bu haksızlık insanlığın genetiğinden temizlendiğin de ise kadınlar tıpkı erkekler gibi sömürünün olmadığı eşit, özgür, sınırsız bir toplumun üyesi olarak gerçek kurtuluşla kucaklaşmış olur.

Partimiz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi bugün kapitalist sistemde ezilen cins olan kadınların her anlamda uyanışını, kendi haklarına sahip çıkmalarını sağlamak için yoğun bir mücadele yürütecek ve kadınların ezildiği bütün durakları geride bırakarak onlara özgürlüğün, eşitliğin kapılarını sonuna kadar açmak için mücadele edecektir.

Bu bağlamda partimizin 11. Genel Kurulu ders çıkarılacak coşku ve atılımlarla geçmiştir.

PARTİ PROGRAMINDAN

Kadınlar İçin:

a) Sömürücü toplumların yarattığı kadın-erkek eşitsizliklerinin giderilmesi ve kadınların ev hayatının köleleştirici etkisinden kurtarılıp yaratıcı güçlerinin geliştirilmesi sağlanacak, organizmalarına zararlı olan alanlarda çalışmaları önlenecek ve kadın-erkek ayrımı gözetmeksizin eşit işe eşit ücret uygulanacaktır.

b) Dayak ve her türlü yıldırma yöntemleri en ağır biçimde cezalandırılacak, insanlık onurunu ayaklar altına alan, kadının kendi bedenini herhangi maddi çıkar karşılığı satması kesin olarak önlenecek, fuhşun tuzağından kurtulan kadınların onurlu bir yaşama kavuşması için iş sağlanacak, fuhşun ve kadını aşağılayan diğer baskıların nesnel koşulları ortadan kaldırılacaktır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA