turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 ARALIK  2018

Bizde sık dile getirilen bir deyim vardır. ‘ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK’ diye. AKP ve saray iktidarı adım adım anayasa değişikliğine giderek sonuçta kendi istediği anayasayı bin bir alavere dalavere ile kabul ettirdi. Yeni anayasa ile geniş halk yığınlarına nefes alacak küçücük bir delik bile bırakılmazken iktidarı ellerinde bulunduranlara adeta her şeyi istediğiniz gibi yapabilirsiniz anlamına gelen bir anayasa hediye edilmiş oldu. Bugün AKP ve saray iktidarı ne yazık ki 16 Nisan 2017 yılında kabul edilen anayasa aslına bakarsanız ölümü gösterip sıtmaya razı etmek kurnazlığıdır.

Neymiş efendim? Bu anayasaya göre Binali Yıldırım TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmedikçe İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olamazmış. Eğer olursaymış devletin bütün olanaklarını istediği gibi kullanır bu da eşitlik ilkesiyle de bağdaşmadığı gibi ahlaki de değilmiş. Anayasa’nın 94. Maddesi böyle söylüyormuş. Söylüyormuş da bu maddeyi takan var mıymış o da ayrı bir konu.

Gazeteciler AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sordular, Binali Yıldırım TBMM Başkanlığı’ndan istifa edecek mi diye. Verdiği yanıt neydi peki?

“Bunu da nereden çıkarıyorsunuz, siz anlaşılan dersinizi iyi çalışmamışsınız.”

Eğer bir parti devleti ele geçirmiş, yasa deyince de, anayasa deyince de kendi gücünü anlar hale gelmişse Binali Yıldırım’ın aday olduğunda istifa etmemişse anayasaya aykırı bir durumun olduğunun da söylenmiş olmasının fazladan bir kıymeti harbiyesi yoktur. Yoktur çünkü iktidarın zaten anayasaymış, hukukmuş, ahlaki değerlermiş taktığı falan yok. Bu yüzden de salt ajitasyon olsun diye bu sözlerin kimseye yararı olmadığı gibi yürek soğutmaktan öteye de bir değer taşımadığı ortadadır.

Hepinizin bildiği gibi anayasa oylamasında milyonları bulan mühürsüz oy pusulaları ve zarflarıyla kullanıldığı söylenen oyları, YSK sandıkların açılmasına beş kala nasıl oturup karar alıp kabul ettiyse ve de bu oylar yasalara göre geçersiz sayılması gerektiği halde geçerli sayıldıysa Binali Yıldırım’ın istifa etmeden aday olması da aşağı yukarı aynı şeydir. Bir an durup Binali Yıldırım’ın adaylığının bu şekliyle anayasaya aykırılığında düşün birliğine varalım. Peki, istifa etmezse başvurulacak bir kurum var mı ki de bu tutumdan vaz geçilsin? Seçildi diyelim, nereye başvuracağız da seçilmiş olmasını geçersiz kılacağız?

Uzatmayalım, Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa kabul edildiğinde söylediği gibi “Atı alan Üsküdar’ı geçmiştir” sözü içi boş bir söz müdür, yoksa ben güçlüyüm nasıl istersem öyle olur anlamına mı gelir? Baksanız ya gazetecilere hem nereden çıkardınız hem de dersinize iyi çalışmamışsınız diyerek son noktayı koyuveriyor. Sonra da herkes sus pus atı alan Üsküdar’ı nasıl geçermiş öğreniyor. Bu yüzden de Türkiye’de gereksiz yasa, anayasa tartışmalarının kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. Ve zaten son kabul edilen anayasa burjuva demokrasisinin o bilinen özünü de tamamen ortadan kaldırmış bulunduğundan fazladan konuşacak bir şeyin kalmadığını da bütün çıplaklığı ile görüyoruz.

İşin özüne bakarsak kapitalist sistem öyle bir noktaya gelmiştir ki artık bugüne kadar icat edip uyguladığı demokrasiye de gerek duymamaktadır. Yani çürümüş olan kapitalizm varlığını sürdürmek için her yola başvuruyor, başvurmaya da devam edecektir. Dolayısı ile bizler fazladan burjuva demokrasisi ile çenemizi yorup laf ola beri gele cinsinden zaman tüketirsek kapitalizmin her türlü baskı ve zulmünü buna bir de dinci gericiliği ekleyin göreceğiz demektir.

Hani bir de ahlaki değil sözcüğü uçuşuyor ya ortalıklarda işte bu sözlere de gıcık olmamak elde değil. Sanki kapitalist sistemin ahlaki değerleri varmış gibi. Bu sözleri söyleyince acaba şunu mu demek istiyoruz? Bazı yöneticiler ahlaki değerlerini yitirdikleri için ne yaşıyorsak bunun için mi yaşıyoruz?

Bütün dünyada ve ülkemizde kapitalizm artık işin sonuna gelmiş dayanmıştır. Bu yüzden de ayakta kalmak için her yolu kendisi için geçerli bir yöntem saymaktadır. Sömürü nedir efendim? Sömürü ahlaki değerlere aykırıdır. Sen tok yatarken komşunun aç yatması nedir? O da ahlaki değerlere aykırıdır. Baskı, zulüm, kan, gözyaşı, katliam nedir peki? Hiç kabul edilip sineye çekilecek bir şey midir? Değildir de artık kapitalizmin bunları uygulamaktan başkaca da bir çıkar yolu kalmamıştır. Ahlak mı diyorsunuz? Buyurun size kapitalizmin uyguladığı ahlak.

Son söz; ya kapitalizm karşıtları tarafından silinip ortadan kaldırılacak ya da öyle çürüyecek öyle çürüyecek ki kendiliğinden yok olup gidecektir. Bu yüzden de yukarıda edilen bir kamyon sözün değeri gerçeklerin duvarına çarptığında dağılıp gidecek, konuşulup milyonların kandırılması sürgit devam ettirilemeyecektir.

Bugün Binali Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmeden aday olması konusunu da böyle okumak gerekir…

Ne diyelim?

Sayın Erdoğan sizler de dersinize iyi çalışsanız iyi olacak deyip bugünkü yazımızı bitirelim…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA