turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BEKA DEMEK NE DEMEK?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 ARALIK  2018

2018 Yılında yaşadıklarımıza şöyle bir bakarsak ne duruma düşürüldüğümüzü anlamakta zorlanmayız.

İsterseniz önce eğitimden başlayalım. Eğitimde fırsat eşitliği akla bile getirilmedi. Özel okullara sürekli teşvik çıkarılırken devlet okullarında verilen eğitimin kalitesi bilinçli bir şekilde düşürüldü. Dağ taş imam hatip okulları ile dolduruldu, olağan okullar imam hatip okullarına çevrildi. Çevrilemeyen okullar ise dinsel baskı altına alınarak tarikat ve cemaatlerin cirit attığı okullar haline getirildi. Sınav sistemleri ise yazboz tahtasına döndürüldü. Kaçıncı kez değiştirildiğini artık izlemek bile zor. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’sa ha var ha yok. Nasıl olsa eğitimle ilgili kararlar bir merkezden alınıyor, Ziya Selçuk’a da uygulama görevi düşüyor. Çocuklarımız 2018 yılında yine pek çok tehlikelerle karşılaştı. Cemaat ve tarikat yurtlarında Kur’an kurslarında tecavüzlere uğradılar. Kızlarımız çocuk yaşta okullarından alınarak evlendirildiler. Özetle; bizden dolaylı, dolaysız vergi alan devlet iş hizmetin de ötesinde görev olarak yerine getirmesi gereken eğitim konusunda havlu attı ve bu görevi yürütmek için de özel okullara teşvikti, şuydu, buydu adı altında kapıları sonuna kadar araladı. Bu yüzden de önüne gelen İlber Ortaylı’nın dile getirmiş olduğu gibi sandviç dükkanı açar gibi özel okullar açtı. Böyle giderse göreceksiniz okullarımızda en temel dersler bile ders olarak okutulmaktan çıkacak.

Yolsuzluklara gelince; meraklı olanlar Sayıştay’ın hesap denetimlerine bir zahmet eğilir ve okurlarsa ne yaşandığını da anlamakta zorlanmayacaklardır. İktidar yandaş olarak bilinen şirketlere ihale yasasının da ötesine geçerek olağanüstü koşullar savıyla acili yet uydurup çağırma yoluyla ihale vermekte, atıyorum 200 milyon dolara bitirilmesi gereken herhangi ihale Alicengiz oyunlarıyla içine faizleri de ekleyerek 500 milyon dolara ancak bitirilmektedir. Sizin anlayacağınız faize karşıyız diye yırtınan iktidar, faizciler eliyle devletin soyulup soğana çevrilmesinde gözümüzün içine baka baka en büyük rolü oynamaktadır.

Dünyada devletten en çok ihale alan 5 kuruluşun içinde yandaş şirketler bulunmaktadır. Bu yöntemle devletten ihale alan AKP ve sarayın en az 100 yandaş şirketi söz konusudur. Yani Sayıştay raporlarından öğreniyoruz ki çeşitli yöntemlerle soygunun boyutları arşı alaya çıkmıştır. Bu konuda araştırmalar yapan Yeniçağ Gazetesi yazarı Murat Ağırel’in araştırmalarıyla ortaya çıkan gerçekler yenilir yutulur cinsten değildir. Bu yüzden de hem Çorlu’daki hem de Ankara’daki katliam gibi kazanın nedeni de ihale yolsuzluklarıdır. Murat Ağırel’in 18 Aralık tarihli yazısı oldukça açıklayıcıdır.

Dolar başını alıp gittiğinde de ne dolaplar dönmüş, kimler ne vurgunlar vurmuş nasıl olsa bunları da yakında öğreneceğiz ama biliyorsunuz o dönemde birtakım zavallı güruhlar ortalıkta dolar yakıp cep telefonu kırarken iktidar da hemen konuya el atıp bundan sonra işlerin TL üzerinden yürüyeceğini dile getirmiş olmasına karşın bir de ne görelim hemen bazı istisnalar getirilerek söylenenin tam tersi yapılmaya başlanmaz mı? Böylece de birileri elinde bulundurduğu üç beş doları yakmak ve cep telefonlarını kırmakla kaldılar o kadar.

Sayıştay bu denetlemeleri kim için ve niye yapmaktadır? Sayıştay bu görevi Türk milleti adına yapmakta ve sonuçlarını da TBMM’ye bildirmektedir. Oysa TBMM’nin artık esamisi okunmaz hale getirildiği ve devreden çıkarıldığına göre yolsuzluk denetimsiz ve yaptırımsız kalacak, bu yönde kurulan tezgâhlar da tıkır tıkır işleyecektir.

Sağlık hizmetleri gelmiş tıkanmıştır. Bugün sağlık hizmetleri için prim ödeyenler ve çalışanlar hizmet alırken günbe gün artan katkı payları ödemek konumuna düşürülmüşlerdir. Hizmet kalitesi de olabildiğince düşürülmüş, ticarileştirilen insan sağlığı üzerinden vurgun vurulmaya devam edilmektedir. Ayrıca pek çok tıbbi malzeme ve alet bulunmaması yüzünden de en yaşamsal müdahaleler de yapılamaz hale gelmiştir. Sağlık çalışanlarının da güvencelerinin bulunmaması yüzünden şaşalı sözlerle açılan ve yapımına devam edilen Şehir Hastaneleri ise binası olan lüks otel haline dönüştürülmüştür.

Ekonomi çökmüştür. Fiyatlar almış başını gitmiş, resmiyette %20’ler civarında seyreden enflasyon gerçekte iki katından bile fazladır. Birleşik Kamu-İş Sendikası’nın bu yönde yaptığı araştırmaya göre enflasyon yüzdesi 48,89’dur. Durum bu olunca da kimse oraya buraya olan borçlarını ödeyememekte, başta gıda olmak üzere hiçbir temel gereksinmesine para yetiştirememektedir. 2018 yılında başlayan bu çıkışsızlık her ne kadar iktidar sözcüleri tarafından 2019’da düzeleceği söylense de göreceksiniz 2019 yılı 2018 yılından da böyle giderse daha beter olacaktır.

Ülkemizde kim neyi savunursa savunsun demokrasinin D’sinden bile söz etmenin olanağı kalmamıştır. Kim bu yönde görüşlerini dile getirse ya bir jurnalle ya da doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yargıyı boylamaktadır. Yargıyı boylayanlar en hafifiyle adli kontrolle ancak yakalarını kurtarmakta, hemen toplumun her kesimine yönelik baskı ve yıldırma girişimleri hız kesmeden devam ettirilmektedir. Charlie Hebdo’yu hatırlatan Siirt Müftüsü Oda TV çalışanlarını tehdit etmekte, daha pek çok kimse toplumun kendileri gibi düşünmeyen kesimlerini ölümle tehdit etmeye varan tehditlerle sindirmek ve yıldırmak istemektedirler. En son olarak Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in durumu ortadadır.

Ha bir de beka sözü uyduruldu ya; inanın yurttaşlar, yukarıda dile getirdiğim her türlü arsızlığın sürgit devam etmesi içindir. Bu yüzden de gün gelecek beka sözünün arkasına sığınıp ülkeyi bu hale getirenler yaptıklarının hesabını kesinlikle vereceklerdir.

Sonuç olarak 2018 yılında yaşadıklarımız yukarıda yazdıklarımızla sınırlı değildir. Ancak yazdıklarımız yazmadıklarımıza ışık tutacağı için 2018 yılının bu son gününü uğurlarken sizlere bir kez daha anımsatalım istedik.

Yarın 2019 yılına merhaba diyeceğiz. Bu nedenle insanlık onuru taşıyan herkesin yeni yılını içtenlikle kutluyor, başarılar diliyorum.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA