turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KİM KİMİ DUYACAK Kİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 OCAK 2019

Adamları bir yerlerinden tutup tartışmanın odağına getirmek istiyorsunuz, onlar fırtıp kaçıyorlar. Soruyorsunuz; “nedir bu kadar zamların nedeni?” Yanıtları pat diye geliyor. Ülkenin beka sorunu var diyorlar. Asacağız, keseceğiz, yaşatmayacağız, bizim dışımızda kalan herkes terörist, hain ve terör sevici…

Yahu kardeşim durup dururken şu poşet işi de nereden çıktı demeye kalmıyor, onlar yine bildiklerini okuyorlar. Hani bunlar çok çevreciler ya, hani yüzbinlerce ağacı bunlar kesmedi, cennet gibi alanlara barajlar yapıp doğal dengeyi de bunlar bozmadılar ya, sanki olmadık cennet köşelerimizde taş ocağı, maden ocağı açıp yandaşlara sunan hiç mi hiç bunlar değil. Kıyılarımızı bunlar yağmalamadı, ÇET Raporu’na bile gerek duymadan kıyılarımızı betonlaştırıp halka kapatanlar bunlar hiç değiller. Irmaklarımızı, göllerimizi, derelerimizi, ormanlarımızı da kirletip vurgun vurmak için cehenneme çeviren bunlar değil de sanki terör suçlaması yaptıkları kimseler. Ergene nehri ve Kocaeli/Dilovası ve çevresi için sağlığı tehdit ediyor diye halka açıklama yaptığı için bilim adamının tepesine çullananlarla bunların hiç mi hiç ilgisi yok. Ha bir de İngiltere’nin plastik çöplerini satın alanlarla sözüm ona bu çevreci geçinmeye kalkan iktidarın ne işi olur böyle işlerle.

Ama bunlar bir zamanlar tekeden süt çıkarmaktan söz eden Turgut Özal’ın ayak izlerinden ayrılmayanlar oldukları için yeryüzünde ne var ne yok her şeyi paraya pula çevirme derdindeler. AKP ve saray iktidarının kafası gece gündüz bu halkı nasıl sağarım diye çalıştığı için son olarak da plastik torbalardan kazanç sağlama yolu seçildi. Hem çevreyi kirlettiği için böyle yaparsak çevreciler de bizi destekler diyerek yeni bir kazanç kapısı elde edecekler hem de kimse kuruluşların yaptırdığı plastik poşetin 25 kuruşunun 15 kuruşunu iktidarın cebine atacağını aklından bile geçirmeyecek, işlerde tıkır tıkır gidecek havadan bir kazanç daha elde edilmiş olunacak.

Ne yazık ki durum iktidarın kafasından geçirdiği gibi gitmiyor. Halkımız belki soygunun bin bir çeşidine akıl erdiremiyor ama iş kasada plastik poşetin her birine 25 kuruş ödemeye gelince gerçekleri görüp gözleri faltaşı gibi açılıyor. Aynı zamanda da yurttaşın fazladan verecek cebinde 25 kuruşu olmadığı için tepesi atıyor ve her bir yerden poşetle ilgili değişik haberler geliyor.

Bakın yurttaşa hiç ülkede gerçekte yaşanan %50’ye varan enflasyonu tartıştığı var mı? Ya da ne bileyim en azından poşet için yükselttiği sesini %50’ye varan enflasyonla ilgili olarak çıkarıyor mu? Devletin ilgili birimleri enflasyonu kağıt üzerinde %26 açıklamış, sonra bakmış bu rakam gözüne biraz fazla gelmiş indirmiş kağıt üzerinde %20,5’lere. Tepki var mı, yok. Maaşlara yapılan zamlara baktığınız zaman ne kadar? Kağıt üzerinde açıklanan enflasyon rakamının yarısı kadar. Peki, emekliler ve çalışanlardan çıt çıkıyor mu? Mırıngırının ötesine geçen bir şey yok.

Niye çıkmıyor öyleyse?

Çıkmıyor, çünkü Mersin’de basın açıklaması yapmak isteyen sendikacılar gelen baskılar sonrası basın açıklamalarından vazgeçmişler yani basın açıklaması yapmamışlar ama yargı yine de sendikacılara yapmadıkları basın açıklamasından ceza vermiş. Sendikacılar da şimdi denetimli serbestlik yasasından yararlanmak için içeri girmişler. İşte bu yüzden ülkede yaşanan onca adaletsizliğe karşın yurttaşlar seslerini çıkaramıyor. Hem nasıl çıkarsın 150’ye yaklaşan milletvekili olan Ana muhalefet partisi CHP bile öyle raptı zapt altına alınmak isteniyor ki neredeyse Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’lilerin ve Bahçeli’nin söylediklerine inanılıp CHP terörist ya da terör sevici sayılacak. Tabi bu suçlamalardan İyi Parti ve Sadet partisi de paylarını alıyor.

CHP’den gelen açıklamaya bakılırsa CHP, 31 Mart seçimlerinde ekonomiye yoğunlaşıp seçim propagandasını ekonomi üzerinden yürütecekmiş. Ancak ortada bir gerçek var. CHP ekonomi ile ilgili olarak ne söylerse söylesin taştan, kayadan ses gelecek ama cumhur ittifakından çıt bile çıkmayacak. Cumhur ittifakı yine bildiğini okuyarak ayrıştırmaya ve kapışmaya hizmet edecek politikaları sahada bol bol dile getirecek.

Ne garip değil mi? 80 milyon ülke bazı partiler tarafından parsellenmiş. Sanki seçim ülke genelinde yapılmıyor da herkes parsellediği alanın olurunu almak için alacağı oyun peşinde. Bu yüzden yurttaşın sorunu ne olursa olsun AKP ve saray iktidarı propagandayı terör, vatan, millet üzerinden götürecek, millet ittifakı ise ekonomiden söz edip halkın içine düşürüldüğü konumdan söz edip bu tarafta kendine bağladığı kitlelerin oyunu almaya çalışacak.

Sosyalistlere gelince; bu seçim tantanasında onlara bırakılan alan yok gibi. Seçimlere soldan sadece TKP katılıyor o da solun devede kulak bir kesimini yani kendisiyle sınırlı bir kesimi temsil edecek. Çünkü sosyalist solda birliktelik oluşturulmuş değil. Dolayısıyla onların sesi de öyle cılız öyle cılız çıkacak ki, kimse bu yaşadıklarımıza neden olanın kapitalizm olduğunu duymayacak bile. Tıpkı İlyas Salman’ın babası üzerinden anlattığı bir öykü gibi.

Askere alınacakları muayene için bir meydanda toplamışlar. Doktor sormuş. İçinizde hasta olan var mı diye. Güürrr diye bir ses yooook diye çınlatmış ortalığı. Çünkü askere gidemez çürüğe çıkarsan bir zamanlar ülkede kimse onu adam yerine bile koymazdı. Bu yüzden de hasta olanlar bile gök gürültüsü gibi gürlemişler ki adam sayılsınlar. İlyas Salman’ın babası kalabalığın içinden bağırmış, “hasteyim” diye ama onu duyan kimse olmamış. Bu yüzden de onu da yallah askere göndermişler.

İşte o hesap bu seçimlerde de sol ve sosyalistlerin sesi duyulmayacak, TKP’de soldan; bakın, bir tek biz katılıyoruz diye duyulmayan sesiyle yandaşlarına gaz vermeyi sürdürecektir o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA