turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HUKUK MU AHLAK MI!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 OCAK 2019

Biliyorsunuz AKP, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterdi. Gösteriliş yöntemi ile ilgili olarak da hemen arkasından tartışmalar başladı. Daha önce Recep Tayyip Erdoğan’a sorulan istifa edecek mi sorusu Erdoğan tarafından; “Ne istifası, anlaşılan bu konuda da dersinizi iyi çalışmamışsınız” şeklinde olduysa da Anayasa maddesi çok açıktı. Anayasa’nın 94. Maddesi’ne göre TBMM Başkanı istifa etmeden partisinin çalışmalarına katılamadığı gibi mecliste oy bile kullanamazdı ama Anayasa’yı kim takardı ki bu yüzden de istifa etmeyeceğine dair en yüksek perdeden Cumhurbaşkanı düşüncelerini belirtmiş işin içinden de çıkmıştı. Ancak konunun tartışılması bitmedi. Deyim yerindeyse daha da ateşlenerek sürdü.

Dolayısıyla da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilgili düşüncelerini dile getirirken Binali Yıldırım, konu ile ilgili olarak, “hukukun olduğu yerde etik konuşulmaz” diyerek kesinlikle istifa etmeyeceğini bir kez daha dile getirmiş oldu. Ancak ortada hukuka göre de istifa etmesi gerekirken gerçekten söylenenleri anlamak olası değildir. Acaba bunlar çok açık olan Anayasa maddesini nasıl okuyorlar ve çok açık olan bu maddeye karşın nasıl oluyor da hukuka uygun sonucu çıkarıyorlar anlamanın gerçekten de olanağı yok.

Bu sözleri işitince sanırsınız ki AKP ve saray hukuka uymakta, başkaları hukuka uygun olmayan düşünceler ileri sürüyor olmalılar ki bu denli ters köşe sözler edip milyonları çıldırtmaya yönelik sözler etmeyi marifet saymaktadırlar. Bakın hele bir, hukukun olduğu yerde etik konuşulmazmış. Yahu bunların yaptıkları ahlaki değerlere uymasa da ağızlarından ahlak sözcüğünü düşürdüklerini kim görmüştür acaba? Ne diyelim, demek ki iş bu noktaya gelince her yol Paris’e çıkıyor anlaşılan.

Hem, artık bu konuyu konuşmaktan da gına geldi. Ortada sanki hukuk varmış da Binali Yıldırım da bize hukuk dersi veriyormuş gibi konuşuyor ya bravo vallahi.

Seçimler yapılacak ya YSK’nın durumu önemli. Daha önce nasıl ki yasa maddesi ortada dururken mühürsüz zarf ve oy pusulalarıyla kullanılan oy geçerli sayıldı ve Anayasa’nın kabulü sağlandıysa bu yerel seçimlerde de süreleri dolduğu halde YSK üyelerinin görevleri 1 yıl daha uzatılmışsa bilinmeli ki atılan bu adım boşuna değildir. Daha şimdiden askıya çıkar çıkmaz seçmen listelerinde sonucu değiştirecek, olmayan adreslerde kayıtlı seçmenler bulunduğu gibi kimi yerlerde de bir adrese sayısız seçmen kayıtı girilmiş. Yani sizin anlayacağınız AKP ve saray iktidarı seçimi ne pahasına olursa olsun kazanmak peşinde. Bu yüzden de neler yapabileceklerinin sınırını kestirmek gerçekten de zor.

Gelelim dün yargılanan CHP eski milletvekili ve parti meclis üyesi Eren Erdem’in yargılanmasına. İlgili mahkeme Eren Erdem’e adli kontrol kaydı ile tahliye kararı veriyor. Ancak Eren Erdem tahliye kararına karşın serbest bırakılmayıp içerde tutuluyor. Sonra bir de öğreniyoruz ki İstanbul Başsavcısı olaya el atmış. Eren Erdem’in kaçabileceği kuşkusuyla yeniden tutuklanması için serbest bırakılmasına itiraz etmiş. Olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki bir de bakıyorsunuz ki Eren Erdem hakkında bir üst mahkeme yakalama kararı vermiş ve böylece de tahliyesi önlenmiş.

Şimdi gelelim hukukun olduğu yerde etik'in konuşulmayacağı sözüne. Eğer Binali Yıldırım’ın söylediği gibi ülkemizde hukuk olsaydı, kimse Eren Erdem’e devlet gücüyle çelme takıp yıkmaya çalışmazdı. Dolayısıyla Eren Erdem şu anda serbest bırakılmış olurdu. Anlaşılan koskoca Başsavcılık Eren Erdem davasına kilitlenmiş. Bırakılır bırakılmaz harekete geçip itirazda bulunmuş. İş böyle olunca siz inanır mısınız ortada olağan yargı işleyişi vardır? Ortada olağan işleyiş değil, iktidarın müdahalesi söz konusudur. Bu yüzden de Eren Erdem bırakılmayıp keyfi olarak özgürlüğünden edilmiştir.

Hani tuz kokarsa diye bir şey var ya tam da böyle bir dönemi yaşıyoruz. Adalet elinde bulundurduğu kuvvetler ayrılığını ve bağımsızlığını bu denli yitirirse sonuçta da bunların yaşanacağı kaçınılmazdır. Hani diyelim ki her şeye karşın bir yanlışlık söz konusudur ortada. Acaba Eren Erdem kendisine yapılan haksızlığa başka bir mercide itiraz edip sonuç alabilir mi? Yoksa eli uzunlar nereye başvurursa başvursun önceden yolunu kesip yatırın şu haini mi derler? İşte tam da adalet mekanizması böyle işliyor.

Sanırız Binali Yıldırım’ın hukuk anlayışı da böyle bir anlayış olmalı ki ahlaki değerler bile bunların yanında havlu atmak zorunda bırakılıyor. Yasalar var diyebilirsiniz, ancak yasa devleti olmanın da hukuk devleti olmadığını olamayacağını bilmiyor olabilir misiniz gerçekten merak ediyoruz. Devam edin kim tutabilir ki sizi. Uygulamalar hukuki değilmiş değil elbet. Eee sonra, yapacak bir şey yok. Be kardeşim durum buysa o zaman ne gerek var siyasi partilere, demokratik kurum ve kuruluşlara? Vatandaş derdini anlatabilirmiş, bu vatandaşın anayasal hakkıymış.

Eeee sonra?

He he öyleymiş.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA