turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI NE İŞE YARAR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 OCAK 2019

Gün geçmiyor ki Milli Eğitim Bakanlığı bizleri şaşırtmasın. Tarikat ve cemaatlerin karnesine bakıldığı zaman görülür ki oldukça kirliler. Çocuk istismarcılığından tutun da tecavüzlerine kadar her şey bu çevrelerin başının altından çıkar. İyice sapıtmış ve kendilerine şıh, şeyh vb. unvanları takanlar televizyonlarda boy göstererek akla hayale sığmaz bir sürü tatavayı din adına yapıp dururlar. Öyle örgütlenmişler öyle örgütlenmişler ki hangi taşı kaldırsanız altından bu çevrelerin çıktığını görüyorsunuz.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi sanki çocuklarımızın eğitimini sağlamak değil de tarikat ve cemaatleri memnun etmekmiş gibi bir görüntü sergileniyor. Bu çevreler ise durum bu olunca ister istemez çocuklarımızın yakalarını bir türlü bırakmıyorlar.

MEB bir anlaşma yapmış. Anlaşma yaptığı dinci kuruluşun adı da Server Gençlik ve Spor Kulübü. İşte bu kulüp tatillerde çocuklarımızı camilere götürecek 5 vakit namaz nasıl kılınırmış onu öğretecekmiş. Cami cemaatiyle de bağlantılandırıp çocuklarımıza dualar öğretilecek, başarı kazananlar ise ödüllendirilecekmiş. Hani biz sanıyorduk ki tatil çocuklarımızın zihnen ve bedenen gelişmesi için gerekli bir şeydir. Oysa çocuklarımızın bu hakları ellerinden alınıyor ve çocuklarımızın kafalarının içine akıl almaz hurafeler doldurmak için ne gibi ehliyetleri var belirsiz kişilere bir güzel ortam hazırlanıyor.

Hem bu iş bu kadar gerekli madem niye kolejlerin sahibi Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk kendi okullarında okuyan çocuklarımızı bu tür dinci ve gerici cemaat ve tarikatlara emanet etmiyor? Size soruyorum acaba edebilir mi? Ederse müşteri bulabilir mi? Müşteri diyorum çünkü bunların elinde çocuklarımız eğitilecek geleceğin büyükleri değil müşteri olarak görülüyor zaten.

Doğrusunu sorarsanız ilginç şeylerle karşı karşıyayız. Okullarda içinde cinsel istismar öykülerinin de olduğu kitaplar okullarda dağıtılıyor ama Sayın Bakan Ziya Selçuk’tan çıt bile çıktığı yok. Ne diyelim sanırız sarayın bakanı olmak böyle bir yükümlülük getiriyor olmalı ki bakan bey sesini de çıkaramıyor, herhangi bir düşünce de ileri süremiyor.

Türkiye’de iktidara karşı muhalefet eden herkes görülmemiş bir baskı altında. Sanatçılara “sanatçı müsveddesi” diyebilirsin, onları aşağılayarak hedef de gösterebilir, yargıçları harekete geçirerek tutuklattırabilir gözdağı da verebilirsin ama kimse de kötü gidişi eleştiremez. Oysa iktidarı övmek o kadar serbest o kadar serbesttir ki ele geçirilmiş onca televizyon ekranlarında akşama kadar yandaşlar herkese istedikleri gibi her şeyi söyleme hakkına sahiptirler. Ele geçirilmiş gazetelerin de durumu aynıdır. Onların da işi gücü iktidarı övmekten öteye gitmez.

Örneğin sizler hiç CNN’i izliyor musunuz? O kanalda AKP’nin laf ebeleri hiç kimseye düşüncelerini söylemeleri için fırsat veriyorlar mı? Vermiyorlar. Pek çok tartışmalara katılan Pınar Hacıbektaşoğlu sözüm ona hukukçuymuş, hiç söylediklerini dinlediniz mi? Dinledinizse söyledikleri sizce fındık kabuğunu dolduracak şeyler mi? Tartışmacılardan birisi AKP’ye bir laf dokundursun kadının aslan kesildiğini görüyorsunuz. Boş boş konuşmaları sonrasında muhalifmiş görünenler de bu saldırgan ve suçlayıcı tutum karşısında ya yorgun düşüyorlar ya da ne bileyim düşüncelerini aktarmalarına sunucu da dahil fırsat verilmediği için son çare susup kalıyorlar.

CNN deyince aklıma geldi. Biliyorsunuz; CNN, birçok kanal ve gazete Demirören Grubu’na geçti. Demirören Grubu kimin parasıyla aldı Doğan Holding’in elindeki Medya kuruluşlarını? Ziraat Bankası’ndan aldığı kredilerle. İşte o Ziraat Bankası şimdi yeni bir şey daha yapıyor. Çiftçiler için kurulmuş olmasına karşın çiftçiler için kılını kıpırdatmayan bu banka bütün futbol kulüplerini kurtaracakmış. Bu yüzden de son zamanlarda bu konu üzerinden sert tartışmalar oluyor. İktidar bu konuda öyle zorda öyle zorda ki AKP sözcüleri çıkıp konuşuyorlar. Neymiş efendim, kulüplere Ziraat Bankası hibe para vermiyormuş, onların ödenemeyen borçlarını yapılandırıyormuş. Sizin anlayacağınız AKP ve saray iktidarı Ziraat Bankası aracılığı ile kurtarma girişiminde bulunup hem kulüplere ele geçirme bağlamında operasyon çekiyor hem de bu yolla seçim öncesi taraftarların kandırıp oyunu alabilir miyiz diye kulüpleri kurtarmaya soyunmuş bir görünüm içine giriyor.

Hiç kimse alınan futbolculardan tutun da kulüp paralarını har vurup harman savuran yönetim anlayışını sorguladığı yok. Niye bu kadar borç yükünün altına girilmiş onu da çıkıp bir anlatan bulunmuyor zaten.

Aynı durum bankalara kart borçları olanlar için de düşünülmüş. Tabi bunun için bazı koşullar söz konusu ama varsın olsun AKP yurttaşın sorunlarını çözüyormuş gibi görünüp seçim yatırımı yapıyor ya siz ona bakın. Yok, bazı yurttaşların 80 liraya kadar olan elektrik borcunu devlet ödeyecekmiş de şuymuş da buymuş da bir tufan içindeyiz ki sormayın gitsin. 286 lira elektrik faturasından dağıtım bedeli olarak 56,97 kuruş para alınıyor. Osuydu busuydu derken 100 liralık elektrik parası oluyor 286 lira 60 kuruş. Hiç kimse ne bunları sorguluyor ne de üzerine gidiyor. Hem nasıl olur da her faturaya dağıtım bedeli diye bir rakam konulur anlaşılacak gibi değil. Kısaca AKP AKP ve saray iktidarı ile birlikte Deli Dumrul öyküsünü de gerçek olarak yaşamaya başladık ki artık kimse bizim belleğimizden bu Deli Dumrul öyküsünü silemez.

Uzatmayalım 31 Mart seçimleri sonrasında bunlar bir daha seçim kazanırlarsa göreceksiniz yurttaşın kıçındaki donuna kadar alırlarsa hiç şaşırmayın.

Dün gece CNN’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yurttaşları uyaran konuşmasını bile çarpıtıp hiç vatandaşa böyle denir miymişe indiren Pınar Hacıbektaşoğu gibiler var ya inanın yurttaşlar; diğer keklikleri avcının kucağına düşürmek için öten keklik görevini yapanlar olduğunu bile görmezsek eğer işimiz çok zor çok…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA