turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NELERLE KARŞI KARŞIYAYIZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 OCAK 2019

Seçmenler mi kaydırılıyormuş? Kaydırılır efendim. Hem şimdiye kadar ülke onca kaydırma yaşadı da ne oldu? Ortaya çıkıp da hakkıyla bir mücadeleye tutuştuk da sonuç mu alamadık? 4 kat bir apartmanın 5. Katı da varmış da onu da göremiyormuşuz. Göremeyiz efendim. Biz göremesek de şeytana pabucu ters giydiren biri çıkar, görmenin de ötesine geçerek oraya seçmen bile kaydeder ve de seçimleri bile kazanır ne olacak ki sanki?

İşçiler, emekçiler bir fabrikadan ekmek mi yiyorlarmış, yok efendim tank palet fabrikası vatandır satılmaz diye ortalığı inim inim inletiyorlar mıymış? İnletsinler efendim ne olacak ki? Hem AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediklerine bakılırsa fabrika satılmıyormuş ki belli bir süreliğine Katar’a ve AKP’nin yandaşı konuma gelmiş BMC’ye işletmesi için devrediliyormuş. Öyle miymiş? Peki, işçiler bunu niye anlamayıp da bağırıp duruyorlar öyleyse? Hem koskoca Cumhurbaşkanı olarak çıkıp işinden, aşından kaygı duyan işçiye söz veriyorum böyle bir şey olmayacak, işinizi de aşınızı da kabzetmeyeceksiniz demiyor mu? Diyorsa niye inanmıyorsunuz devletin en tepesindeki kişiye?

Ağzımız mı yandı, yoğurdu üfleyerek mi yiyoruz diyorsunuz? Hani sizin bileceğiniz iştir de büyüklerin sözüne de inanmak gerekmez mi be işçi kardeşim, be emekçi kardeşim? Şeker fabrikaları özelleştirildiğinde de benzer sözleri duyduğunuzu sakın söylemeyin. O başka bu başka. O zaman gevşek verilen sözler şimdi daha kavi veriliyor bilin derim ben size. Ha bir de Tank Palet Fabrikası’nın vatan olduğunu satılamayacağını söylüyorsunuz ya geçin efendim siz bunları geçin. Geçin, çünkü aynı sloganlar şeker fabrikaları özelleştirilirken de söylendi de ne oldu? Hem kim takıyormuş, vatanmış, şuymuş, buymuş bugüne kadar hiç mi anlamadınız? Bizler bugüne kadar emperyalist dünyaya nelerimizi peşkeş çektik hiç haberiniz var mı? Bu yüzden şu solcu milletine çektirilen eza ve cefayı sıralasak ekvatoru kaç kez dolanır biliyor musunuz? Hem Katar denilen şu güccücük ülke bize ne yapabilir ki? Arifiye’den fabrikamızı ve toprağını alıp Katar’a götürecek değiller ya?

Bakın bir hele! Trabzon’da Şehitler Parkı’nı ne hale getirmişler? Ağaçlar kesilmiş, ortalık dümdüz edilmiş. Daha dün park olan yerin bugün yerinde yeller esiyor, niçin biliyor musunuz? Burası otel yapılsın diye bir Arap sermayesine satılmış. Buranın satılmaması için mücadele yürütenlerin yargıda kaçıncı kez kazanılan davaya karşın hiç yargıyı dinleyen var mı? Hani bir zamanlar bodur bir adam vardı şöyle derdi anımsıyor musunuz? “Anayasayı bir kez delmekle bir şey olmaz.” İşte böyle, yargı kararları bir kez delinmekle bir şey olmazla başlayan öykü ile kevgire döndürüldü. Bu yüzden de bugün ortada ne yargı var, ne de güvenilecek yargı kararı.

Adam TBMM’nin Başkanı. Ettiği söze bakın hele. Seçim siyasi bir faaliyet değildir.” İnanın bu sözleri duyduktan sonra diyecek sözümüz bile kalmadı. Yasa maddesi ortadayken birisi çıkıp istifa etmeme gerekçesini böyle açıklıyor ve de bu açıklama birilerine doğru geliyorsa orada seçime meçime zaten gerek kalmamış demliktir. Bu cüretkârlığı muhalefetin nasıl karşıladığı da önemli tabi. Örneğin CHP’liler şöyle diyorlar: “etmesin, nasıl olsa seçimi kaybedecek.” İyi Parti ne demiş? Onlar da seçimi kaybedeceğini anladı gibisinden bir şey. Alın size olmayacak bir şey. Eğer muhalefet olayı böyle açıklıyorsa iktidar niye bu etkisizliği ve işe yaramaz yaklaşımı kendi çıkarına kullanmasın? Oysa muhalefetin bu açıklamayı tersine çevirinceye kadar bütün demokratik yollara başvurup Binali Yıldırım’ın keyfi davranışını engellemesi gerekmez miydi? Gerekirdi de biz kime anlatıyoruz ki sanki? İktidarın böyle olduğu bir ülkede muhalefette ondan az şaşı olmayacaktır elbette. Görse ki bu ülkenin seçmenleri, ben istedim oldu anlayışında olanlar öyle kolay kolay kayıklarını yüzdüremezler bir başka yüreklenmezler mi? Bunca akıl almaz şeyi insanlar kabullenip oturuyorlarsa biraz da muhalefetin iş bilmezliğinden ve kendine güvenememesinden kaynaklanmıyor mu?

RTÜK istediği kararları alabiliyor, yargı insanların en temel hakkı olan düşüncelerini söylemelerine bile birilerinin işaretiyle olanak tanımıyor, sanatçılar sanatçı müsveddesi, aydına “aydınmış” denilerek küçümseniyor, gazeteciler gerçekleri söylemesin yazmasın diye gözdağı yetmezse içeriyi boyluyor, grevler erteleniyor, enflasyon %50’lerde ama resmi açıklaması yüzde yirmi beş buçuktan 20,5’ğa düşürülüyor. Çalışan ve emeklilere gelen zam ise %10. Bütün bunlar yapılıyor da olan ne, hiç!! Sizin anlayacağınız iktidar bir başka türlü hiçleşmiş, muhalefette olanlar bir başka türlü hiçleşmişler.

Evet, kurtuluşun sosyalizmde olduğunu biliyor ve her fırsatta dile getiriyoruz. Ancak sosyalizme giden yolda da yapılan onca şeylere karşı mücadele etme konusunda kısır bir döngü içinde olan sol ve sosyalist partiler var. Bu yüzden de Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak söylüyoruz. Bütün bu dolapları çevirenlere karşı her yerde ve her zaman mücadele edip halkın en önünde yürümediğimiz sürece soldan ve sosyalist soldan da bir şey çıkacağını sanmayalım.

Neymiş efendim; demokrasi mücadelesi miymiş geçin, insanların ekonomik olarak canı çıkmak üzere miymiş geçin, sanatçılara, aydınlara, gazetecilere baskı mı yapılıyormuş geçin, eğitim bitirilmiş, bir takım eğitici özelliğinden yoksun kişiler çıkıp kadın öğretmenlerin topuklu ayakkabılarıyla mı ilgilenip tehdit mi ediyorlarmış onu da geçin. Eee siz hızlı tren misiniz be birader onu geçiyorsunuz, bunu geçiyorsunuz sonra da çıkıp kurtuluşun sosyalizmde olduğunu söylüyorsunuz…

He… he halkımız da işçi sınıfımız da inandı.

KURTULUŞUMUZ SOSYALİZMDE…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA