turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOL NE YAPAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 OCAK 2019

Seçimlerin en çok konuşulduğu dönemde sol ve sosyalist sol, “durun bakalım benim de söyleyecek sözüm var” demiyor ve neymiş sözü bir bir açıklamıyor. Çünkü seçimlere girilse de bu durumda bir yararlılık gösterilmeyeceği çok belli. Bu yüzden de ipliği pazara çıkmış sistemin dinci ve faşist sağ partilerini eleştirirken eleştiriyor ancak bu arada en çok eleştirilen parti ise CHP oluyor. Bunun nedenini aslında bilmiyor değiliz. Çünkü bazı sol ve sosyalist olduğunu ileri süren partiler CHP ile AKP ve MHP’nin arasındaki farkı bile ortaya koyabilseler yine de iyi olacak ama her ne hikmetse bunu yapmıyorlar aksine CHP’yi ne kadar ağır eleştirirsek o kadar devrimci ve sosyalist olunacağını sanıyorlar.

Kuşkusuz, sisteme karşıysanız kapitalizmi savunanlara karşı öğretisel (ideolojik) farklılığınızı koyacaksınız. Koymazsanız bu eşyanın doğasına aykırı bir durumdur. Ancak ülkenin genel görünümünü de dikkate almadan salt CHP eleştirisine yoğunlaşılması ve hatta CHP ile AKP ve MHP arasında hiçbir fark yoktur sonucuna ulaşılması da çok da gerçeği ifade etmek anlamına gelmez.

Niye dersiniz, 17 yıldır dinci, gerici bir iktidar yürüyüşü başlatmış olan AKP ve saray iktidarının geldiği günden bu yana nelere imza attığını bir görmek gerekir. İşin bir yerinde kervanına MHP’yi de katan iktidar ülkenin “beka” sorunu var hesabından yürüyerek hemen kimseye göz açtırmamaktadır. Neredeyse “beka” sorunun dile dolayanlar ülkenin yarısını “hain” ve “terörist” ilan etmekten çekinmemişler, yaşanan ekonomik krize bile aldırmadan, daha doğrusu geniş emekçi yığınlarının sırtına yıkanlar kendileri şaşa ve debdebe içinde yaşarlarken halka zırnık bile koklatmaksızın “beka meka” diyerek bir güzel borularını öttürmektedirler.

İşçilerin grev yapması yasaktır. Greve kalkışanlar ya grev yasağı ile karşılaşıyorlar ya da 3. Havalimanı inşaatında çalışan işçiler gibi şiddete maruz kalmanın da ötesinde cezaevlerini boylayıveriyorlar. Gazeteciler özgürce haber yapamıyor, düşüncelerini yazamıyorlar. Göze alıp yine de gazetecilik görevlerini yapmaya mı yeltendiler tak iktidarın emriyle ilgili kurumlar harekete geçiyor. Olmadı içeri atılıyorlar. Gazeteciler içeri atılır mı dediğinizde de bu kesimin korosu hazır, hep birlikte; “onlar gazeteci değil ki terörist” diyecek kadar ileri gidiyorlar. Sanatçılar duyarlılıklarından kaynaklı eleştiri mi yaptılar, hemen “sanatçı müsveddesi” olup çıkıyorlar. Bu hakaret bile bazılarını tatmin etmiyor olmalı ki yargı harekete geçirilip sanatçılar yargı kapılarında süründürülüyor.

Ülkede enflasyon almış başını gitmiş. Çalışanların ve emeklilerin maaşlarına yapılan zamlar ortada. İşsizlik çığ gibi büyüyor. İşe alınanlara bakıyorsunuz hepsi iktidar yanlısı. Ne liyakat gözetildiği var ne de işe alınmalar sınavla yapılıyor. Kitabına uydurulan atamalarla iktidar iş görüyor. Uzun zamandır öğretmen ataması yapılmıyor. Bunun yerine köle gibi çalıştırılmak için sözleşmeli öğretmenler göreve getiriliyor. Sözleşmeli öğretmenlerin her türlü ekonomik ve sosyal hakları ise budandıkça budanmış durumda.

Konuyu uzatmayalım ülkede tam anlamıyla baskı ve yıldırma ortamı var. YSK’nın görevi eşit koşullarda seçimin yapılmasını sağlamak olmasına karşın bir de bakıyorsunuz ki onca hile, hurda, alavere, dalavere işlerine göz yumulmuş, yumulmaya devam ediliyor. Olmuyor bu ekibin işbaşında kalması için yasal olmayan yollara başvurularak görev süresi uzatılıyor. 31 Mart yerel seçimlerine giderken sürekli olarak seçmen yazımını tartışıyoruz. Akıl almaz seçmen listeleri birbirini kovalıyor.

Böyle bir ortamda bile sol ve sosyalist yapılar ülke gündemini konuşurken sanki sistemle mücadelede seçenek haline gelmişler gibi altı boş açıklamalara tanık oluyoruz. Neymiş kendileri sol ya da sosyalistlermiş de kapitalizme karşı sosyalist seçeneği koyuyorlarmış gibi bir hava veriyorlar kendilerine. Diğer sol ve sosyalist partileri üst perdeden eğer sosyalistlerse gelirler bize oy verirler yoksa düzenin bir parçasıdırlar demeye kalkışan burnu havada şeyler yazıp konuşuyorlar ki bu tutum anlaşılacak gibi değildir. Diyelim ki bu sözleri söyleyenler dedikleri gibi bir partidir o zaman hangi neden seçimlerde işbirliğini engelleyecek durumdadır da hiçbir sol ve sosyalist partinin kapısını çalmak bile gereği duymadan ya bize oy verirsiniz ya da sistemin partilerini destekliyorsunuzdur yönünde yorumlarda bulunabilirler?

Şu anda faşizme karşı geniş mücadele cephesinden söz bile etmek gereği duymuyorum. Hele bu noktaya dönersek solu ve sosyalist solu bu yöndeki sekterliğin ne duruma düşürdüğü ortadayken bazılarına gerçekten de çok az söz düşecektir.

TSİP’e gelince, TSİP bütün bu tartışmaların dışında Tunceli’de Maçoğlu’na oy verilmesini çoktan ilan etmiş bir partidir.

Seçeneği de anlayışı da bu bağlamda olacaktır.

Ancak açıkça söylemek isterim ki bizim bu tutumumuz TKP’nin desteklenmesi anlamına da gelmemektedir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA