turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOSYALİSTLERİN GÜNDEMİ…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 OCAK 2019

Kim, neyi ne kadar biliyorsa yolunu yordamını da o ölçüde açabilir. Bir şeyleri bilmemek ama yine de yol açmaya çalışmak gerçekten de olası değildir. Bu yüzden de beylik sözlerden uzak durarak olay ve olgulara bir yorum getirmek en iyisidir. Hep söylenir, birileri gündem yaratıyor, bizler de yaratılan gündemin arkasından gidiyoruz. Oysa başkalarının yarattığı gündemin peşinden gideceğimize kendimiz gündem yaratalım diye.

İyi güzel de konumumuz gündem yaratmaya uygun değilse ne yapacağız? Gündem yaratmamızın nesnel ve öznel koşulları yoksa beylik birtakım sözler söylemenin ötesine geçebilir miyiz? Bizce bazılar sürekli olarak gündem yaratmak adına hem fıtık olmakta hem de boşu boşuna çırpınarak salt kendisini oyalamaktan öte bir işe yarayacak ne düşünce ne de eylem bağlamında ortaya bir şey koyamamakta ama sadece kendi söyleyip kendi dinlediği şeylere öyle inanmaktadır ki bu da geniş emekçi yığınları nezdinde ne yazık ki hiçbir karşılık bulamamaktadır.

Önceki yazılarımızda da değindik, yinelememizin nedeni ise ne demek istediğimiz anlaşılsın diyedir. Sol ve sosyalist solun biri dışında diğer kesimleri seçimlere girememektedir. Bu yüzden de devrimcilik yapmaktan geri kalmayayım diye sürekli CHP adayları ile kafa bozup bu adayların ne kadar düzenin adamları olduğunu söyleyip durmak da bizim iyi devrimci olduğumuzu göstermez. Bu tür söylemlerde aşırıya kaçtığımız andan itibaren yığınlara özet olarak şunu söylemiş oluruz. Boş verin hepsi aynı soyun soyu bu yüzden de seçimler bir kurtuluş değildir, en iyisi sandığa gitmemektir. Tabiî ki de sandığa gitmemek de yerine göre mücadelenin bir parçası olabilir. Ancak sandığa gitmemenin koşulları yok ya da bu koşulları yaratacak konumda değilsek, bizim yaptığımız sandığa gitmeme anlamında çağrı ya da her ne yapacaksak devrimcilik değildir. Çünkü devrimciler veri olarak ellerinde karşılığı olmayan bir eyleme kesinlikle kalkışmazlar.

Duruma göre sandığa gitmeme çağrısı sistemin tam anlamıyla savunulması anlamına geleceği de gözlerden ırak tutulmamalıdır. Çünkü bu yönde geceli gündüzlü devrimci kılığına bürünmüş AK troller iş başındadır.

Bir başka konu ise şudur; öyle görünüyor ki pek çok çevre CHP’nin adaylarına kafayı takmışlar. Neler söyleniyor, neler. İş öyle ileri götürülmüş ki bir kişinin adı üç isimden mi oluşmuş bu bile yoruma tabi tutularak kim ya da kimlere hizmet ettikleri yorumlarla anlatılmaya kalkışılmıştır. Bazılarının ne kadar dinci kimseler oldukları da es geçilmemiş. Ortaya konulan düşünceler öylesine fanatik ki CHP neredeyse bütünüyle ABD’nin, İsrail’in hizmetindedir. Bu durumda böyle bir CHP’ye oy vermektense ülkenin bekasını savunan AKP ve MHP’ye oy vermek daha yeğdir.

Türkiye’de ekonomik krizden, tarımdan, eğitimden, sağlıktan, yapılan köprü, tünel, yol her ne varsa onlardan, dış politikadan, askeri birtakım girişimlerden, NATO’dan, hak ve özgürlüklerden, haktan, adaletten, grevlerden, eşitlikten, işe alımlardan, memur atamalarından, toplumun her kesimine yönelik yıldırma ve susturma girişimlerinden söz etmeyelim, sadece bizi sosyalizm kurtaracak diye papağan gibi sürekli yineleyip duralım isteyenler var. Bunu söylerlerken de sistemin dışına böyle çıkılacağı savı öne sürülmekte. Yukarıda saydığım konular demokratik mücadele sınırları içinde görüldüğü için de küçümsenip durulmakta, kimi zaman söylem olarak kimi zaman da eylemli olarak içinde solculuk hastalığını barındıran bir konuma düşülmektedir.

Burada sadece şunu söylemek isterim, cumhur adaylarının yitirdiği bir seçim mi yoksa kazandığı bir seçim mi ülke ve geniş halk yığınları yararınadır. Eğer bu konu ile ilgili konuşacaksak ilk yanıtı verilmesi gereken soru tam da budur.

Gelelim güncel politikalarla ilgili halkın istemleriyle çakışan bir politika yürütebiliyor muyuz yoksa yürütemiyor muyuz sorusunun yanıtına. Yürütülemiyor, yürütülemediği için de sosyalizmin geniş halk yığınları katında bir kurtuluş olarak anlaşılması mümkün olmuyor. Güncelle ilgili olarak sosyalistler bu konuda ne diyor, güncel olay ve olgularla sosyalizmin bağıntısını nasıl kuruyorlar bu çok önemli işte. Bağını doğru kurarız, sosyalizm yığınların gündemine girer. Kuramıyorsak yaşananları yineleyip durmanın ötesine geçemeyeceğimiz için bir yararı olmayacağı gibi sosyalist bir partinin bir olguya dönüşmesi de söz konusu olmayacaktır. Tıpkı güncel ne varsa küçümseyip ille de sosyalizm deyip durduğumuzda da bir yararı olmayacağı gibi.

Sözün özü salt güncelde kalmak bir sağ sapmaya işaret edeceği gibi sürekli sosyalizm deyip durmak da güncelle hiç bağıntı kurulmadığı için sol sapmaya kapı aralayacaktır.

Biz TSİP olarak böyle söylüyoruz ve yolumuza da bu anlayış çerçevesinde devam edeceğiz…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA