turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GÜNDEM DİYE DİYE…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 OCAK 2019

Nasıl bir ülkede yaşıyoruz. Ülke ekonomisini bu hale getirenler bile enflasyonu kendi ağızlarıyla yüzde 25,5 olarak açıklıyorlar, sonra bir de bakıyorsunuz ki salt maaşlara yansıtmamak için enflasyon 20’lere düşürülmüş. Ancak emekli ve memurların maaşlarına kendi açıkladıkları enflasyon rakamı yansıtılması gerekirken ancak yüzde 10 civarında bir yansıma söz konusu oluyor. Oysa çarşıyı pazarı gezseniz enflasyonun yüzde ellilerde olduğunu görmemeniz için gözlerinizi kapatıp dolaşmanız gerekir.

Bir yalan bombardımanı ki sormayın gitsin.

Her seçimde çoluk çocuk tartışıp duruyoruz. Seçimlerde hile var mı yok mu diye. Seçimlerle ilgili çıkarılan yasalara bile baktığımızda bu yasaların hileye kapı araladığını görüyoruz. İlçe Seçim Kurullarından Yüksek Seçim Kurulu’na kadar alınan kararlara bakıyorsunuz bu kararlarda bile var olan yasaların gözetilmediğini keyfi kararlar alındığını görüyorsunuz. Bu yüzden de onca mesaimiz seçimlerde hile yapılıp yapılmadığı ile geçiyor.

Her seçimde askıya çıkan seçmen listelerinde akıl almaz seçmen yazımları karşısında bu kadar da olmaz deyip celallenerek çatacak yer arıyorsunuz. Öyle ki 1854 doğumlu seçmenin bile hem de TC numarası verilerek ilk kez oy kullanmak üzere listeye yazıldığını gördükten sonra bile ilgili kurumları bir türlü harekete geçiremiyorsunuz. Geçirseniz bile bu kurumların hileyi değil de Milletvekilliği yapmış Çanakkale/Çan İlçesi CHP Belediye Başkan adayının adresinde oturup oturmadığını saptamak üzere polis gönderip sorgulatmaya kalkıyorsunuz. Seyyar seçmenler mi, bir evde 50-100 kaydedilmiş seçmen mi, ahırlara yazılmış onlarca seçmen mi dersiniz maşallahı var hileyi çağrıştıracak ne varsa seçmen listelerinde var. Hem AKP ve saray iktidarı siz madem seçmen listelerinden şikayetçisiniz ben size şikayet nedir göstereyim dercesine şikayetlerde bulunup ortalığı curcunaya çevirdiğini görüyorsunuz. Denetlenmesi olanaksız bölgelerde ise neler yapılmış bunları bulup çıkarmanın olanağı bile yok.

Özetle; kendi demokrasisini seçim sandığı olarak açıklayan sermaye kesimlerini temsil eden iktidar sandık demokrasisini bile hiçe sayıyor. Sonra da karşımıza çıkıp bütün kurum ve kuruluşlarla birlikte hücuma geçiyor.

Memlekette hakkınızı arayamıyorsunuz. Adalet yok, hak yok, hukuk yok. Grev yapmaya kalkışsanız bin bir baskı ile karşılaşıyorsunuz. Ya da bakmışsınız ki greviniz yasaklanıvermiş. Yasa da işçilerin grev yapması da var, işçilerin birbirleriyle dayanışabileceği de. Ne var ki işçiler bu silahı kullanmaktan çok uzaklar. Daha doğrusu böyle bir dayanışmayı iktidar asla işçilere bir hak olarak görmüyor. Solda yer alan siyasi partiler işçilerle dayanışmayı arttıracak, önünü açacak bir gelişkinlik içinde değiller. Önceleri grev yapan, ya da direnen işçiler ziyaret edilir, onlara moral destek sunulur, birlikte halaya durulup slogan atılırdı ama şimdilerde bunu da yapmanın olanağı kalmadı. Harekete geçen güvenlik güçleri her türlü dayanışma ve direnişin önünü kesmek için her yola başvuruyorlar. Bir düşünün kaç zamandır çalıştıkları TOKİ’den aylıklarını alamayan işçilerden Ankara’da çok azı işyerinin önünde direniş yaptılar da kaç kez gözaltına alınıp karakola götürüldüler. Yargı bu işçilere para cezası bile verdi. Bu işçileri en son TBMM’nin önünde gördük. Güvenlik güçlerinin işçilere nasıl davrandığına dünya alem tanık.

Sanatçılar baskı altında, politikacılar baskı altında, gazeteciler baskı altında, işçilere göz açtırılmıyor. Öğrencilerin durumu zaten belli. Köylüler ürettikleri malları satamıyorlar mıymış, aç ve perişanlar mıymış, iktidarın yanıtı hazır. Yok böyle bir şey. Çiftçilerimizin durumu güllük gülistanlıkmış maşallah.

Önceki gün Prof. Korkut Boratav, iktidarın emperyalizme bağımlı olduğunu söylemiş de acaba böyle mi siz kalkın bir de iktidara sorun nasıl yanıt alacaksınız.

Fazıl Say, Recep Tayyip Erdoğan’ı konserine davet ederek, Erdoğan’da konsere çevresiyle birlikte giderek herkesi şaşırttı. Say’a bir plak bile armağan etti. İnsanlar bu yüzden birbirlerine girdiler. Bir kısmı Say’ın saray sanatçısı olma yolunda adım attığını savundular bir kısmı da ülkede tansiyon bu kadar yükselmişken düşürülmesi iyi oldu diyerek yaşanan bu durumu savunmaya geçtiler. Öbür yandan Metin Akpınar ve Müjdat Gezen imza vermeye devam ediyorlar. Malum Erdoğan’a göre onlar sanatçı müsveddesi ya. Hem bunlar nasıl bir suçla suçlanıyorlar? Eleştiride aşırıya kaçmakla. Müjdat Gezen’den bunu öğrendik, öğrendik de böyle bir ceza maddesi yok ki minareyi çuvala nasıl koyacak yargı bilinmez.

Sizi yormayalım ve yazımızı bitirelim. Başkalarının yarattığı gündemin peşinden gitmeyelim kendi gündemimizi yaratalım. İyi de bunu nasıl yapacağız böylesi nesnel koşullarda? Güncel konuları toplumun sorunu haline getirip sosyalizmle bağlantılandırarak yapabiliriz elbette ama görüldüğü gibi bu konularda da sol ve sosyalist sol olarak nal topluyoruz. Her şeye uzak durup gündem gündem diye yırtınanlara da bir kahırlanma sözümüz olsun değil mi? İyi de be kardeşim yukarıda dile getirdiklerimiz ışığında gündemi nasıl yaratacağız? Yoksa siz bize sosyalizmi savunanlara kendimizi yakmamızı mı öneriyorsunuz? Emriniz başımız üstüne onu da yaparız da siz de bizimle olacak mısınız? Yoksa teee uzaklardan seyredip bu kez de bize Niyazi oldular muamelesi mi çekeceksiniz?

Ama söyleyelim, biz en azından üstümüze düşeni yapmaya çalışıyoruz da siz gazcılar sahi siz ne yapıyorsunuz söyler misiniz?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA