turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


VE VENEZUELA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 OCAK 2019

Venezuela’da ABD’nin eliyle emperyalizmin uşakları darbe girişiminde bulundular.

Bildiğiniz gibi ABD Başkanı Trump Venezuela ile ilgili bütün dünyanın gözünün içine baka baka olmayacak şeyler söyledi. Bunun arkasından da halkın seçtiği Maduro’ya karşı emperyalizmin işbirlikçileri harekete geçtiler. Tabi bu oyun salt ABD ile de sınırlı kalmadı. Bazı ABD yanlısı ülkeler ve diğer emperyalist ülkelerde ABD’nin yanında kervana katıldılar. Emperyalizmin bu tehlikeli girişimi karşısında halkı sokağa çağıran sosyalist Maduro ilk iş olarak da 72 saat içinde ABD’nin bütün diplomatlarının ülkeyi terk etmesini istedi ve Venezuela ABD ile ilişkilerini kesti. Emperyalizmin Venezuela’da oynadığı oyun yetmiyormuş gibi üstüne üstlük Trump dünya ülkelerine uşaklık muamelesi yapıp sözde demokrasi adına skandal bir karar vererek Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'yu ülkenin "geçici devlet başkanı" olarak tanıdığını açıkladı.

ABD'nin bu kararına çevresindeki ülkeler de destek verdi.

Trump’un bu kararının arkasından ise ülkenin değişik kentlerinde Maduro’ya karşı gösteriler başlatıldı ve ülkenin yıkıma götürülmesi için işbirlikçi halk düşmanları harekete geçtiler. ABD’nin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Venezuela ordusuna ve güvenlik güçlerine sözüm ona demokrasiyi koruma adına çağrı yaparak sokaklara çıkan Maduro karşıtlarını koruma çağrısı yaptı.

Trump, Venezuela’ya karşı “askeri müdahale düşünmüyoruz” dese de emperyalist ABD’nin başı Turmp’a inanmak olası değil. Bu tehdit açıkça var.

İlginçtir, emperyalistlerin elindeki Facebook ve instagram Maduro’nun hesabındaki “mavi tik”i kaldırdı. Wikipedia ise işbirlikçi hain Juan Guaido’yu Venezuela Devlet Başkanı olarak yazmaya başladı.

Venezuela’da yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki emperyalist ülkeler ve onların işbirlikçileri dünyanın mazlum halklarının yakasını bırakmayacaklar. Dünyanın mazlum halklarını iliğine kadar sömürmek için ellerinden ne geliyorsa yapacakları gibi dünyayı kan ve gözyaşına boyamaktan da çekinmeyecekler. Bugün Ortadoğu coğrafyasında yaşananlar da budur Venezuela’da da. İşte bu yüzden ABD emperyalist/kapitalist sistemi ile hiçbir alanda uzlaşılmamalı, başta ABD olmak üzere emperyalist/kapitalist sistem yıkılmadığı sürece de dünya halklarının çektiği eziyetin ortadan kalkmayacağı asla göz ardı edilmemelidir.

İşte bu yüzdendir ki Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak Venezuela halkının ve Maduro’nun yanında olmayı bir namus borcu sayar, Türkiye halkının Venezuela halkının yanında yer alması için elimizden gelen çabayı göstermekten an bile çekinmeyiz.

Şimdi dönelim Türkiye’ye.

Bildiğiniz gibi 24 Ocak günü gerçekleri yazan Gazeteci Uğur Mumcu evinin önünde arabasına konulan bir bomba ile katledildi. Bugün bile Uğur Mumcu’yu kimler katletmiştir, katliamı gerçekleştirdiği ileri sürülen kimselerin arkasından kim ya da kimler vardır belirsizdir. Aynı durum 24 Ocak günü katledilen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan için de geçerlidir.

Bildiğiniz gibi Uğur Mumcu’nun katlinin arkasından Bahriye Üçok, Muammer Aksoy gibi ülkemizin değerli insanları da bombalı saldırıya uğrayarak canlarından olmuştur. Bu olayların yaşanmasının arkasından adım adım Türkiye’nin getirilmiş oluğu noktaya bakarsak bu katliamları gerçekleştirenlerin gerçek amaçlarını çok daha açık olarak sorgulamamız ve gün yüzüne çıkarmamız olasıdır. Bu nedenle Uğur Mumcu’yu, Gaffar Okkan’ı, Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy’u bir kez daha anarken arkasındaki karanlık güçlerin ortaya çıkarılması gerektiğini de özellikle vurguluyoruz.

Önceki gün Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu bize göre gereksizliği çok ortada bir konuşma yapmış ve seçmen yazılımı ile ilgili gerçekleri tersyüz edecek denli altı boş bir açıklamada bulunmuştur. Neymiş efendim emmisinin ya da dayısının oğlundan duymuşmuş da, şurada şu kadar, burada bu kadar seçmen kayıtlıymış da belgeleri sunmak gerekirmiş. Yoksa Türkiye bazı karanlık güçlerin tehlikeli oyunlarına sahne olurmuş.

Baştan belirtelim Metin Feyzioğlu anlaşılan demokrasi denilince sadece sandık demokrasisine işi indirgeyecek kadar abartmaktadır. Yani kendisi sandık demokrasisini savunacak kadar demokrasi yanlısıdır. Türkiye’de seçmen yazılımlarında neler yapıldığı belgeleriyle o kadar çok konuşuldu ve yazıldı ki Metin Feyzioğlu’nun bunlar yokmuş gibi davranması kendisini YSK Başkanı Sadi Güven’le aynı çizgiye düşürmektedir. Bir hukukçu olarak belgelerle ilçe seçim kurullarına itirazlardan ve bu itirazların dikkate alınmayışından habersiz gibi davranıyor olması da ayrı bir çıkışsızlıktır.

Son olarak Ülke her fırsatta Mustafa Sarıgül gibi adamları mı konuşacaktır? Kim olduğu, nasıl bir politik çizgi sahibi olduğu bilinmemekte midir ki her seçim döneminde Sarıgül gibiler başa bela edilip kafa karıştırıcı bir rol üstlenirler hiç anlayanınız var mı? Ülke ne çekmişse Sarıgül gibi insanlardan çekmiştir.

En iyisi böylelerinin yakasını bırakmak ve parti kuracaksa parti kurmasına, DSP mi olur ya da bilmem hangi parti mi olur oraya kapak atacaksa buyurmalı atmalı ki her defasında en kritik seçimlerde bir sorun olarak ortaya çıkmasın. Eğer çok güçlü olduğunu sanıyorsa ki değildir buyursun sahada kendisini denesin ve boyunun ölçüsünü alarak yerine otursun ki ülke de CHP de böylelerden bir an önce kurtulabilsin…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA