turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÖĞRETİSİ SAĞLAM OLMAYANLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

255 OCAK 2019

Sol ve sosyalist solda yer alan kimselerin ateşli tartışmaları yüzünden ateşimiz çıkıyor. Son zamanlarda başlatılan “Fazıl Say saraya yaklaştı” yaklaşımından da gına geldi. Bu nasıl bir şeydir ki sol ve sosyalist sol kendisini yapayalnız duyumsamaktadır? Bu yüzden de herkesin kendisi gibi düşündüğü, ya da düşünmesini istediği yanılgısı yüzünden durmadan çam devirip duruyoruz.

Evet, Fazıl Say, dünyaca ünlü başka sanatçılarımız gibi ünlü bir isimdir. Onu dinlemek elbette çok güzel ve bir düzey işidir. Her ne hikmetse olup bitenlere bu pencereden bakmadığımız zaman sürekli olarak yanlış şeyler söylüyor ya da konuşuyoruz. Bize göre bunun nedeni; sol ve sosyalist tarafta yer alanlar kendimizi çoğaltıp sosyal bir olgu haline gelmekten uzak olduğumuz için esasen çok da bizden yana olmayanlara başka başka misyonlar yüklüyor, bizim gibi hareket etmedikleri için devremiz yanıyor ne yapacağımızı, ne diyeceğimizi şaşırıyoruz.

Yazıma bir varsayımla devam edeyim. Fazıl Say, konser salonuna çevresiyle birlikte Recep Tayyip Erdoğan girdiği an sahneyi terk etmiş olsaydı acaba ne yazacak ne koşuşacaktık hiç akıl yürüttünüz mü? Fazıl Say’ı en kahraman ve yürekli bir yandaşımız mı sayacaktık? Ya da ne bileyim Say’ın neyse o olduğu gerçeğinden kopup akıl almaz yanılgı dolu düşünceler mi üretecektik?

Aslına bakarsanız her konuda olması gerektiği gibi biraz soğukkanlı olmak gerekir. Olay ve olguları olduğu gibi görürsek kendi gerçekliğimizin ne olup ne olmadığını da iyi tanırız ki sık sık yanılgıya düşüp celallenip durmayız.

Kuşkusuz Fazıl Say olayında pusuda bekleyen bir sürü AKP yanlısı kimse var. Onlara buradan ekmek çıkmayacağına dair bir tutum içinde olsak ve de konuyu ölüm kalım meselesi gibi almasak olmaz mı acaba? Sonuçta bizler solcu ya da sosyalist insanlarız. Sanatçılar içinde bizimle birlikte hareket edenler olacağı gibi değerli ama olmayanlar da olabileceğini niçin kabullenemiyoruz? Bizlerin çok mu enerjisi var da “şu sanatçı da sarayı seçti, bu sanatçı da sarayı seçti” yolunda kafa patlatıp duruyoruz. Bu işler için harcadığımız zaman kadar yığınları öğretisel olarak aydınlatsak da onları örgütlü hale getirsek çok daha iyi olmaz mı?

Benim aynı zamanda biraz uğraş alanım olduğu için sayısız öykücü, şair, romancı, ressam, müzisyen, sinema sanatçısı tanıyorum. Sözü geçen sanatçıları ortaya koydukları eserleri nedeniyle de seviyor ve sayıyorum. Bu değerlendirmeyi yaparken de Türkiye Sosyalist İşçi Partili midir ya da değil midir diye baktığım da yok. Olsa iyi olur, ancak değilse bunlara her yaptıkları için söz yetiştirmekle mi yükümlüyüm?

Biliyorum ki Fazıl Say saraya ne zaman kapak atacak diye geceli gündüzlü kafa patlatanlar var. Diyelim ki attı, o zaman ortalık “sende mi Brütüs” yakınmasından geçilmez olacak. Böyle durumlarda en sağlıklısı Kartacalı Terentius gibi düşünmek değil midir? Ne söylemiş Terentius? “İnsanla ilgili hiçbir şey bana yabancı değildir.”

İşte böyle değerli dostlar, yıllardır sosyalizm mücadelesi içinde olanlar bilir. Sayısız parti arkadaşımız ya da örgüt şu anda yanımızda mıdır? Bırakalım bizimle olmalarını nerelere savrulmuşlardır hiç düşündünüz mü? Bu yüzden bırakalım sanatçılara bu kadar kafa takmayı kendi işimize bakalım güzel olmaz mı?

Dünyada o kadar çok şey yaşanıyor ki bunların hepsini bilmesek de can alıcı olanları yeterince kavrayıp bilincimize çıkarsak kötü mü olur? Sol ve sosyalist kesime Venezuela’yı sorsak kim bilir ne çok devrim baz yorumlar duyacağız. Kimisi tıpkı Chavez’i eleştirdikleri gibi Maduro’yu eleştiri yağmuruna tutup bizleri gerçeklerden uzaklaştıracaklar kimisi de daha nesnel davranıp ufuk açıcı sözler söyleyecekler. Şu an neler oluyor Venezuela’da? Emperyalist/kapitalist ABD harekete geçmiş. Sonra da kendisini geçici başkan ilan etmesi için Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'yu ülkenin "geçici devlet başkanı" ilan etmesi için yelleyip ortaya çıkarmış. ABD Venezuela’yı tehdit ediyor. Şöyle yaparsan müdahale ederim böyle yaparsan müdahale ederim diye. Sizin anlayacağınız dünyanın pek çok yerine uzanan ABD’nin kanlı eli bu kez de Venezuela’ya uzanmış.

Peki, bu durumda biz solcular ne yapmalıyız? Sosyalizmi bizim istediğimiz ve düşündüğümüz gibi inşa etmediler ya da edemediler diye Maduro ve yanlılarını yerin dibine mi batıracağız? Yoksa dünya halklarının baş düşmanı haline gelmiş ABD emperyalist/kapitalist sisteminin karşısında mı yer alacağız? İşte sorulması gereken soru budur?

Yanıtı da çok açıktır. Bu yüzdendir ki Fazıl Say konusunu tartıştığımız gibi Venezuela konusunu da benzer bir şekilde tartışıp her şeyi birbirine karıştırmamalıyız.

Doğrusu budur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA