turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DARBE NASIL OLUR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 NİSAN 2019

Bilinen darbe, dünyanın her tarafında ordu tarafından yapılanıdır. Bu tür darbeler genellikle Amerika’nın güdümünde ve desteği ile yapılırsa başarı şansı daha büyüktür. Kimi zaman da dengeler tıpkı Fetöcülerin yaptığı darbede olduğu gibi izin vermez o zaman da darbe yarıda kalır.

Ancak bu tür girişimler yenilgiye uğratıldı diye de o ülkede demokrasinin kazandığını demokrasi karşıtlarının yenilgiye uğratıldığını kimse söyleyemez.

Darbe girişimlerinde genellikle ortam hazırdır. Çünkü var olan iktidar ülkede kötü bir ortam yaratmış, baskı ve zulmünü artırırken milyonları da aç, sefil ve işsiz bıraktığı gibi özgürlük ortamını da sistemli bir şeklide yok etme noktasına getirmiştir.

Bu açıdan ülkemizde olup bitenlere bakmakta yarar vardır. AKP iktidara geldiği günden başlayarak bir şeriat yani din devleti kurmak için büyük çabalar sarf etmiştir. Bu çabalarını zaman zaman da demokrasi savunuculuğu altında yürütmüştür ki gerçek amacı kimseler görmesin, bilmesin. Böyle durumlarda hiç kuşkunuz olmasın ki var olan iktidarlar genellikle emperyalist güçlerin parmağında oynattığı iktidarlardır ki AKP iktidarına baktığımız zaman bu gerçeği bütün çıplaklığı ile görmemiz olasıdır. Sözün özü bu gerçeği anlamak isteyenler AKP iktidarının ilk günden başlayarak günümüze kadar sürdürdüğü politikalara baktığı zaman açıkça görecektir. Çünkü Kuzey Afrika’dan Çin Seddi’ne kadar bir bölgede ABD’nin yürüttüğü politikaların kim en önemli destekçisidir buna bakmak gerekir.

Konuyu daha açık hale getirmek için AKP ile birlikte yol arkadaşından da öte iktidar ortaklığı yürüten Fetöcülerin yol haritalarını da izlemek gerekir. Fetöcüler ki orduyu ve polisi kontrol eder hale geldikleri gibi yargı ve eğitim kurumu içinde de süreç içinde egemen hale gelmişlerdir. Bir anlamda AKP iktidarında Fetöcüler baş tacı edilmiş her yere yuvalanmaları desteklenmenin de ötesinde birlikte yürünüp, birlikte ıslanıp birlikte ağlaşılmıştır. Nitekim bu konuda arşivlerde ve yazılan onca kitaplarda istediğiniz belgeleri bulmak olasıdır.

Önceki gün Sudan’da gerçekleştirilen darbede nasıl Ömer El Beşir diktatörünü en yakını Savunma Bakanı Avan Bin Avf devirdiyse iktidar ortaklığında yolları çatallaşan Fetöcüler de Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek istemişlerdir. Ancak bu noktaya gelinceye kadar Fetöcülerle birlikte iktidarın kurduğu kumpaslar bir bir yaşama geçirilmiş ve iktidarın karşısında duracağı düşünülen kurum ve kişilerin tek tek işleri bitirilmiştir. O dönemi yakından izleyenler ve yaşayanlar nasıl bir hukuksuzluğun içine düşüldüğünü, hak ve özgürlüklerin ortadan nasıl kaldırıldığını iyi bilirler. Mezarlardan ölüler kaldırılarak oy kullandırılan 2014 yılında yapılan Anayasa değişikliği bile bu gerçekler doğrultusunda yapılıp başarılmıştır.

Konumuz özellikle bu dönemi anlatmak olmadığı için kısaca geçmekte yarar var. 15 Temmuz 2016 darbe gününe gelinceye kadar yaşananlarsa hemen herkesin belleğinde özellikle de tarihin belleğinde kaydı düşülen gerçeklerdir.

Darbe gecesini ve sonrasını iyi biliyoruz. Başarısızlığa uğrayan darbeyi fırsat bilen Recep Tayyip Erdoğan iktidarı zaten o güne kadar iyice kısıtlanmış olan demokrasi ortamını tam anlamıyla rafa kaldırarak arkasına aldığı çeşitli güçlerinde yardımıyla arka perdesi tartışılır görünüşte sivil bir darbeyle her şeyi kontrol altına almıştır. Kimi çevrelerin demokrasi kazandı çığlıkları arasında Olağanüstü Hal ilan edilmiş, operasyonlar birbirini izlemiş, antidemokratik kanun hükmünde kararnameler ve yasalarla var olan ortam desteklenmiş, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan seçimlerle tek adam rejimi yaşam bulmuştur.

16 Nisan 2016 Anayasa halk oylaması böyle bir kısıtlılık içinde yapılmış, Yüksek Seçim Kurulu’nun yasa dışı aldığı bir kararla sayıma iki saat kala mühürsüz zarf ve oy pusulalarıyla kullanılan oyların da sayılacağı kararı ile reddedilen Anayasa’nın kabul edildiği ilan edilip kendi deyimleriyle atı alanın Üsküdar’ı geçtiği bir oldu bitti gerçekleştirilmiştir. Sivil darbenin arkasından ortaya çıkan ortam bu iktidarın istediği gibi at oynatmasını sağlamış, 24 Haziran 2018 seçimleri de bu hava ile kazanılmıştır.

Yok hükmünde bir Anayasa ile gerçekleştirilen var olan ortamın hazırlayıcısı ise hepimizin bildiği gibi YSK olmuştur. O YSK ki sivil darbenin bir parçası olarak bugünkü ortamı yaratmış, hukuk insanı gibi davranılmadığı iktidarın iki dudağından çıkacak söze bakar oldukları için de ülke hep birlikte bir çıkmazın içine itilivermiştir. Süreleri dolduğu halde görev süreleri 1 yıl daha uzatılan YSK’nın aldığı pek çok karar bu yüzdendir ki yok hükmündedir. Ülkenin pek çok yerinde seçimlerde ortaya çıkan gerçeklere bir de İstanbul seçimlerini eklediğimiz zaman her şey kabak gibi ortaya çıkmaktadır.

Neymiş efendim; İstanbul’da oylar tamamıyla sayılıncaya kadar Büyükçekmece’de karar vermek için beklenecekmiş. 10 küsur milyon oyu birkaç saatte sayanlar acaba niçin devede tüy oyları sayıp bitirememekte ve iktidara zaman kazandırarak polis operasyonları marifetiyle olağanüstü başvuru için AKP’ye sözüm ona polis, ev ev kanıt peşinde koşarak yurttaşlar tedirgin edilmektedir?

Yasa herkes için bağlayıcı ise bu yaşananlar neyin nesidir?

Yok değil, gücü gücü yetene bir ortamda halkla Cumhur İttifakı hesaplaşmak istiyorsa bilinmelidir ki kendileri zararlı çıkacaklardır. Daha da önemlisi bu ittifak ülkeye ne büyük zarar verdiklerini oturup düşünmekte midir doğrusu anlamak isteriz. Çünkü akıldışı ve demokratik kurallar içinde bir ortama dönülmeyi göz ardı edip bu şekilde davranmanın kesinlikle bir hesabı olacaktır.

Hesap kitap bilmeyenlere duyurulur…
 

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA