turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YASA MASA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 NİSAN 2019

Seçimler yapıldı. Herkes yasalardan söz ediyor. Yasa şöyle diyormuş da, şöyle olunca şöyle olurmuş da, hâlâ ülkede hukukçular olduğuna inanmak gerekirmiş de falan filan. Bu yüzden de ülkemizde önüne gelen yasalardan ve masalardan söz ediyor.

Madem yasalara uyulması ve yargıçlar önlerindeki yasalara bakarak karar verirler öyleyse can alıcı bir konuya parmak basalım. Türkiye’nin yazgısını değiştiren anayasa halk oylaması 16 Nisan 2017 tarihinde yapıldı mı? Yapıldı. Peki, yasa hükmü çok açık olmasına karşın, nasıl oldu da YSK sayıma bir saat kala mühürsüz oy zarf ve oy pusulalarıyla oy kullanılmasını geçerli saydı? Hem de sonuca etki edecek bir çoklukta oy sandığa girip halk oylamasının sonucunu Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin isteği doğrultusunda değiştirdi? Bu karar alındığında YSK’nın önünde mühürsüz zarf ve oy pusulalarının kullanılması oyları geçersiz sayar yasa maddesi varken nasıl oldu da YSK gözlerimizin içine baka baka bu kararı alıp Türkiye’nin rejimini değiştiren bir sonuca imza attı dersiniz?

Hani 31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimler sonrasında koskoca ülke İstanbul seçimlerine odaklandı ya her birimiz neredeyse birer hukuk profesörü olup çıktık. Şöyle olunca, şöyle olur, böyle olunca böyle olur diye konuşup duruyoruz. Bu yüzden de vicdanlarda Ekrem İmamoğlu kazandı deyip çıkıyor ve mazbatasının verilmesini savunuyoruz. Hakkımızı yedirtmeyeceğimiz doğrultusunda da üst perdeden konuşup duruyoruz.

İyi de ülkede ülke hukukun üstünlüğü çerçevesinde mi yönetiliyor, bir kez kendimize yüksek sesle sorup bu bağlamda yapılması gerekenleri niyeyse bir türlü kamuoyu ile paylaşmıyoruz.

İstanbul seçimlerinin sonuçları hukuk böyle ya da şöyle dediği için sonuçlanmış olmayacak. İstanbul seçimleri Recep Tayyip Erdoğan nasıl istiyorsa onun istediği gibi sonuçlanacak. Eğer Erdoğan, gerekli muhasebeyi yaptı ve sonuçlarının kendileri ve ülke aleyhine sonuçlanacağı yolunda bir karara varırsa İstanbul Belediye Başkanı koltuğuna Ekrem İmamoğlu oturabilir. Aksi halde İmamoğlu yasal olarak seçimleri kazansa bile bu koltuğa oturtulmayacaktır. Ayrıca kötümser bir görüşümü de sizlerle paylaşmak isterim. Recep Tayyip Erdoğan bizim tanıdığımız kişiyse İmamoğlu bu koltuğa zor oturur. Zor oturur, çünkü ortada hukukun üstünlüğü müstünlüğü yoktur. Ortada Recep Tayyip Erdoğan’ın değişen rejimin gereği tek kişilik iradesi söz konusudur. Böyle bir anlayışın egemen olduğu yerde ise hukukçuların kafalarından ne geçerse geçsin Erdoğan’dan bağımsız bir karar vermelerinin olanağı yoktur.

Bu konuda iki örnekle görüşlerimi dile getirmek istiyorum. 7 Haziran seçimlerinde AKP iktidarı yitirmiş miydi? Evet, yitirmişti. Peki, niye bu seçim sonuçlarına göre ülkede bir hükümet kurulamadı. Ya da CHP 1 aydan fazla bir süre oyalandıktan sonra nasıl oldu da seçmen iradesine göre bir hükümet kurulamadı da seçimlerin yenilenmesine gidildi?

Yanıtı şu:

Recep Tayyip Erdoğan hiçbir koşulda koalisyon yapılmaması, CHP’nin oyalanıp zora sokulmasına karar vermişti de bu yüzden erken seçime gidildi.

İkincisi; ortada sonuçları açısından rejim değişikliğini getiren anayasanın değiştirilmesi ile ilgili bir halk oylamasına gidildi. AKP ve destekleyicileri 2,5 milyon mühürsüz oyu geçerli saymalarına karşın Evet oyları kılpayı öne geçti. Üstelik Evet’i iktidar yargı eliyle elde etmiş oldu. Görünüşe bakarsanız bu karar yargının kararıymış gibi görünse de yasa hükmüne karşın YSK; kalktı iktidarın istediği doğrultuda yasal olmayan bir karar alarak bugün içine düşürüldüğümüz ortamı hazırladı.

Herkes çıkıp yasadan masadan söz edebilir. Ancak ortada yasadan söz edecek kadar aymaz isek ve de bu kadar iyi niyetliysek bilmeliyiz ki bizim yolumuz cehenneme çıkar. Bu yüzden açıkça söylüyorum Recep Tayyip Erdoğan eğer İstanbul seçimlerinin yinelenmesini istiyorsa YSK kesinlikle yasa falan tanımayacak ve kararını seçimlerin yinelenmesi doğrultusunda verecektir. Yok, (sanmıyoruz ama) olur da Recep Tayyip Erdoğan sonuçlarını hesaplar İstanbul’un İmamoğlu’na teslim edilmesini isterse İmamoğlu koltuğa oturtulacaktır. Aksini düşünmek YSK’nın bunca yasaları hiçe sayarak verdiği kararları görmezden gelmek olur ki bu da boş teneke tangırdatmaktan öte bir anlam taşımaz.

Bir daha söylüyoruz;

Recep Tayyip Erdoğan’ın kafasında ne demokrasi, ne hak ve özgürlükler ne de kendi düşüncesi dışında düşüncelerle uzlaşmak diye bir şey olmadığı için YSK’nın İstanbul kararı için kötümser olmak, en nesnel tutum ve davranış olarak önümüzdedir o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA