turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİR ÖZAL HİKÂYESİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 NİSAN 2019

Hani derler ya saçsız ölür, sırma saç, gözsüz ölür, badem göz diye anılır diye, işte tam da o hesap dünkü Turgut Özal’ın mezarı başında ölümünün yıldönümünde anılması ve hakkında olumlu sözler söylenmesi tam da budur işte.

Bir önemli nokta da şu sağcı ve dinci imancı milletinin şöyle göğüslerini gere gere sahiplenip bu da bizim insanımız diyecekleri kimseleri olmadığı için dönüp dönüp aynı mavalı okumaları hiç de anlaşılmayacak bir şey değildir. Sağcıların şu 60 yıllık hikâyelerinin sağdan saysanız, soldan ve de yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı saysanız topu topu iki insanları ya vardır ya da yoktur.

Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan ve çevresi de dahil ya Menderes’i örnek gösterirler ya da Turgut Özal’ı. Oysa ülke tarihine nesnel yaklaşanlar bilirler ki her ikisinin de ülke tarihinde önemsenecek incir çekirdeğini bile dolduracak bir özellikleri yoktur. Menderes’in topu topu öyküsü ülkeyi küçük Amerika yapmaktan öteye gitmez. Turgut Özal’a gelince; o dünya finans çevrelerini de bilir, kapitalizme hizmet nasıl edilir onu da. Bu yüzden de dış güçlerin kendisini hesaba katacak sayısız özellikleri olduğu bir gerçektir.

Amerika’nın “bizim çocuklar” dedikleri Evren ve arkadaşları ülkede faşist darbe gerçekleştirdikten sonra sağdan soldan tüm siyasetçilere yasak getirilmesine karşın, sizce nasıl olmuştur da Turgut Özal bu yasağın kapsamı dışında kalmıştır? Yoksa Turgut Özal 12 Eylül 1980 darbesine kadar sağ siyasetlerin dışında kalmıştı da kirlenmemiş biri olarak göreve mi çağrılmıştı? Böyle olmadığı bilinmeyen bir şey değildir. Turgut Özal ki Demirel dahil o günün sağcı liderleri ile içli dışlı olan biridir, bu gerçeğin de ötesinde uluslararası sermaye çevrelerinin de en güvenilir adamıdır. Bu yüzdendir ki 12 Eylül yönetimi kendisine ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevi vermiştir. Turgut Özal’ın bir özelliği daha vardır ki bu özellikten söz etmez isek 12 Eylül darbesi sonrasını çok da iyi anlamamış oluruz.

Turgut Özal eliyle 12 Eylül öncesi geniş çevrelerin muhalefeti nedeniyle uygulanamayan 24 Ocak Kararları yaşama geçirilmiş ve bu karar gereği sonuçları da geniş emekçi yığınlarının sırtına yüklenmiştir. Bu karara dönüp baktığımız zaman görürüz ki bu kararlarda kazançlı çıkanlar emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileri olmuştur. Yani sizin anlayacağınız Turgut Özal gerçekte zengin severdir yoksul kesimlerin ise hak ve hukukunu zerrece savunan birisi değildir.

Diğer yandan Turgut Özal ki asık devlet yüzünü kimse savunacak değildir ancak Turgut Özal bu görüntü altında devlet işleyişine burjuva kayıtsızlığını, geniş emekçi çevreler karşısında ise laubaliliği sokan kişidir. Onun zamanında devlet memurları işini bilen kimseler olarak tarif edilmiş, geniş halk yığınlarının dilinden dişinden arttırdığı şeyler Bankerlik adı altında dolandırılıp ellerinden alınmıştır. İşçilerin ise sermaye güçlerinin istediği doğrultuda sadece ve sadece anaları ağlatılmıştır.

Turgut Özal’ın şu da iyidir diyebileceğimiz tek bir özelliği yoktur. Onun zamanında tarikatlar, cemaatler dinci vakıf ve dernekler gözetilip desteklenerek serpilip gelişmeleri sağlanmıştır. Bugünkü ortamın yaratılmasında Turgut Özal’ın payını bu nedenle asla küçümseyemeyiz.

Giyimi kuşamı ile kısa şortla tören kıtası denetlemesiyle birileri için iyi gelen davranışlar sergilemiş görünmüş ise de gerçekte bu tavrıyla ordu içinde Fethullahçıların mevzilenip yeni yeni mevzi elde etmelerine bile önemli sayacağımız olanaklar sağlamıştır. Onun döneminde başlayan kurumlarla ilgili vesayet suçlamaları Recep Tayyip Erdoğan döneminde tüy dikilen yerler haline getirilmiştir.

Sözün özü; Turgut Özal’ın artıları hemen hemen yok gibi olmasına karşın, eksilerini say say bitirmenin olanağı yoktur. Bugün onu göklere çıkaranlar hâlâ bu kadar çoksa iki nedenledir. Birisi bu düzeni savunanların hikâyesini anlatıp övünecekleri iki insanlarının bile olmayışı ikincisinin ise bu tür insanların kapkaççıların çıkarına bir politika izledikleri içindir.

Turgut Özal anmasında oraya buraya koşturanlara baktığınız zaman dile getirdiğimiz sonuçları çıkarmak için ne çok nedenimizin olacağını görmek isteyen herkes iciğine cıcığına kadar görebilir.

Daha da önemlisi bu tür tevatürlerin hemen hepsi iğne batırıldığında sönecek balondan öteye bir şey olmamakla birlikte hâlâ her fırsatta dile getirilmelerinin de fazladan bir kıymeti harbiyesi yoktur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA