turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


EĞRİYİ DOĞRULTMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 NİSAN 2019

Ne olmuş?

İmamoğlu İstanbul Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduktan sonra belediyenin hesaplarını kontrol amacıyla hem ekip oluşturmak istemiş hem de verileri kopyalayarak incelenmesini gündeme getirmiş. Bunun üzerine soluğu yargıda alan AKP temsilcileri alelacele Ekrem İmamoğlu’nun bu kararını mahkemece durdurmuşlar.

Şimdilik mahkeme öyle mi demiş, böyle mi demiş bu konu üzerinde durmayı gereksiz görüyorum. Çünkü yargı ile ilgili ülke genelinde oluşan düşünce ortada. Ancak İmamoğlu’nun bu kararı kim ya da kimleri ürkütmüş olmalı ki AKP temsilcileri soluğu yargıda aldı dersiniz? İşte bu konu oldukça düşündürücüdür. Hem bir belediye başkanı seçildiğinde nasıl bir devir aldığını bilemeyecek mi? Üstü kapatılmak istenen ne varsa o da mı üstünden atlayıp susacak?

Daha da önemlisi AKP’liler bu verilerin bir yerlerin eline geçeceğini düşünüyorlarmış. Yahu belediyede olmadık şeyler yaşanmış, çalma, çırpma, adam kayırma ayyuka çıkmışsa bu nasıl kapatılır? Hem bu gibi bilgilerden kamuoyu bilgilense bu işin kötülük neresindedir bir bilen, anlayan var mıdır acaba? AKP zihniyeti ki orduya çekilen operasyon sonrası kozmik odaya girilmesini ve buradaki bilgilerin İsrail başta ABD’nin eline geçmesini bile ellerini ovuşturarak ve sevinç içinde izler ve teşvik ederken nasıl olmaktadır da İstanbul Belediyesi’ne ait verilen başkalarının eline geçmesinden korkar anlaşılır bir yanı var mıdır?

Yavuz hırsızlar nasıl oldu da bu denli duyarlılaştılar dersiniz? Yoksa işin altından ne Çapanoğulları mı çıkacak da AKP ve saray iktidarını bir telaştır almıştır? Bence bütün belediyelerin hesapları kitapları halkın gözünün önüne serilmelidir. Serilmelidir ki halkımız gerçekleri bütün çıplaklığı ile görebilsin. Şöyle bakıyoruz da AKP’nin işbaşında olduğu bütün belediyeler acayip borç batağındalar. Bu borçlar nasıl yapılmış, kime ne peşkeş çekilmiş bu paraları veren halkımızın bilmeye hakkı yok mu?

Ha, bu arada AKP’lilerden belediyelerin hesaplarının zaten Sayıştay’ca denetlendiğini de duymaya başladık. Madem Sayıştay’da denetleniyormuş ne diye bir de halk bu hesapları görsünmüş? Sahi biz hesapları Sayıştay’ın denetlediğini bilmiyorduk, AKP’lilerden böylece öğrenmiş olduk. Daha dün Sayıştay hesapları denetlediği için bazı kimselerin görevinden niye alındıklarını sanki bizler unuttuk? Onu da geçtik, sayısız usulsüzlüklere Sayıştay işaret etti gerekli yazıları ilgili yerlere yazdı da ne oldu, yoksa bu usulsüzlüklerden dolayı biri ya da birileri hesap mı verdi?

İşte bu yüzden Belediyeler şeffaf olmalı. Örneğin Kırşehir Belediyesi ne yapmış da yarım milyarın üzerinde borçlanmış bunu Kırşehirlilerin bilmeye hakları vardır. Aksine olup bitenlerin üstü örtülürse Kırşehir ya da bilmem nerenin halkına en büyük kötülük yapılmış olur.

Şimdi gelelim, iktidar yanlısı sendikalara. Hak-İş oradan mızıklanıyor, Memur-Sen bir başka telden çalarak daha göreve yeni başlamış olan CHP’li belediyeler hakkında demediğini bırakmıyor. Yok, DİSK’e bağlı sendika üyeleri aracılığı ile üyelerine baskı yapılıyor muş da bu nedenle pek çok üyeleri ya istifa etmişler ya da bu sendikalardan istifa etmişler de ha babam ortalığı velveleye veriyorlar. Gerçi dünkü yazımızda bu sendikalara insanlar nasıl üye yapıldılar, üye olmak istemeyenler ne gibi baskılarla karşı karşıya kaldılar, nerelere sürülüp süründürüldüler hatta görevlerinden atıldılar hepsini biliyoruz da şimdi kalkmışlar bu yavuz hırsızlar, ne garip mazlumu oynuyorlar.

Bir şey söyleyeyim mi sizin sözünü ettiğiniz istifa eden kimseler varsa bunlar ya bugüne kadar işledikleri suçlardan dolayı bir an önce bulundukları yerlerden sıvışmaktadırlar ya da her birinin torpilci koruyucu melekleri olduğu için ve de hak etmedikleri görevlere getirildiklerinden bir an önce kaçıp gitme hesabı içindedirler. Ya da ne bileyim; yıllarca hiç işe gitmeden bankamatik maaşlı kişiler oldukları nedeniyle göze çarpmak istemediklerinden kaçıp gitmekteler, kaçıp giderken de AKP’ye CHP’li belediyeleri suçlamak için malzeme bırakmaktadırlar. Dolayısı ile Hak-İş’li ve Memur-Sen’li sendika ağalarının sızlanıp durmalarının ne bir değeri vardır ne de hukuki bir sorun oluşturmaktadır. Hem ne olacak canım; zorla, tehditle üye yaptıkları kimseler saflarından ayrılıyorsa bunca bağırtıya, çağırtıya ne gerek vardır değil mi? Adamlar yetmiyor devreye Recep Tayyip Erdoğan’ı koyuyorlar. Erdoğan’da daha düne kadar verip veriştirdiği 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu üzerinden yüklenme gereği duruyor ve memurlara; “diklenmeden dik durun” diyerek ne yapmaları gerektiğini söylüyor.

Yazımızı bitirirken şu konuya da değinmekte yarar var. Sistemin savunucuları bayram değil, seyran değil niye hep birlikte yine “AYNI GEMİDEYİZ” deyip durmaya başladılar?

Bu tür laf üretenlere sesleniyoruz; yoksa bir kez daha bu sözlerin ortaklığını yaparak AKP’nin belini kırdığı yoksul halkımızın sırtından ekonomiyi kurtarmaya kalkacak ve AKP ve saray iktidarı ile birlik-beraberlik korosunda türkü söyleyerek bitmiş, tükenmiş sisteminizi yutturmaya mı kalkacaksınız?

Ne diyelim kalkın tabi, kalkın ki Akkoyun, karakoyun belli olsun değil mi?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA