turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


EĞRİYİ DOĞRULTMAK / 2

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 NİSAN 2019

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Antalya’da yaptığı konuşmayı dinlediniz mi bilmiyorum. Eğer dinlediyseniz sizlerde tıpkı benim gibi eğri nasıl düzeltilir kendi kendinize sormuşsunuzdur.

Öyle gözüküyor ki MHP hem Bahçeli’nin deyimi ile yüzde 18, 81 oy almışmış ama hem de ocağına incir ağacı dikilmiş gibi cıyaklayıp duruyor. Eğer Bahçeli’nin dediği gibi MHP’nin oy oranı yüzde 7’lerde kalmamış 18,81’e çıkmış olsaydı sizce zil takıp oynamaz mıydı? Bu sonuçlar Bahçeli’yi sevindirmesi gerekirken ne oluyor da bu kadar çılgınlaşıp sekterleşebiliyor? Sekterleştikçe de ağzına ne gelirse söylemekten çekinmiyor

Ha bir de kendi dışındakilere (kankası hariç) müptezel yakıştırması yapıyor ya bu yaklaşımı da çok ilginç aslında. Niye derseniz bir kişi kendisi müptezel olmasa kalkar da olmayan oy oranını yüzde 18,81 olarak görür, bu tarih nedir diye sorup bunda derin anlamlar çıkarmış gibi davranarak kalkar da bu rakamı Atatürk’ün doğum yılı olarak değerlendirip nasıl olur da falcılar gibi kerametler çıkarmaya kalkar değil mi?

Hani sözler salt bundan ibarette değil. Bahçeli başlayınca sözlerini arka arkaya eskimiş motor gürültüsü gibi çıkarıyor. Neymiş efendim; “kirli oyun, zilletin ortakları, sırtlanlar, leş avcıları, iftira ve ihanet mangası, nifak yuvası, zillet ittifakı, çürük yumurta ve gafiller” işte bu sözler Bahçeli’nin söylediklerinden alınmış sözler.

Sizce bu sözleri söyleyip duran, bir yerlerine iğne batırılmış gibi cıyak cıyak cıyaklayan birinin hangi eğrisini düzeltip de kendisini dikkate alır söylediklerine değer verebilirsiniz? Ya da bu sözleri söyleyen kişinin söylediklerine, MHP’nin oylarının 18,81’e tırmandığına nasıl inanır da bir değeri varmış gibi dikkate alırsınız? Biz böyle diyoruz ya demek ki bu müptezelin ağzından çıkan sözlere de inanan olmalı ki Bahçeli’yi kuzu kuzu dinleyip alkışlayıp avuç patlatanlar var. Ne diyelim onların yolu da nereye çıkarsa çıksın artık. Garip değil mi benzer olmasa da tepki çeken bir konuşma yapan AKP Çankırı milletvekili ve Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nu anımsıyorsunuz, o da asgari ücretlilerin günde 3 simit ve çay içmeleri sonucu ceplerinde daha ne kadar para kalacağını dile getirmişti de oradan bir tek AKP’li çıkıp da; “Allah aşkına söylediğinizi kulağınız duyuyor mu” diye kalkıp sormamıştı. Demek ki insanların vicdanları karardı mı çevresindekilerin de vicdanları kararıyor olmalı ki bu akıl almaz konuşmalar olağan karşılanabiliyor.

Bu arada bir de AKP’lilerin İstanbul seçimlerine olağanüstü nedenler göstererek iptalini istemesine kafa yoralım olmaz mı? Başvurunun hemen sonrasında görüldü ki, bavul bavul AKP’liler tarafından YSK’ya evrak taşınmış olmasının da altı boş çıktığı için AKP itirazlarına sözüm ona yenilerini eklemiş. Eklenen evraklar ise KHK’larla görevlerinden alınanların da tıpkı yasal kısıtlılar gibi görülmesi düşüncesi ile bu yola başvurulurmuş. AKP’lilere göre KHK’lılar da oy kullanmaması gerekirmiş. Peki, OHAL’e dayanarak görevlerinden alınanlar cezai bir yaptırımla karşılaşmışlar mı? Hayır, karşılaşmamışlar. OHAL kaldırılmadı mı? Kaldırıldı. O zaman KHK ile yurttaş sonsuza kadar hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakılabilir mi? Bırakılamaz. Hatta yargı kararı ile hüküm giyenlerin bile kısıtlılık süresi yargı kararında belirtilmiştir yani sonsuza kadar hak kısıtlılığı diye bir şey yoktur. Bu yüzden de AKP’nin buldum buldum der gibi sokağa fırlaması bir şey bulduğundan değil, onca yolsuzluğa bulaşmış olmanın üstünü örtme çabalarıdır ki AKP için bu yeni belge sunma girişimleri de yetmeyecektir. YSK böyle bir karar verirse mi diye aklınızdan geçiyorsa eğer, bu kararın da toplum katında ne bir değeri olacak ne de AKP ve saray iktidarı bu kararı alıp cebine koyarak İstanbul’un üstüne oturabilecektir.

Sözün özü şudur. Eğriyi doğrultmak kolay değildir ancak bir doğrultuldu mu bir daha da eğriltmek sanıldığı kadar kolay değildir.

Çünkü bu kez bu yola başvuranların belleri kırılır ki gelecekleri yerlerde sürünmekten beter hale gelir.

Halkı alavere dalaverelerle sınamaya kalkanlar bilinmeli ki bedelini de öderler.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA