turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÇOK İLGİNÇ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 NİSAN 2019

İçişleri Bakanı Çubuk/Akkuzulu Köyü’nde yaşananları değerlendirdi ve suçlunun Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP olduğunda karar kıldı. Cenaze törenine geleceğini söylediydi söylemediydi demesi bir yana öyle sözler etti ki değil ülkede şiddet olaylarını bitirmek daha da körükledi. İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan bir kişi sorumlu davranması ve söylediği sözleri ölçüp biçmesi gerekirdi gerekmesine de onun böyle bir derdinin olmadığı bir kez daha anlaşılmış oldu.

Neymiş efendim; CHP terör örgütünü destekleyen HDP ile arasına gerekli çizgiyi koymuyormuş. Bu yüzden de halk galeyana gelip olay çıkarıyormuş. HDP, şu an mecliste grubu olan bir parti. Seçimlere girdiği kimi yerlerde ise aldığı oy oranı AKP’yi neredeyse 3’e dörde katlıyor. Hile ile elinden alınan yerlerin olduğunu da dikkate alırsak bu partinin ülke gerçeğinde yerini ve ağırlığını biliyoruz. Bu yüzden de bir İçişleri Bakanı bilerek ve isteyerek hedef gösteremez. Eğer gösterirse bu da ülkede onca kırılmış dökülmüş yasaları bile dikkate almadığını gösterir. İşte o zaman da o ülkede orman kanunu işler ve gücü gücü yetene anlayışının egemen olduğu faşist bir sistem var demektir. Hem arkadaş, ülkemizde güvenlik güçlerinin tutum ve davranışlarına bakıp da insanın içinin kararmaması olası mı? Gebze Cezaevi önünde bekleyen ve açlık grevi yapan tutuklu ve hükümlülerin annelerine polisin nasıl davrandığını gördünüz mü, gördüyseniz böyle bir tutumu bu toplumun vicdan sahibi insanlarına nasıl açıklayabilirsiniz? Açıklayamazsınız, açıklayamadığınız için de daha da zalimleşmekten başka bir çıkar yolunuz da yoktur.

Şimdi gelelim Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıya. Bu saldırıyı kim neyi nasıl düşünür söylerse söylesin olağanmış gibi gösteremez. Göstermeye kalkarsa eğer o kişi ve kişiler gerçekte bu ülkenin en büyük düşmanlarıdır. Hiç sormayacak mıyız, bu kendinden geçmiş salyalı adamları kim ya da kimler örgütleyip sahaya sürmüşlerdir? Bir kadının kafası kadar taşları kucaklayıp kucaklayıp Kılıçdaroğlu’nun makam aracına ve diğer araçlara patır kütür indirmesi sizce çok mu olağandır. Ya da yine bu kadının Kılıçdaroğlu’nun alındığı evin çevresine toplanan kalabalığa “Bu evi yakın” diye ciyak ciyak bağırması da mı sizleri düşündürmüyor hiç?

Sonra Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın konuşmasına ne demeli. Neymiş efendim güruh gereken yerlere gereken mesajı vermişmiş. Sayın Hulusi Akar bu halinle tıpkı Zekeriya Öz görüntüsü veriyorsun, hiç ama hiç unutma olmaz mı? Bugün seni destekler gibi görünenlere yaslanarak ettiğin bu sözlerin gerçekler ortaya çıktığında hiç mi hiçbir anlama olmayacak biliyor musun?

Yetkililer gerekli güvenlik tedbirlerinin alındığını söylüyorlar. Bu güvenlik tedbirleri kim için alınmış acaba? Ya da Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının oraya geleceği bilindiği için mi yollar izler kontrol noktaları ve bidonlarla donatılmış? Ya da ne bileyim bu tedbirler alındığı için mi bu olaylar yaşanmış.

İşin bir de yasal yanına gelelim. Çubuk Cumhuriyet Savcısı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın başlattığı soruşturmalar sonrası ortaya ne çıktı dersiniz? Şu an 1 kişi sorgulanmak üzere gözaltındaymış o da Kılıçdaroğlu’na yumruk atan ve Sivrihisar’da yakalanıp getirilen kişi. Diğer alınanların hepsi bırakılmış. Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırılarda kim ne rolü üstlenmiş bu kadar belli iken ve sayıları da öyle 10-15 kişi ile açıklanacak gibi değilken nasıl olmaktadır da yargı aşaması bu şekilde uygulanır, anlaşılan bir yanı var mıdır? O taşların birisini atıp diğerine koşan ve “yakın bu evi” diyen kadın acaba şimdi içerde midir? Değilse silahlı, tüfekli, AKP bayrakları ve flamaları ile resim çektiren bu kadın neyin nesidir ki hakkında gerekli işlemin yapılmasından uzak durulmaktadır?

Ey Hulusi Akar, Ey karanlıktan ve puslu havalardan kazanç çıkarmak isteyen Devlet Bahçeli sahi siz neyin nesisiniz? Devlet görevlisi ve yetkilisi olarak ne kadar cürümünüz var? Ya da ne bileyim siz öyle biri misiniz?

İsterseniz o evin önünde yaşananlardan ders almayı deneyin bir. Belki o zaman karattığınız vicdanlarınızın en dibinde bir ışık bulabilme olanağınız olur. Peki, siz öyleyken Emniyet Genel Müdürü Celal UZUNKAYA kalabalığa “beni linç etmeden İçeri giremezsiniz” diyebiliyor da sizler niçin gerçeğin çok ama çok dışında yaşayan biri gibi davranmayı kendinize ilke edinmişsiniz, bir yanıtınız var mı?

Uzatmayalım, ülkemizde yaşananlar faşist anlayışın bir gerçeğidir. Bu anlayışın karşısında yer almak da ilericilerin, devrimcilerin, demokratların, sosyalistlerin görevidir. Bilelim de tarihi yanlış yorumlayanlara ve kendilerine yontanlara fırsat vermeyelim.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA