turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BATI CEPHESİ’NDE YENİ BİR ŞEY YOK!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 NİSAN 2019

Ülkemizde ne zaman haksız bir şey yaşansa haksızlığa uğrayanlardan birlik ve beraberlik içinde olunması istenir. Yani haksızlığa uğrayanlara yaşadıklarınıza şükredin, yoksa kim bilir daha başınıza neler gelecekti denilerek çaktırmadan tehdide devam edilir.

İşte o hesap, pek çok çevre Kılıçdaroğlu’na karşı gerçekleştirilen linç olayından sonra başladılar birlik ve beraberlikten söz etmeye. Her haksız olayda niçin böyle yapılır çok açıktır ama yine de bu yaklaşıma yelken indirenler hiç de az değildir. Hem dememiş midir Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ittifakından söz etmemiş midir? Sistemin savunucuları sistemi savunmak için bir nokta yakalamışken kaçırmak istemezler. Hemen yüklenirler de yüklenirler. Ooo o da ne? Ülkenin dört yanından birlik ve beraberlik savunucuları pıtrak gibi bitmektedirler.

Ancak işler hiç de umut ettikleri gibi gitmez. “Demiri soğutmak gerekir” diyen dava adamı bir anda kiminle ittifak edeceklerini açıklayıverir. Böylece de bir kez daha bazıları dillerine doladıkları “birlik ve beraberlik” sözüyle ortalıkta kalıverirler.

Kılıçdaroğlu’nun saldırıya uğramasına twiterdan “şiddetin her türlüsüne karşıyız” diye karşılık veren Erdoğan bir gün içinde eski konumuna dönmüş, aşağı yukarı Bahçeli’nin söylediği sözlerin aynısını söyleyerek konuya da noktasını koyuvermiştir. Bu yüzden de kendisine geçmiş olsun demek için Kılıçdaroğlu’nu telefonla arayacak mısınız diye soran gazetecilere de “söyleyeceğimi söyledim ya” diyerek yeni sorularının da önünü kesivermiştir.

Kabine değişikliği mi o da ne? Muhterem herhalde kabinede değişiklik yapacaksa Kılıçdaroğlu’na soracak değilmiş ya. Eğer paşa gönlü isterse kabinede de değişiklik yaparmış.

Ha bir de şu cenaze törenlerine katılmak konusunda tıpkı Bahçeli gibi düşündüğünü de söylemeden geçmedi. Daha da önemlisi onca koruması ve de ülkenin cumhurbaşkanı olmasına karşın kendisi bile gideceği yeri önceden araştırıyormuş ki bir terslik çıkmasınmış. Kılıçdaroğlu’da bunu yapmalı gitmesinde sakınca görürse gitmemeliymiş.

Yani? Yanisi şu söz Kılıçdaroğlu’na da öyle her siyasi aklına estiğinde bir yerlere gidemezmiş. Büyük sözü dinlemez de giderseymiş eğer başına gelecekler nedeniyle de kimseyi sorumlu da tutamazmış.

Şimdi bu sözleri ve Erdoğan’ın HDP için söylediklerini dinleyince ülkenin ne büyük tehlikelerle karşı karşıya getirilmiş olduğunu da öğrenmiş olduk. Bize göre TBMM’de grubu adına konuşan Pervin Buldan, güzel bir konuşma yapmış olmasına karşın yine de hedef gösterilmekten ne kendisi ne de partisi yakayı kurtaramamıştır. Erdoğan öyle şeyler söylemiştir ki söylenen sözlerin her biri değil ülkede tansiyonu düşürmeye yaramak daha da şiddetlendirmiştir. Yani sizin anlayacağınız Batı Cephesinde yeni bir şey yoktur.

Şimdi gelelim Çubuk Akkuzulu Köyünde Kılıçdaroğlu’na saldıran gözükarartılmış güruha. Bu güruh içinden alına alına 9 kişi alınmış, onların da hepsi şu an itibariyle salıverilmiştir. Bu yüzden de hukuktan, şundan, bundan kim söz eder ve hukukun üstünlüğünden dem vurursa bilmelidir ki hayal aleminde dolaşmaktadır. Çünkü Çubuk Akkuzulu köyü’nde yaşananlar küçümsenecek olaylar değildir. Sonuçları çok daha ağır olabilir, bir kez daha Sivas Madımak’ta yaşananlar sergilenmiş olabilirdi. Bu yüzden de yargının görevi kişilerin iktidar yanlısı olduğuna bakarak karar vermek değil, daha büyük olayların önüne geçmek için caydırıcı bir tutum almaktır. Caydırıcılıktan da öte yaşananlar doğrudan ve kasıtlı olarak öldürme fiili işlemenin de ötesinde ağır bir suçtur.

Cenaze yerine kurt işaretleri ile gelenler buhar mı olmuşlardır? Kılıçdaroğlu’nun ve CHP milletvekillerinin çevresini sarıp yumruk tokat girişenler görünmezlere mi karışmıştır? Evi sarıp “yakın bu evi” diye bağıran ve arabalara kocaman kocaman taşları indirenleri de mi bu ülkenin savcısı yargıcı görmemiştir de bugün kimseler bu olaydan dolayı tutuklanmış bile değildir?

Kışkırtıcılar da ortadadır, suç işleyenler de.

Haksızlığa uğrayanların kendilerini savunmak ve suçlu olmadıklarını kanıtlamak zorunda kalmaları kadar acı ve dokunan bir şey yoktur.

Bu yüzden de cumhur ittifakının savunucuları hâlâ aynı oyunu sürdürmekte olup değişen bir şey de yoktur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA