turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOSYALİSTLER NASIL VE NİÇİN MÜCADELE EDERLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 MAYIS 2019

Sosyalistler hiç kuşku yok ki geleceğin daha güzel olacağı, insanın insanı sömürmediği, baskı altında tutmadığı, sermayenin kölesi konumuna düşürülmediği bir amaç uğruna mücadele ederler.

Sosyalistler bu amaçlarından asla vazgeçmeksizin ve hatta her türlü mücadeleyi bu amaca bağlantılı olarak yürütürler. Bu yüzden de hiçbir koşulda gerçek kurtuluşun sosyalizm olduğunu söylemeyi ve bu doğrultuda mücadeleyi atlamazlar.

Ancak görüyoruz ki bizim gibi ülkelerde asgari burjuva demokrasisine bile fırsat verilmediği, sömürünün, baskı ve zulmün hiç ardı arkası kesilmediği, hak ve özgürlüklerin rafa kaldırılmasından dolayı sık sık bazı ilerici, devrimci ve hatta sosyalistim diyenlerden şimdi sosyalizmin zamanı mı çıkışını da sık sık işitiriz. Sosyalizm adına aday mı gösterdiniz hemen birileri çıkar, keşke göstermeseydiniz baksanız ya gericiler ve faşistler kazanacak derler. Siz aday göstermeseniz de kendilerince daha iyi diye düşünülen adaylarla da bir türlü seçimleri alamazlar niyeyse. Bu kısır döngü hep sürer gider ve sizden hep oyun dışı kalmanız istenir.

Oysa sosyalistler olarak oyuna girdiğinizde o güne kadar devede tüy küçük nitel farklar taşıyan adaylardan başka seçenekleri olmadığı için geniş emekçi kesimler kendileri için kurtuluş ve umut olan sosyalizme dair hiçbir şey duymazlar, onlar da ya daha güçlü ve olanaklı gibi görünen bu genellikle en gerici kimseler olur onları tercih edip işin içinden çıkarlar. Bazen de küçük nitel farklılığı olan kimseler de üstün gelebilirler. Ne var ki onların işbaşına gelmesi emekçiler açısından hayal kırıklığı yarattığı için kitleler bir kez daha en gerici ve en sömürücü kesimlerin adaylarına dönerler yüzünü. Bu anlayış salt seçimlerde yaşanmaz, yerine göre hemen her zaman gördüğümüz ve yaşadığımız şeylerdir. Bu yüzden de burada açık açık belirtmek istiyorum ki sosyalistler her zaman toplumun önüne bir seçenek olarak çıkmalı, diyeceğini de dobra dobra söylemelidir.

Burada nicel de olsa bir gelişmeye kapımızı kapatmamız gerektiğini söylüyor değilim. Benim işaret ettiğim şey sürekli işin nicel yanıyla uğraşarak arada kaynayıp gideceğimiz gerçeğidir. Yani her şeyin bir yere kadar geçerliliği olsa da o da sonuçta süreklilik kazanan bir politika olarak benimsenemez.

Ülkemiz geniş emekçi yığınları AKP ve saray iktidarının yönetiminde ağır bir sömürü, zulüm, baskı ve yıldırma ile karşı karşıya olup hak ve özgürlüklerini de kullanamaz hale getirilmiştir. Bu yüzden de 31 Mart yerel seçimlerindeki cumhur ittifakının kayıplarını elbette önemsemekle birlikte fazla da abartmamak gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle sosyalistler ne olmuşsa olanı olduğu gibi algılamalı ve yığınlara da öyle aksettirmelidir. Yoksa yaşadıklarımız yarım devrim ya da ne bileyim devrim mevrim değildir. Eğer ortaya çıkan durumun doğru analizini yaparsak ortaya çıkan yeni durum da da ona göre kendimize bir yol çizmemiz olasıdır.

Bakın, bugün iktidar açıkça her türlü faşizan uygulamaları gözümüzün içine baka baka yaşama geçirmekte olup bitenler karşısında nasıl düşünürseniz düşünün bu iktidarın karşısına bir boykot seçeneği ile bile çıkamamaktayız. Bu da dönüp kendimize bakmamızı gerektiriyor. Yetmez, bizimle birlikte hareket etmesi gereken demokratından ilericisine, devrimcisinden sosyalistine kadar herkesin konumunu ve durumunu da hesap etmemizi gerektirir. İşte; şu İstanbul seçimleri yinelenecek ya bu konuda yığınlara verdiğimiz ileti yerli yerinde olmalıdır. Niye, çünkü burada kantarın topuzunu kaçırırsak bir süre sonra kendi rengimizi de kaybederiz.

Burada kiminle nereye kadar yürürüz, neleri başarır neleri başaramayız tabiî ki de hesabını yaparız. Bunu yaparken de kendi varlığımızı ortadan kaldıran dualara da kuşku yok ki amin diyecek değiliz. Daha açık konuşursak TSİP ne bazıları gibi devrimbaz görünüp sloganik sözlerin arakasına sığınarak ne de olup bitenlerin en iyisi dışında kalarak üstümüze bir şeyler sıçrar hesabı ile politika yapmayız. Kim olursa olsun on adım bile birlikte yürüyeceğimizi düşündüklerimizle yürürüz ama sistemle de asla uzlaşmak gibi bir çizgiye kendimizi çekmeyiz.

Her zaman birileri kendisini dev aynasında görebilir ve nasıl bir yapı olduğuna dair de kendisine güzelleme düzmekten bir adım ötesini merakta etmeyerek her fırsatta emekçi yığınları saflara çağırarak ve de bu çağrıyı sık sık yineleyerek işi oldurur sanabilir. Ancak bu sanıldığı kadar kolay değildir. Çünkü sınıf mücadelesi anlayanlar için karmaşık olduğu kadar o kadar da anlaşılması kolay yani yalındır.

Hani biz İlan da ettik, bunu yaparken ama fakat kıvırtmalarına da düşmeden İstanbul’da CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’nu destekleyeceğimizi söyledik. Bunu yaparken partimizin çizgisine ve doğru yaptığımıza inandığımız için bu kadar rahatız. Yoksa bazıları gibi ıkınarak, sıkınarak el ne der kabilinden kırk dereden su getirip ne büyük sosyalistiz savı ile bunu kanıtlama gayretine de düşmedik düşmeyiz de. Birileri yürüdüğü alanı kırmızıya boyadığını düşünüp kendisinin görünür hale geldiğini düşünebilir. Ancak TSİP olarak o kadar şey yaşadık ki bir gecede o kırmızılıkların sokaklarda esamesinin okunmadığını da gördük.

Ha bir de şu 82 milyonu kucaklama ve Türkiye ittifakı kurma heveslileri var.

Onlara söyleyeceğim sözü uzatmak istemiyorum.

Hepiniz binin bir gemiye sonra da bağırın.

“BATARSAK HEP BİRLİKTE BATACAĞIZ!”

Diye…

Batın öyleyse birader batın!

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA