turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YİNE HAZİRAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 MAYIS 2019

7 Haziran 2015 tarihini anımsıyor musunuz? Anımsamıyorsanız geriye dönün yaşananları anımsayıp şöyle bir gözden geçirin. Gördükleriniz İstanbul seçimleri için de önemli olacaktır diye düşünüyoruz.

7 Haziran 2015 tarihide AKP mecliste azınlığa düştü. Koalisyon da kurulamadığı için başladı Recep Tayyip Erdoğan ipe un sermeye. Bu yetmezdi, toplumu provoke etmek ve yılgınlığa düşürüp milliyetçi duyguları da pompaladıktan sonra sonuç almaya girişmek en doğru yoldu öyle de yapıldı. Suruç katliamını 10 Ekim Ankara Gar katliamı izledi. Ne ekonomide, ne hak ve özgürlüklerde hiçbir gelişme olmamasına hatta daha da geri götürülüp hukuk tam anlamıyla askıya alınmasına karşın 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP oylarını %49’a kadar çıkarıp tek başına bir kez daha iktidar oldu.

Şimdi gelelim İstanbul seçimlerine. 31 Mart seçimlerinde AKP önemli sayabileceğimiz kayıplara uğradı. Hepsini bir yana bıraksak bile İstanbul’u kaybettiği için kolu ta omuzlarından kopmuş oldu. Başka bir deyişle AKP İstanbul’u yitirmekle ekonomik kaynaklarını da büyük ölçüde yitirdi. Bu yüzden de onca hukuksuzluğu göze alarak YSK’nın seçimleri iptal edilmesini sağladı.

Ancak görülen odur ki bir şey daha oldu. AKP’nin karşısında seçimi yitiren CHP ise bu kez daha bir umutlandı daha bir kendisine güven geldi. Bu yüzden de iptal edilen İstanbul seçimlerini alacağı inancı ve moraliyle “Her şey güzel olacak” diyerek çalışmalarını özellikle Ekrem İmamoğlu kesintisiz devam ettirdi.

Buradan sonra aklımıza gelenlere dönelim. Bildiğiniz gibi AKP ve saray iktidarı için yolun sonu görülmüştür. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan’dan beklenmesi güçtür ama olur ki Erdoğan’da işlerin bu şekilde gitmeyeceğini düşünerek kimi normalleşme adımları atmayı düşünüyor olabilir. İş dünyası ile arasının iyi olduğunu düşünmek zor, AB ve ABD ile de öyle. Kürtlere yönelik sürdürdüğü politikanın da faturasını gördüğünü sanıyoruz. Bu yüzden de kürtlere karşı eskiden olduğu gibi olmasa da kimi yumuşama politikaları düşünülmüş olabilir. AB ve ABD ile de benzer bir ilişki yoluna gitmeyi de gündemine almıştır kesin. İş dünyasının mırıltısını da kesmek gerektiğinin kulağına fısıldanmamış olması da düşünülemez.

Kim ne söylerse söylesin, olabilecekleri olmaz gibi düşünmek doğru değildir. Bugün AKP ve saray iktidarının bu şekilde iktidarını yürütmesinin büyük ölçüde olasılığı ortadan kalkmıştır. Bugün sesini yeterince çıkarmayan başta iş çevreleri olmak üzere AKP ve saray iktidarının ayağının altından halıyı her an çekebilirler. Zaten AKP içinden yeni oluşumların dillendirildiğinin de tanığıyız.

Erdoğan’ın hallerindeki değişikliğe ve bazı atılan adımlara bakarsak bir şeyler olacağını kestirmemek olası mıdır? Erdoğan AB ile iyi ilişkiler kurulacağından tutun da yargıda bazı reformlar yapılmasına, S-400’lerden “çocuklar ölmesin” dediği için terörist ilan edilip içeri atılan Ayşe öğretmenin bırakılmasına, OHAL sırasında hakları yenilenlerin haklarının verilmesinden af söylentilerine kadar pek çok şey gündeme taşınmıştır.

Kimi gelişmelerin yanında tersine işlerin daha da kötüye gittiği de bir gerçektir. Sizin anlayacağınız AKP ve saray iktidarı pek çok olmaz diye düşünülen şeyi gündeme getireceği gibi tam tersine yürümek konusunda da kimse eline su dökemez. Bu yüzden de pek çok kesim için olup bitenleri anlamak zorlaşmakta çıkarımlar yapılmasının önünde engel teşkil etmektedir.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin kuruluş tarihi 15-16 Haziran 1974’tür. Parti sosyalist atılımı da göz önünde bulundurarak var olan durumu enine boyuna değerlendirmiş, seçimlerin Boykot edilmesini de meşru bir seçenek olarak düşünmüş olmasına karşın, BOYKOT’un içinin doldurulamayacağı nedeniyle seçimlerde oyların Ekrem İmamoğlu’na verilmesine karar vermiştir. İnanıyoruz ki İstanbul seçimleri bittiğinde de her şey güllük gülistanlık olacak değildir. Bu gerçekler ışığında partimiz sosyalizm seçeneğini her fırsatta geniş emekçi yığınlarının önüne getirecek ve yığınları her aşamada bilgilendirecektir.

Sonuç olarak Türkiye devrimci tarihinde Mayıs ve Haziran ayı oldukça önemlidir. Partimiz bu önemi de dikkate alarak dinci, gerici ve faşist iktidarların yıkılması ve sosyalizm konusunda kuramsal ve eylemsel yürüyüşünü devam ettirecektir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA