turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÇIKAR ORTAKLIĞI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 MAYIS 2019

Bilindiği gibi 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde çıkan sonuçları bir ölçüde de olsa Recep Tayyip Erdoğan sineye çekip oturacaktı oturmasına da parti içinde ve partiyi çekip çeviren üst kademelerde durum hiç de öyle değildi. İşler bir kez ters gitmeye başladığı için çıkar ortaklığını oluşturanların ceplerine de eskisi gibi bir akış söz konusu değildi. Bu yüzden de parti içinde herkesin tartışmasız otorite saydığı Erdoğan’a karşı alttan alta kazan kaynattığı da açık bir gerçekti. Biz şimdi İstanbul’u konuşuyoruz. İstanbul ki vurgunun ve rantın en katmerlisinin yapıldığı kentti. Buradan beslenen çıkar ortakları gördüler ki artık göle eskisi gibi su gelmeyecek, bu yüzden de eskisi gibi servetler kazanamayacaklardı.

İşte bu yüzden hemen koşup Recep Tayyip Erdoğan’ın kapısını çalarak aman yaman diyerek seçimin yinelenmesine ikna ettiler onu. O andan itibaren Recep Tayyip Erdoğan ağız değiştirdi ve başladı şimdiye kadar sustum yetti artık demeye. Erdoğan ve bu ekip iyi tamam da ya YSK ne olacak diye akıllarından bile geçirmediler. Çünkü onlar da çok iyi biliyorlardı ki YSK çantada keklikti. Şimdiye kadar onca hukuk dışı iş yaptırmışlar şimdi mi yaptıramayacaklardı? Dahası kim bilir ellerinde kimleri Fetöcülükle suçlayıp suçladıkları kimseleri de aslanların önüne atacak kanıtları vardı. Hem kanıta da gerek yok. Hem Erdoğan hem de AKP’nin sözünü ettiğimiz takımı bu suçlama işini yapa yapa öyle bir beceri kazanmışlardı ki harcamaya kalkmayı akıllarına koymasınlar kimseler onları kurtaramazdı. Zaten Fetöcü ve Erdoğan çık da ayrı şeyler değildi.

Artık beka meka diyerek de halkı kandırmanın yolunun kalmadığını görmüşler, bu yönde propagandayı da hemen askıya alıp sanki bu sözleri söyleyenler kendileri değilmiş gibi unutup gitmişlerdi. Dolayısı ile İstanbul seçimleri bir kez daha bu yoldan yürünerek kazanılamazdı. Hatta diyebiliriz ki açık ara yitirilirdi. Kitleler nezdinde karmaşa yaratıp yeniden puan toplayabilirler miydi, doğrusu bundan da pek emin değillerdi. Bütün bunlara karşın, Çubuk Akkuzulu Köyü’nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı yine de bir deneme sayılırdı. Ancak bu olay sonrasında da gördüler ki bu tür karmaşa yaratma düşüncesi de bir işe yarayacak gibi görünmüyor hatta ters tepen seslerin yükselmesine bile neden oluyordu.

AKP ve MHP böyle de olsa toplum içinde korku ve paniğe neden olarak sonuç almaktan vazgeçer miydi diye soruyorsanız asla vazgeçmeyeceğini bilmenizi isteriz. Çünkü Yeniçağ Gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ’a yapılan sopalı saldırıyı ve Tekirdağ’da Göknur Damat’a yapılan bıçaklı saldırıyı da unutmamak gerekir. İstanbul’a mitil attığını söyleyen Bahçeli’nin ağzına bakarsanız bu tür eylemlerden de uzaklaşmış sayılmazlar. Daha büyükleri olur mu derseniz, bence olur mu olur.

Durumu şöyle bir gözden geçirecek olursak AKP içinde herkes bir başka türlü sıkıntılı. Ekonomik sıkıntı öyle arttı öyle arttı ki kimisi vurgununu yitirme kimisi işe girememe, kimisi de şimdiye kadar aldığı yardımları alamama korkusu içindeler. AKP’nin hatırı sayılır yandaşları bile parti tabanından gelen isteklere yanıt verecek durumda olmadığı için aşağıdan yukarıya doğru bir basınç giderek daha da artmakta. Söylenenlerin, sızlananların sayısı arttığı için AKP’nin bundan böyle tıkır tıkır işleyen bir çıkar ortaklığı olarak varlığını sürdürmesi olanaksız hale geldi. Parti içinde seslerini yükseltenler artık açık açık başka parti kuracaklarını dillendirmeye başladıklarına göre Erdoğan’ın çevresi göreceksiniz önce yavaş yavaş sonra hızlanarak boşalıverecek. Erdoğan da bunu görüyor olmalı ki dava adamlığından boşuna söz etmiyor.

Hoş şimdiye kadar kitleleri dava adamlığını dine dayandırdıkları için işi dini istismarlarla götüren AKP’nin bu uyanıklığı da durumu kurtarmaya yetmiyor. Geriye bir tek para kalıyor ki artık bu çıkar ortaklığı yeterince para da bulamıyor, ortada paylaşacak bir şeylerin kalmadığını onlar da iyi biliyorlar. Demek ki durum bu olunca ülkeyi çete kafası ile yönetenlerin daha fazla birlikte devam etmeleri de mümkün olmuyor.

İstanbul seçimlerini AKP kaybedecek. İster devletin bütün olanakları kullanılsın, isterseniz baskı ve yıldırma konusunda yapılacak her şey yapılsın görünen o ki AKP’nin kazanma şansı yok gibi. Öyle yarım ağız çaldılar da ondan kazandılar demek de kimseyi ikna etmiş görünmediğine göre AKP’nin de sarayın da küçük ortak Bahçeli’nin de işini zorlaştırdıkça zorlaştırıyor. Erdoğan’la birlikte İstanbul’da seçimlerin yinelenmesi için bastıranlar kaybederlerse ne olur diyorsanız, değişen bir şey olmaz. Zaten kaybetmişlerdi bir kez daha kaybetmiş olurlar sonrasında da nasıl bir tufan gelir onu da hep birlikte göreceğiz derim.

Bütün bu gerçeklere karşın olur da kazanırlarsa da değişen bir şey olmayacak. Yukarıda belirttiğim gibi deniz bitti. Artık AKP ve saray iktidarı ne ülkenin ne de İstanbul halkının derdine merhem olmayacak. AKP dağılıp giderken de nasıl bir yıkıma imza atar onun sınırlarını şimdiden kestirmek zor. Ancak yine de her durumda vatan, millet naraları ile birileri ortaya çıkar da bunları kurtarma girişimine soyunursa bunda da şaşırmamalıyız. Malum böyle zamanlarda aynı gemideyiz safsatasını az işitmedik. Yine en çok duyacağımız safsata olur kesin de bunu artık kitleler yer mi özet olarak onu da yaşayarak göreceğiz…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA