turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SARAY İKTİDARI VE GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 MAYIS 2019

Hiç kuşku yok ki bu yazıyı yazarken bu kadar da saf Olmadığımızı söylemek isterim.

Yani iktidarı elinde tutanlar isterlerse yurttaşların verilmemesi gereken bilgilerini istedikleri gibi alır, kullanır ve isterse deşifre eder. Bunu gerçekleştirirken de ters bir durum olursa savunması da hazırdır. İşin içinden kolaylıkla “kamu yararı” der sıyrılır. Bu en gelişkin sermaye iktidarlarında bile değişmez. Yalnız bizdeki yine de en kaba ve hoyratça yapılanıdır.

Bilindiği gibi AKP ve saray iktidarı kolay kolay İstanbul’u teslim etmek niyetinde olmadığı için ilk çıkışlarını doğrudan Recep Tayyip Erdoğan aracılığı ile yaptı. Erdoğan da kalkıp 13-14 bin oy farkla seçim kazanılmış olmaz diyerek Rusya’ya uçtu. Sonrasında onun yerine AKP’nin başka görevlileri konuştular. Bu görevliler neler neler demediler ki. Onlara göre İstanbul seçimlerinde bir şeyler yapılmıştı, ne olduğunu bilmiyorlardı ama yapıldığını iyi biliyorlardı. Sayım üstüne sayım yapıldı. Baktılar ki olmayacak sayımlar bitirilince CHP’li Ekrem İmamoğlu’na mazbatasını vermek zorunda kaldılar. Ancak seçimin bir şekilde iptali için de kafa yormayı devam ettirdiler. Çünkü nasıl olsa YSK kendilerindendi, seçimlerin iptali için nasıl hareket etmeleri gerektiği yolunda da bir güzel içerden yönlendirildiler. İstanbul seçimlerinin iptali için olağanüstü nedenlere dayandırılarak AKP de bavul bavul kamuoyuna söylemedikleri belgelerle YSK’nın kapısına dayandılar.

YSK’dan kimsenin olumlu bir karar beklediği yoktu zaten ama ortada YSK’nın dayanak yapıp da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini iptal edecek yasal bir dayanak da bulunmadığı için sandılar ki yurttaşların bir bölümü ve bazı safdiller seçim iptal edilemez.

Seçimler iptal edildi. Bazı yurttaşların ve bazı safdillerin düşündüğü gibi olmadı. Şimdi yeniden İstanbul seçimleri için taraflar harıl harıl çalışma yürütüyorlar.

Bütün bunlar olurken bir de ne öğrenelim; bavul bavul evrakların içinde engelli yurttaşların bilgi ve belgeleri yok muymuş? Bu bilgi ve belgeler de Sağlık Bakanlığı’ndan ve İçişleri Bakanlığı’ndan verilmiş AKP yetkililerine. Mecliste bu konuyu İyi Parti dillendirdi. Yurttaşların bilgilerini hem kanunen hem de ahlaken koruması gereken iki bakanlık bilgileri AKP yetkililerine verivermişti. Bir başka deyişle yurttaşların bilgileri tıpkı Fetöcülerin yaptıkları gibi çalınmış ve bir partinin yani AKP’nin çıkarları için kullanılmıştı.

Uygulanan yöntemlere bakıyoruz Fetöcülerden hiç mi hiç farkı yoktu. Yani sizin anlayacağınız Fetöcülerin sınav sorularını çalması, kozmik odadaki bilgileri çalarak yabancılara aktarması neyse AKP ve saray iktidarının da yaptığı aynıydı.

Mecliste AKP’li milletvekillerinin mırıltılarını işittik. Onlar olup bitenleri dilleriyle dişleri arasında “kamu yararı” olarak açıklama gayreti içindeydiler. İş bu kadarla da kalmamıştı elbette. Sandık başkanları listeleri de önceden hiçbir siyasi parti ile paylaşılamazdı. Oysa sandık başkanı bilgileri AKP ile paylaşılmış onlar da görev yapan kimselerin dıdısının dıdısını Fetöcü olarak belirleyip akıllarınca iptal istemlerine yasal olmayan bilgileri ekleyip YSK’ya sunmuşlardı. YSK, aslına bakarsanız önüne gelen bu bilgileri yasadışı kabul edip istemleri geri çevirmesi gerekirdi ancak YSK da tıpkı Fetöcüler gibi ne yazık ki işin içindeydiler.

Öyle görünüyor ki bir süreliğine de olsa bu konuyu tartışacak ve karşılıklı suçlamalarda bulunup politika yapacağız. Eee sonra; sonrası daha pek çok hukuk dışı uygulamalar nasıl sineye çekildiyse bu konularda sineye çekilip sessiz kalınacak. Biraz daha mı ileri gidildi, iktidarın savunması zaten çoktan hazır. Kamu yararı deyip işin içinden çıkıverecekler.

Kuşkusuz hukuk devletinde kamu yararına olan bilgilerin de alınıp kullanılması bir yere kadardır. Eğer bizdeki yaşanan olaylar Almanya veya Fransa’da yaşanmış olsa onlar da sermaye iktidarlarıdır ancak bir yerden sonra yargı harekete geçer ve bu tür keyfi davrananlara da hak ettiği cezayı verir. Bizde ise yargının bir hükmü de yoktur, inandırıcılığı da. Çünkü en tepeden bağlanmış yargının aşağıya doğru zincire vurulduğunu göre göre ve de bu yaşananları eleştire eleştire artık gına geldi. Bazı hukukçularımızın hukuk bilgilerine hayran kalmakla birlikte onların da kendilerince konuşup durmalarının bir hükmünün de olmadığını görerek daha çok kararlı hale geldik daha çok isyan eder olduk.

Bütün bunları seyrederken ve de İstanbul’da Ekrem İmamoğlu açık ara öndeyken seçim yine de yitirilirse şaşacak mıyız ya da ne bileyim seçim sonrası AKP ve sarayın devletin bütün olanaklarını kullanarak ve de hilenin daniskasını yapıp seçim kazandığını söyleyerek tartışıp duracak mıyız?

Sahi merak ediyorum, halkın iradesine karşın Binali Yıldırım kazandı denilerek mazbatası verilirse gerçekten ne yapacağız?

İşte bütün mesele bu…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA