turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÖNÜMÜZÜ GÖRMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 MAYIS 2019

Türkiye kıran kırana bir mücadelenin yaşandığı bir ülke konumunda. Gerilimler, gerginlikler öyle artıyor öyle artıyor ki hemen yarının ne olacağı konusunda kuşkuya düşüyorsunuz. Yaşananlar böyle iken anlık da olsa zaman zaman da yumuşama sinyalleri de söz konusu. Anladığımız kadar ortamın bu kadar gerilmesini Recep Tayyip Erdoğan da çıkarına görmüyor olmalı ki kimi konuşmaları yumuşama belirtileri gösteriyor. Sonrasında ise bütün söylediklerini boşa çıkaran konuşmalarla yıkıp geçiyor ortalığı.

Erdoğan’ı yumuşar gören kimi kesimler hemen rahatlayıp bol bol bundan sonra atılacak adımlardan söz ediyor olsalar da Erdoğan bunları boşa düşürmekte gecikmiyor, bu kesimlerin de hemen süngüsü düşüveriyor.

Demek ki nasıl bir ortam içindeymişiz? Ağırlıklı hem de çok ağırlıklı sertleşen, az biraz da yumuşama sinyallerinin verildiği bir ortam.

Biz sosyalistler için her iki ortamda mücadele etmek gerektiği konusunda önümüze görevler koyar. Ancak önümüzdeki dönemin çok çetin geçeceğini de biliyor olmamız gerekir. Çünkü AKP ve saray iktidarını burjuva sistemi olarak düşünmekle birlikte bu iktidarın dünya görüşü hesabıyla hiç de olağan olmadığını bilmemiz gerekir. Dolayısıyla sertlik politikalarını bırakıp burjuva sisteminin olağan ayarlarına dönmesi neredeyse olanaksızdır. Bu gerçekler ışığında çok şiddetli geçecek bir mücadeleye hazırlıklı olmalıyız.

23 Haziran tarihinde yinelenecek İstanbul İBB Başkanı seçimleri var. AKP’nin İstanbul’u geri almak için hangi yollara başvurduğunu düşünürsek, İstanbul’un AKP ve saray iktidarı için ne büyük önem taşıdığı konusunda da bir yanılgıya düşmüş olmayız. Bugünlerde saraydan gelen yumuşama sinyallerine aldanmamak gerekir. İstanbul seçim çalışmaları hızlandığında ve ülkedeki ekonomik gidiş daha da bir çıkmaza saplanır bir görüntü sergilediğinde iyi biliyoruz ki iktidar her türlü saldırganlığını arttıracak, neredeyse yumuşama belirtilerinden küçücük bir eser bile kalmayacaktır.

Cumhur ittifakı İstanbul seçimlerinin yinelenmesini isterken laf olsun diye istemiş değildir. Bizler yeri geldikçe niçin böyle bir yola başvurduğunu sık sık dile getirdik. Şimdi seçimleri yitirme riski bu kadar fazlayken nasıl olmaktadır da sözü geçen ittifak kendisi için bir intihar anlamına gelecek olan yinelenme yoluna gitmiştir? Risk bu kadar büyük olduğuna göre ittifak kazanma olasılığının da olduğunu düşünüyor olmalı ki bu riski göze almıştır.

Son zamanlarda ittifakın dilinden sandığa gitmeyen küskün seçmenler hiç düşmemektedir. Demek ki sandığa gitmeyenlerin önemli bir bölümünün ikna edilmesi AKP adayına seçimi kazandırabilir. Şu an alavere, dalavere, çalma, çırpma ne sayarsanız sayın bize öyle geliyor ki ittifakın en çok bel bağladığı seçmen kitlesi sandığa gitmeyen küskünlerdir. Bunun için neler yapılabileceğini daha şimdiden kestirebiliriz. Çünkü iktidarın kimsenin elinde bulunmayan sandığa gitmeyen seçmen listeleri vardır.

Cumhur ittifakının bir de alabileceğini hesap ettiği Kürt oyları söz konusudur. Düşündüğünün hiç değil bir bölümünü bile alsa kazanabilme olasılığı artacaktır ancak yine de kazanma şansı oldukça azdır.

Kaybettiğinde hiç kuşku yok ki AKP ve saray çok şey kaybetmiş olacaktır. Her şeyden önce Recep Tayyip Erdoğan’ın her anlamda gücü ciddi bir şekilde zorlanacak, kazanmak için kendisini ortaya koyduğu için de içerde ve dışarda her hali sorgulanır olacaktır.

İktidarı elinde tuttuğuna göre, daha önce kaybedilen büyükşehir belediye başkanları için söylediği sözler kendisinin de yüzüne daha yüksek sesle söylenir olacaktır.

Eğer cumhur ittifakı İstanbul’u bir kez daha yitirirse iktidarın nasıl olsa ülkeyi biz yönetiyoruz düşüncesi ile duruma rıza gösterip işine bakacağını da kimse düşünmemelidir.

İstanbul’u yitiren ittifak için bir sürü sansasyonel şeyler söyleyebiliriz. Bunları söylerken bu kadar da olmaz diyenlerin hayretlerini duyar gibi olsak da olmaz olmaz da dememizin olanağı yoktur. Bu demektir ki bu iktidardan her şey beklenir. Çeşitli bahaneler uydurarak İstanbul seçimlerinin iptali ve ileri bir tarihe alınması da dahil her şeyi ummak ve beklemek gerekir.

Size biraz abartı gelebilir ama bu söylediklerim olur mu olur. İşte bu nedenle bizlerin ne yapması gerektiği daha da bir önem kazanmış, her şey olup bittikten sonra ne yapacağımızı bilmemenin şaşkınlığı ile bir şey kazanmış olmayız.

Bu nedenle de 17 Mayıs günkü yazımı şöyle bitirmiştim:

Sahi merak ediyorum, halkın iradesine karşın Binali Yıldırım kazandı denilerek mazbatası verilirse gerçekten ne yapacağız?

İşte bütün mesele bu…
 

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA