turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİ GÜÇLERİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 NİSAN 2019

Sol ve sosyalist sol dünden bugüne önüne çıkan her konuyu tartışmış ve tartıştığı konulara bir tanım getirmek için de çaba harcamıştır. Bunlardan birisi de hiç kuşku yok ki geniş halk yığınlarına karşı bir politika güden ve her fırsatta baskı zulüm ve sömürünün savunucusu olan güçler ve bu güçlere karşı demokrasiyi savunan, baskılara zulme ve sömürüye karşı mücadele eden taraflar olarak var olan güçleri özetleyebiliriz.

Birinci güçler arasında yer alanlar; hiç kuşku yok ki sermaye iktidarlarını gerektiğinde baskı yöntemlerine başvurarak o da yetmezse demokratik hak ve özgürlükleri hepten ortadan kaldırarak faşizm yoluyla devam ettirmek isteyenlerdir.

İkinci güçler arasında göreceğimiz kesimlerse; burjuva demokrasisine inanan, hak ve özgürlükleri bir ölçüde hatta daha da ileri anlamda savunan fakat sistemin değiştirilmesinden yana olmayanlardan başlayarak üretim araçlarının toplumsal mülkiyetini savunan yelpazeye kadar olanları içinde barındırır. Daha anlaşılır kılmak için bu güçleri şöyle de isimlendirebiliriz. Düşman güçler ve dost güçler…

Yalnız tam da burada faşizm nedir sorusuna bir ölçüde de olsa açıklık getirmekte yarar vardır. Geçmişten bugüne bu konu hep tartışılmış günümüzde de tartışmaya devam edilmektedir. Bu tartışmalarda elbette ki küçük burjuva bağlamda her türlü baskıya faşizm deyip çıkmak söz konusu olduğu gibi Komüntern tanımı ile de konuyu açıklamaya çalışmak her zaman gündemde yerini korumuştur.

Tanımın biri her türlü baskıyı faşizm olarak nitelerken ötekisi ve bizim daha çok yakınlık durduğumuz Komüntern tanımı da faşizmi en, en, en diyerek açıklamakla yetinmiştir. Bu tanımı yaparken küçük burjuva anlayışın her burjuva yönetimini faşizm olarak görmesinin yaratacağı olumsuzlukların önüne geçilmek istendiği gibi diğer yandan da demokrasi güçleri olarak tanımlanan güçlerin bir araya gelmesinin zorlaştırılmamasına özen gösterilmiştir.

Birincisi üzerinde fazla durmayı gerekli görmüyorum, ancak ikincisi üzerinde durmakta yarar var diye düşünüyorum. Eğer burjuvazi ülkeyi yönetemez konuma gelmişse bu durum aynı zamanda da devrimcilerin devrim yapma nesnelliğinin de olduğunu gösterir. Bu yüzden iktidarı yitirmekle karşı karşıya kalan burjuvazinin faşizme başvurması anlaşılmayacak bir şey değildir. Yalnız her dönemin tanımı da belli koşullar içinde gerçeklerle örtüşür ve söylenenlerin işte o zaman anlam ve değeri vardır.

İkinci Paylaşım Savaşı öncesi kapitalizmin dönemsel bunalımları hem çok şiddetli yaşanmış hem de bu bunalımlar bir süre sonra olağan seyrine girmiştir. İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında ise kapitalizmin bunalımı diyebiliriz ki süreklilik kazanmış, yüksek tansiyonla yaşamaya alışmış olan biri gibi kapitalizm de kendisini bu evrede devam ettirebilmenin bir yolunu bulmuştur. Burada gördüğümüz şey bir yandan Sovyetler Birliği ve Sosyalist Sistem varken kapitalist/emperyalist sistem buraya odaklı mücadele sürdürürken diğer yandan da kendi ülkeleri içinde gelişebilecek sosyalist mücadeleye karşı da en en en anlamında olmasa da gerekli tedbirler alınmış, bu da zaten kendisi bir diktatörlük olan burjuva demokrasinin önemli ölçüde budanması ile sonuçlanmıştır. Ayrıca ileri kapitalist ülkeler sosyalist ülkelerde çalışanların yaşam düzeyinin yükselmesi ile birlikte kendi ülkelerinde de rahatsızlığın artacağını iyi bildiklerinden çalışan yığınlara ekonomik, demokratik ve sosyal anlamda dikkate değer haklar tanımak zorunda da kalmışlardır.

Burada bizim gibi ülkeleri ayırmak gerekmektedir. Çünkü Türkiye burjuvazisinin Türkiye’de kapitalizmin dikkate değer yarışmacı (rekabet) dönemi yaşamadan dış güçlerin de etkisiyle işin başında tekelci bir nitelik kazanmış, böylece ülkeyi işbirlikçi tekelci sermaye güçleri ve onun iktidarları yönetmiştir. Türkiye sermayesinin bu işbirlikçi karakteri ülke geniş emekçi yığınlarının çifte sömürülmesine neden olmuş, bu yüzden de iktidarı ellerinde bulunduranlar iktidarları zora girmesin düşüncesiyle sürekli olarak kısıtlı bir burjuva demokrasisine izin vermişlerdir. Sık sık da bu kısıtlılık yerini açık faşist diktatörlüğe bırakmıştır. Bu yüzden denilebilir ki Türkiye devrimci mücadele tarihi aynı zamanda da faşizme karşı mücadele tarihidir de.

Geldiğimiz noktada ise geniş emekçi güçleri çok daha büyük mevziler yitirmişler. Hak, hukuk, adalet ortadan kalkmış, baskı zulüm ve sömürü en üst perdeden yaşanır olmuştur. Bunları saymakla bitiremeyiz.

Bu noktadan sonra yazımızı iki şeye değinip bitirmek istiyorum. Birincisi ülkede faşist bir yönetim olduğu yadsınamaz. Ama faşizm değildir demek için de partilerin, gazetelerin, sendikaların var olması ve kapatılmaması gerçeği değiştirmez. Burada sadece şu notu düşmek isterim. Şu an iktidar kimi tehlikeli görüyor da memleketimizde demokrasi ve hukuk vardır dokunmayalım diyor? Aşağı yukarı herkesin nasibini aldığı, bazılarının ise daha çok nasiplerini aldığı bir sistem içinde yaşıyoruz. Bu sistemin adı dinci, gerici faşizmdir.

Şimdi, topyekûncu davranarak dost düşman hiç ayırmadan AKP de CHP de hepsi de aynıdır üzerinden siyaset yaparsak doğru bir mücadele üzerinden politika mı yapmış oluruz, yoksa dost düşman ayrımı yapıp bunun üzerinden politika yaparsak mı doğru bir politika yürütmüş oluruz? Bizce dost/düşman ayrımını doğru yapan ve demokrasi güçlerinin birlikteliği üzerinden kitle gücünü ayağa kaldırıp sonuç almayı hesaplayan sosyalist bir anlayışa her zamankinden çok daha fazla gereksinimimiz vardır.

İşte bu hesapla ikinci söyleyeceğimize geçebiliriz. 23 Haziran günü İBB Başkanlığı seçimleri var, demokrasi güçleri olarak bir kitle hareketi yaratmak ve birinci grupta saydığımız dinci, gerici ve faşist güçleri yenilgiye uğratmak bizim için bir görevdir. Ama, fakat, vayvay vb. laflarla devrimcilik taslamak olay ve olgulara doğru yaklaşmak değildir.

TSİP olarak biz de işte buralardan yaptığımız çıkarsamalarla politika yapıyoruz ve doğru yoldayız.

Başkalarının devrimciliğini de söylediklerini de kendilerine bırakıyoruz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA