turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GEMİNİN ROTASI NEREYE?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 NİSAN 2019

Son zamanlarda ülke içinde öyle bir hava estiriliyor ki demeyin gitsin. Ramazan ayın içinde oluşumuzun bunda ne kadar payı var diye düşünebiliriz ancak zaten toplumu sürekli olarak dinci bir kanala sokmak isteyen çok yönlü bir çabanın olduğunu da unutmamalıyız. Bir toplumun içinde dinin bu denli etkili olması için çaba harcayan her kim varsa aslına bakarsanız onları da bir güzel sorgudan geçirmek iyi olacak.

Niye derseniz; 17 yıl içinde AKP dinciliğinin kalpazanlığı bir güzel ortaya çıkmış, dahası AKP bu alana ne kadar çok hizmet ederse etsin gitgide toplum içinde tepkilerin artmasını hatta dinciliğe karşı mesafeli duruş arttığı için istediği dinciliği toplum katında kabul ettirememiş ve rüyasında gördüğü şeriat düzeni ise uyandığında hayal olup uçup gitmiştir.

Ancak gerçekler böyle iken aynı gölden su içmek isteyen bir hayli muhalefet kesimde yer aldığı düşünülen partiler ve pırtılar türemiştir. Şimdi onların gayretlerini seyrettikçe ve iftar sofralarında yapmacık bir hava ile uhrevi bir görüntü sergilenmek istendikçe doğrusu içimiz bulanıyor. Dinciliği sahiplenmek için bu denli kendilerini paralayan muhalefet çevrelerine baktıkça bataklığın ne denli genişletilmek istendiğini de her yönüyle görüyoruz.

Değerli yurttaşlar; ortada çırılçıplak gezinen yalanlara sahi sizler inanıyor musunuz? İnanıyorsanız eğer herkesin ülkesini seven, iyi birer yurttaş olduğu savına da inanıyorsunuzdur ki acaba gerçekler öyle midir dersiniz? Bir kez ayrışma çok yönlü ve o kadar belirgin ki bu belirginliğe karşın herkesin iyi özellikler taşıdığı ve iyi bir yurttaş olabileceği abuksubukluğu içine niye düşülür ki? Bence iyi bir yurttaş ve iyi insan olmak bile devrimcilere özgü hale gelmişken bu sıfat niye herkesin özelliğiymiş gibi dağıtılmak istenir?

Aydınlanma ve laikliği elbette önemsiyoruz. Çünkü bu iki özellik işçilerin, emekçilerin genellersek halkın ufkunu açar. Açmakla kalmaz, ne nasıl oluyor, cinsinden yüzlerce soruya daha kolay yanıt verilmesini sağlar. Özü itibari ile zaten aydınlanma ve laiklik beklenilmeyen kesimlerden savunulamayacağı gerçeği bizi şaşırtmıyor şaşırtmasına da ötedenberi aydın ve laik geçinenlerde yaşanan erezyona ne buyrulur? Bu yüzden de halk dalkavukluğunu da ayyuka çıkararak neden aydınlanma ve laik alanda kalması gerekn muhalefet partileri bu kötülük çukuruna kolaylıkla düşüp sistemin ameleliğine ve efendiliğine soyunmaya kalkarlar hiç düşündünüz mü?

Biz sosyalistler düşündük. Hem şu aynı gemideyiz safsatasından bu yana hep de düşünmekteyiz. Aynı gemideyiz sözünden görülmemiş bir haz alanlara bu yüzden söyleyecek çok sözümüz var. Sözü uzatmamak için şu dizelerle söyleyelim söyleyeceğimizi:

şalvarı şaltak osmanlı
eğeri kaltak osmanlı
ekende yok biçende yok
yiyende ortak osmanlı

İyi mi? Nasıl anlattı mı bu sözler haramzade takımını? Bakın işte bize; “aynı gemideyiz” denilirken söylenmek istenen şey budur bilelim. Birilerinin emeği yok, insanlığı yok, yemeye, çalmaya, çırpmaya gelince bizler aç ve susuz onlar her şeyin sahibi ve bizler aynı gemideyiz öyle mi?

Sosyalist partiler eğer söyledikleri gibiyse sistemin partilerinden bütünüyle ayrışmak zorundadır. Onlar dinciliği savunabilir, sınıfları inkâr edip sınıfsız, sömürüsüz ne kadar da kaynaşmış ve müreffeh olunduğunu da söyleyebilirler ama bizler onların durdukları yerde olamayız. Tam zıddı bir yerdedir bizim yerimiz. Ancak böyle yaparsak kendimize inanır ve yığınları da buna inandırırsak devrim ve sosyalizm hayalimizi her zaman diri tutar hep bir gerçekliğe yürüdüğümüzü dost düşman herkese göstermiş oluruz. Yok, kokuşmuş düzenin sözleriyle halkın gözünü boyamaya sessiz kalacaksak, iftar sofralarında boy gösterip çok Allahlı dualarla seslerine etkili bir ton vermeye çalışacaklara napsın halk böyle istiyor diye arka duracaksak bizler ne söylersek söyleyelim ne inandırıcı olabiliriz ne de o sistem partilerinden bir ayrılığımız gayrılığımız olur.

Evet, 23 Haziran günü seçimler olacak, bizler seçimlerde yokuz. Cumhur ittifakının geriletilmesi için de Ekrem İmamoğlu’nun desteklenmesi gerektiğini söyledik, söylüyoruz da. Ama gerçekleri de es geçecek değiliz. Çünkü 23 Haziran’ın bir de sonrası var. Sonrasında kafasını kaldırıp dikleşecek yığınlar var. Bu nedenle yığınların partimiz ve sosyalizmle buluşması için olacakları da şimdiden söyleyerek hazırlıklı olmalıyız derim. Seçimleri CHP’nin adayı da kazansa AKP’nin milyon Alisi de kazansa sonuç değişmez.

Hem kazanılmış seçimi bir daha kazanmak için bunca enerjiyi bol bol kullananlara da sözümüz var. Hani sizler seçimi İmamoğlu kazandı, hakkı gasp edildi diyorsunuz ya madem gasp edildiyse niye YSK’nın iptal kararın kabul edip oturdunuz? Niye bu gasp olayını tanımıyoruz diyerek dikleşmek gereği bile duymadınız?

Bu ne ya? Televizyonları açıyoruz herkes hukuk katliamından söz ediyor. Aman Allah bunlar ne kadar da bilgili kimseler? Hem ne kadar da ajitatif ve kükrek kükrek konuşuyorlar? Bunları dinleyince aklımıza şu geliyor? Hani birileri demişti ya “ANAYASAYI BİR KEZ DELMEKLE BİR ŞEY OLMAZ” diye. Sanki ülkede hukuk var, delenlerse bir kez delmişler de birileri de bir kez delinen hukuk için kendilerini paralıyor?

Valla yok böyle şey. Hem demokrasi diyeceksin hem de AKP’nin yarattığı ortamın kabullenilmesine yarayan yöntemleri benimseyeceksin, işte bu olmaz. Daha da ileri giderek söyleyeyim AKP’nin kurumlaştıramadığı dinciliği sizler de ne yaparsanız yapın kurumlaştıramaz, ülkenin geniş emekçi yığınlarını şapa oturtmayı başaramazsınız. Çünkü sizin karşınızda sayıları bugün az olabilir ama tarihin tekerleğini ileriye çevirecek sosyalistler var sosyalistler…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA