turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NE DURUMDAYIZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 HAZİRAN 2019

Ne kadar zaman oldu ki sessiziz. Uzun bir sessizliğin arkasından usul usul söken şafakla birlikte al al olup ovaları basan kır çiçekleriyiz. Dosta, düşmana, zalime, sömürücüye her an kendimizi anımsatan ve burdayız yine işte diye; yeri, göğü çınlatan çığlığız.

Birileri bizden, birileri değil. Ne aynı çağın insanlarıyız ne onlar bize gönül kavli ile bakıyor ne de biz onlara. Bazılarımız küllerinden yeni doğuyor, bazılarımız sararmış solmuş yaprak gibi geleceksiz ve umutsuz. Bu yüzden de yüzlerinde ne bir gülümseme var ne de bir gül serinliği. Bizdenken o da bize kin kusar olmuş. Böylece bizlerden umarsızlığının öcünü almak bu gibileri diri mi tutuyor bilemedim. Bazılarıyla tümden karşı karşıyayız. Ne onların suları sularımıza karışıyor, ne yediğimiz aynı ne de içtiğimiz. Nefret dolu bakışları hep üstümüzde. Gözlerini öyle bir kin bürümüş ki göz göze bakışsak güçleri yeterse bizi bir kaşık suda boğacaklar.

Öldürmeye, vurup kırmaya ayarlamışlar kendilerini. İçlerinde taşıdıkları o ilkel duyguyla sürmüşler olmamış, kırmışlar bitirememişler, öldürmüşler yeniden filiz sürmüşüz. Zindanları bizlere mesken eylemişler, ömrümüzü çalmışlar. İbret olsun diye Serez’in çarşısındaki gibi ne çok darağacı kurup sallandırmışlar bizi. Yeri gelmiş kitle kıyımlarına girişmişler yeri gelmiş diri diri yakıp küllerimizi havaya savurmuşlar. Ne olup ne olmadığımızı hiç önemsemeyip şu, bu diyerek katliamdan geçirmişler. Bu yüzden öyle alışmışlar ki kırıma katliama, yakmaya yıkmaya ağızlarını her açtıklarında kin kusar olmuşlar ve kışkırtıcılık yaparak en basit nedenleri bile bahane yapıp üstümüze gelmişler. İşte bu yüzden 23 Haziran günü yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri nedeniyle bize yaşatmak istedikleri şey kendilerinin biçtiği yaşama şekline boyun eğdirmeye dönüşmüş. Recep Tayip Erdoğan çıkıyor bir başka türlü asıp kesiyor, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bir başka türü. AKP’lilerin ve MHP’lilerin cümlesi kafamızı koparmak ve alkanımızı dökmek için seferber olmuşlar bizleri düşman hanesine yazarak Pontus’tu, Rum’du, Ermeni’ydi, Kürt’tü diyerek terörist ilan edip bizleri boyun eğmeye zorluyorlar.

Bizlere yapmadıkları kalmamış. Komünist demişler güneşimizi karartmışlar, anarşist deyip Ku Klux Klan örgütleri gibi üzerimize gelmişler, bölücü yapıp hakkımızda ferman çıkarmışlar, terörist diyerek de sesimizi kısmak için neden üstüne neden uydurup soygun düzenleri hep sürsün istemişler. Görünüş biraz farklı olsa da 23 Haziran günü yapılacak olan İstanbul seçimini kazanmak için de aynı şeyleri misliyle yapmaktan çekinmiyorlar.

Öyle ya kendileri için bir vurgun kapısı İstanbul’u kimseye kaptırmak istemiyorlar. Onlar için işçisi, emekçisi, genci aydını, kadını memuru, köylüsü küçük esnafı bir hiç, zalimi katili, dincisi imancısı, faşisti mafyası, sömürücüsü soyguncusu kıymetli mi kıymetli. Bu yüzdendir ki İstanbul seçimi CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu ile AKP’nin adayı Binali yıldırım arasında geçecek olan bizim de seyirci olarak bakacağımız bir seçim değildir. Gün öyle olmuş ki ya zalimler kazanacaklar bize yaşattıkları yanlarına kâr kalacak ya da onlar kazanamayacak kendimize demokrasi güçleri ile birlikte yepyeni bir çıkış yolu bulacağız.

Sık sık yineleniyor ya aynı gemideyiz diye, bu sözlere hiç önem vermeyin. Başınızı çevirin geçin. Çünkü aynı gemide değiliz. Ne onlar bize hayırhak bakıyor ne de biz onlara. Görmüyor musunuz mahallelerimiz bile ayrıldı. Kimse artık bunlardan değilse devlet katında bir işe bile alınmıyor. Nerede onlarla eşitiz? Hukuk önünde mi? Yurttaşlık hakları bakımından mı? Onlar ki kendilerine öyle bir egemenlik kurmuşlar ki onların egemen olduğu yerde bizler yokuz. Onlar ne kadar baskı, zulüm ve sömürü uygularlarsa kendilerini o kadar güçlü kılıyorlar. Bizlerse yaşamak ve onurumuzu yitirmemek için mücadele veriyor ve kat kat bedelini de ödüyoruz. Eğer bugünlere geldiysek aynı şeyleri bir daha bir daha yaşaya yaşaya geldik ve de olup bitenlere çoğunlukla boyun eğdiğimiz için bize reva görülenleri yaşıyoruz. Şimdi seçimdir deyip geçmeyin. Adam canım, o kazansa ne olur, bu kazansa ne olur diye, Aristo mantığı yürüterek seyirci kalmayı seçmeyin. Ayağa kalkın, haykırın ve bizleri korkutmaya kalkanlara korku salmak için yeter deyin çarşılara, pazarlara, alanlara inin.

Biliyorum belki başlangıçta zorlanacaksınız. Ama size biçilmek istenen kefeni yırtın. Varlığınızla bir fırtınaya dönüşüp her yerde olun. Her yerde olup karanlığın üstüne üstüne yürüyün. Bakın görüyorsunuz hiç de sandığınız gibi az değilmişiz. Artık her yerde kadınımız kızımız, işçimiz emekçimiz, köylümüz aydınımızın sesi daha gür çıkmaya başladı. Dağları bekleyen korku kırıldı. Bu yüzden kendisine bir hemşerisi “akıllı ol!” dediği için Süleyman Soylu krizler geçiriyor. Bizlerse al al doldurarak meydanları bin yıllık tanışmışız gibi kol kola birlikte yürüyor, birlikte söylüyoruz türkülerimizi. Öyle içten ve yürekten ki türkülerimiz inanın ta Batman’dan da duyuluyor Rio de Jenerio’dan da.

Biliyorum, çok şey bekliyorsunuz ama öyle düşünmeyin. Sabırlı olup kararlılığı bırakmayın elden. Bugüne kadar edindiğimiz değerli ne varsa hepsi bir yerlerden tek tek çıkıp gözlerimizin önüne yığılacak. Onlara yeniden tutunup önce ayağa kalkacağız. Gökyüzü, bu uçsuz bucaksız topraklar, mavi denizler bir kez daha yıkayıp pürüpak edecek ruhumuzu. Ekmeğimizi, suyumuzu, havamızı, bulutumuzu birlikte paylaşacağız. Kazanmış olmanın sevinci ile dağları devirip düz edecek, ırmaklar akıtacağız yanık bağrımıza. Ve onlar; sömürücüler kaybedecekler. Zulüm anlarında yenilen onlar olacak…

Büyük ozanımız Nazım Hikmet’in dediği gibi:

Güzel günler göreceğiz çocuklar
Güneşli günler göreceğiz.
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
Işıklı maviliklere süreceğiz…

Sokağımız şenlenecek, caddelerimiz ışıklanacak, parklarda çocuk sesleri çınlayacak. Korku artık kimseyi kimsenin efendisi yapmayacak. Korku devleri bir bir inecekler egemenlik katından.

Saydıklarımı düşünün bir. İşte bunlar için 23 Haziran günü yapılacak seçimlerde Binali Yıldırım’a kaybettirecek Ekrem İmamoğlu’nu kazandıracağız.

Niçin mi?

Gün öyle olmuş ki ya zalimler kazanacaklar bize yaşattıkları yanlarına kâr kalacak ya da onlar kazanamayacak kendimize demokrasi güçleri ile birlikte yepyeni bir çıkış yolu bulacağız.

Şimdi anladınız mı ne demek istediğimi…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA