turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İKİ PARTİLİ TAHTEREVALLİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 HAZİRAN 2019

Türkiye’de öteden beri hep yazılır, çizilir ve konuşulur. Ülkemizde iki parti olsa ne iyi olacak diye düşünceler ileri sürülüp bu özlem doğrultusunda ülkenin sözde ekonomi bilenleri yazarlar da yazarlar. Onlar sanırlar ki ülkede yaşanan onca istikrarsızlığın altında hele de bunların arasında düzeni değiştirmek isteyen partiler varsa çok partili sistem yatar. Elbette bunların hepsi birer göz boyama birer kandırmacadır.

Şöyle bir araştırma yapacak olsanız ileri kapitalist ülkelerin bile çoğunda iki partili sistem çoktan cartlağı çekmiş, iki parti olmaya aday partilerin içinden bile bir sürü parti ortaya çıkmıştır. Hele bunlar neyse ama ne kadar baskı uygularsanız uygulayın, ne kadar sol ve sosyalist partileri politika dışına itip güçsüzleştirmeye çalışırsanız çalışın onlar ısrarla hep olduğu gibi her fırsatta da kendilerini var ederler. Bir başka deyişle küllerinden yeniden yeniden doğmanın bil yolunu bulurlar.

Oysa ne kadar çok kapitalizm savunucusu kendi ülkelerinde de durumun ABD’de olduğu gibi iki partili olsun isterler. Çünkü her iki partinin de sisteme en küçük zararı olmaz. Hatta durum kapitalizmin bekası olunca birer aslan olup kükrerler bile. Sizin anlayacağınız Amerika’daki gerçekler tam da bu minval üzere işler.

Özellikle Turgut Özal politika sahnesine çıktıktan sonra ülkemizde de iki partili sisteme çok yatırım yapıldı ancak ne yapılırsa yapılsın bu anlayışı egemen kılmak isteyenlerin her defasında hevesleri kursaklarında kaldı. Bu yüzden de Türkiye’de burjuvazi bir türlü iki partililik hayalini gerçekleştiremedi, gerçekleştiremez de. Çünkü bizim ülkemizin konumu hiç mi hiç Amerika’ya benzemiyor. Hoş Amerika’ya benzeyen Avrupa’da bile burjuvazi bu isteğini bir türlü gerçekleştiremiyor, görüyoruz. Zaten kapitalizmin bu doymak bilmez sömürü isteği yüzünden ve bu isteğini gerçekleştirme gayretinden dolayı gerçekleştirmesinin de olanağı yok gibi. Hele de bizim ülkemizde bu anlayışa hizmet edecek bir alt yapı hiç yok. Ülkemiz geniş emekçi yığınları sömürünün en dibini yaşıyor. Baskı ve zulüm derseniz arşı alaya çıkmış. Sömürü düzeninin savunucularının hırslarını dizginlemenin olanağı yok. Onları bıraksanız Türkiye’yi taşı, toprağı, suyu, denizi ve gökyüzüyle yutup malları haline getirecekler. İşte yukarıda saydığımız bu neden dolayısı ile iki ana sınıf oldukça belirgin fakat bu iki ana sınıfın dışında kalan milyonlarca da çıkarları işçi sınıfı ile birlikte davranmaktan geçen ara sınıf ve tabakalar var. Öyleyse kim neyi ne adına savunursa savunsun Türkiye’de iki partili sistemi tutturmanın olanağı yok.

Ancak ülkemizde iktidarda bulunanlar hep iktidarda kalmak ve iktidarın nimetlerini kimseye kaptırmamak istediklerinden kendi dışındaki partilerin seçimi kazanmalarını olanaksız hale getirmek için her türlü yasa değişikliğini gerçekleştirmekten de çekinmemişlerdir. Öyle ki seçimlere giren başka pek çok partinin seçime girip çıkmasının dışında bu alanı zorlaması neredeyse olanaksız hale getirilmiştir. Komünist partiler içinse işler çok daha zorlaştırılmıştır. Seçimlere girmenin ve az bir oy almanın yarattığı moralsizlikten başka seçim sonrasında elde kalan bir şey olmadığı için ister istemez komünist partiler bu durumu şöyle açıklamaktadırlar. Evet, seçimlerde başarı kazanamayacağımızı bizler zaten biliyoruz. Seçimlere katılıyoruz çünkü sosyalizmin böylelikle propagandasını yapmak gibi bir kârımız oluyor.

Hele anayasa değişikliği ile birlikte ülkemizde durum daha da kötüleşmiştir. Çünkü amaçlanan başkanlık sisteminde kimse salt kendi partisinin desteği ile seçilecek konumda değildir. Bu yüzden de gördük ki son seçimlerde ittifaklar gündeme geldi. Yalnız ittifak anlayışı tek iki partili sistemden farklıymış gibi görünse de yine de iki partili sistemin biraz değiştirilmiş halidir o kadar. Dikkat edilirse son seçimlerde parlamentonun oluşumu ve cumhurbaşkanlığı seçimi iki parti çevresinde kümelenen partilerle yapılmıştır. AKP’nin oy atılacak ana parti olduğu ittifak kurdukları partilerin de bu blok içinde kendisini ifade ettiği, karşısında yer alan CHP’nin de aynı şekilde kendisini konumladığı bir seçim olayı yaşanmıştır. HDP kendi çatısı altında seçimlere girse de içinde zaten bir blok halindedir. Geriye kalan komünist partiler ise ne bir araya gelebilmişler ne de bir blok oluşturmuş değillerdir.

Aslında CHP bu işi sevmişte diyebiliriz. Çünkü iktidardan bıkmış olanları diğer sağ partilerden önemli bir kısmını da yanına alarak kendisine iktidar yolu görülmüştür diyebiliriz. CHP her ne kadar bu işi demokrasi, hak, hukuk, adalet adına yaptığını söylese de çok da inandırıcı olmadığı bir gerçektir. Çünkü iş sağ partilere gelince CHP’nin kapısı arkasına kadar açıktır sosyalistlere gelince bu konu ağıza bile alınmamaktadır. Durum bu olduğu halde sosyalistlerde bir şekilde kendilerini ifade etmeye kalktılar mı örneğin bir yerde seçime mi katılacaklar bizzat CHP’den suçlama hazırdır. Oyları mı böleceksiniz, AKP’nin seçimi kazanmasını mı istiyorsunuz diye.

Sürekli olarak topluma ölümü gösterip sıtmaya razı etme gözdağı verilmektedir. İstanbul Belediye Başkanlığı seçimleri bile bu anlayış üzerinden yürütülmekte fakat bizim de bir hesabımız olduğu unutulmamalı, kim bizlerin politika alanında olmamızdan hoşlanmıyor ve silinip gitmemizi istiyorsa onlar da bilmelidir ki bizler melengiç ağacıyız kimse bizi yok edemez.

Küllerimizden binlerce kez doğmayı başarmışız yine başarırız, yine başarırız.

Sömürücü erkleri de bu ülke toprağında güvenle dolaştırmayız.

Durum böyle bilinsin de…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA