turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TİKSİNDİRİCİ DAVRANIŞLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 HAZİRAN 2019

AKP’de değişen hiçbir şey yok. İşin özünü sorarsanız bunlar şimdiye kadar ülkede rejimin değiştirilmesi için ellerinden ne geldiyse yaptılar ve bunların sonucu da ülkemizde hukukun, adaletin olmadığı bugünkü rejim ortaya çıktı. Bu rejimin işleyişine bakıp da aklı başında olan kimsenin gidişi olağan karşılaması olası değilken yine de bunların çark edeceğine dair oradan, buradan cımbızla alınıp dile getirilen görüşler var. Önceki gün Bülent Arınç lütfetmiş ve (kendisi cumhurbaşkanı istişare kurulunda bulunuyor ya) AKP’yi, gidişi ve işleyişi eleştirip sanki parlamenter sistemi geri getirmek istemişmiş.

Hoş bizler; Arınç’ın ne biçim bir kişiliğe sahip olduğunu zaten iyi biliyoruz. 15 Temmuz Darbe girişimine kadar da üstelik Fetöcülerin böyle olmadıklarını ancak onların gerçek yüzünü o zaman anladığını söylemişti ya neyse. Yerseniz tabi.

Sonra efendim haritayı, pusulayı şaşıran ve iki arada bir derede gidip gelen bir AKP Genel Başkanı var. Rusya’ya yakın dursa bir türlü, Amerika’ya tıpkı eskiden olduğu gibi yakınlaşıp iş görse daha başka türlü. Sizin anlayacağınız yanlış hesap Bağdat’tan döndüğü için yaptığı işler de karışıktı kafası da karışık. Şu İdlib işi biraz ateşlendi ya, eh tabi kim ister kendi topraklarında kanlı katil sürüsü İslami terör örgütlerini? Bu yüzden Şam rejimi de bu it sürüsünü süpürüp çıkarmak istiyor kendi topraklarından. Bunun için de ister istemez operasyon yapmak zorunda. Suriye’nin operasyonunun önündeki en büyük engel kim derseniz. Bizce hiç ders almamış görünen saray iktidarıdır. Çünkü bu konuda Recep Tayyip Erdoğan çıkıp ortaya bir kez daha İdlib’te bu terör yuvalarının üzerine gidilirse Suriye’ye karşı gerekenin yapılacağı yolunda sözler sarfetti. Sonra da sözlerini Menbiç ve Fırat’ın doğusu diye bitirerek güya ülke çıkarlarından ödün vermiyormuş gibi bir havaya büründü de, bu anlayış yanlış. Çünkü bu iktidar eğer Suriye’de işlerin rayına girmesini istiyorsa eteğindeki taşı döküp zaman geçirmeksizin Suriye’nin gerçek temsilcileriyle yani Beşar Esat yönetimiyle ilişkiye geçmeli. Aksi takdirde söylenen her söz ABD emperyalistlerinin işine yarar o kadar.

Şimdi gelelim İstanbul seçimlerine. Bize göre İstanbul seçimlerinde kırılma olalı çok oldu. Bu kadar hile ve hurda yapıyor olmalarına karşın Erdoğan’ın seçimi kazanacağını umması gerçekten de akla ziyan bir durum. Bütün bunlara karşı bu kez de görünüşe bakılırsa Erdoğan umudunu Pazar günü televizyonların önünde Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım arasında yapılacak olan tartışmaya bağlamış. Bu tartışmanın bir kırılma olacağını umuyor. İyi de yapılan her şey aleyhinizde olmasına karşın bu kırılma nasıl olacak acaba? Yoksa Binali Yıldırım’ın Pazar günü dili açılacak da dilbir dilbir konuşup ortalığı mı dağıtacak? Yok, yok bunların hiçbirisi olmaz, olsa olsa devlet gücüyle oluşturduğunuz yalan bilgileri devreye koyduğumuzda iş yapar diye düşünüyor olabilirsiniz ama bu konuda da doğrusu Garp Cephesi’ned yeni bir şey olmadğını herkes biliyor.

Ne o? Hani siz değil miydiniz kimin parasını kime veriyorsunuz diye İmamoğlu’nu eleştirmeye kalkan? Binali Yıldırım neredeyse yapmadık vaat bırakmadı. Utanıp sıkılmasa 16 milyon İstanbulluyu sıraya dizip açık açık rüşvet dağıtacak. Plaka tahditi konusunda sizin söylediklerinizin tersini kayyum olarak atadığınız valinize yaptırttınız. Bunu da açıklayan Binali Yıldırım oldu. Yetmedi bir de servisçilere emirle şenlik yaptırmaya kalktınız. Bu kadar mı valinizin marifetleri? Adam İstanbul Belediyesi çalışanlarına talimatla belediyenin önünde imamlı, itfaiye erli miting yaptırdı. Bunda ne var ki, belediyeyi elinizde tuttuğunuz ilçelerde belediye çalışanları partinizin propagandasını yapıyor. Hem koştura koştura Buca’dan gelip de Binali Yıldırım için seçim çalışması yapan kaymakamınıza ne demeli?

Sonra bir de meşhur mu meşhur Ordu valiniz var. Hani siz ona devletin valisi diyorsunuz, bu yüzden de kimse ona hakaret edemez falan diye de araya laf sıkıştırmışsınız ya sahiden mi söylüyorsunuz, Ordu Valisi gerçekten de devletin valisi mi? Eğer devletin valisi ise niye AKP militanı gibi davranıyor? Haydi, bunları da geçtik, bu kişi değil mi bu devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk için ortada hol yok yumurta yokken Mustafa Kemal’i de fazla abartmayın diyen? Sonra Çevre ve şehircilik Bakanı’nız ne arıyor İstanbul’da? Kim verdi ona ulufe dağıtma görevini? İstanbul’u zaten batırdınız daha da batırmak için çıkmış, rüşvet dağıtır gibi vaatlerde bulunuyor?

Gerçekten sizin yandaşlarınıza İmamoğlu’nun deyişiyle Allah akıllar versin. Ne yapmışsınız öyle havuz medyanız aracılığı ile? Adamlar gitmişler İmamoğlu’nun köyüne, dedesinin yattığı mezarlığın gece yarısı çekimini yapıyorlar. Adamlar da kimlermiş biliyor musunuz AAAA imiş. Sözü uzatmayalım bakanı, belediye başkanı, milletvekili kısaca dipten doruğa bir alemsiniz. İstanbul seçimlerini size bu alem oluşunuz kesin kazandırmaz, bunu bir yana yazın. Ama kazanmak için kafanızın içinde daha ne var işte bunu şimdilik bilemiyoruz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA