turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUGÜNDEN SONRA…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 HAZİRAN 2019

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçimi bitti. Ekrem İmamoğlu seçimleri açık ara kazandı. Konuşanlardan, televizyonlarda programdan programa katılanlara kadar herkeste hayret dolu bir sevincin dışarı yansıdığına tanık oluyoruz. Yorum yapanlar; sevinç içinde bu kadarını da beklemiyorduk demiyorlar mı doğrusu bizlerde de onlar hakkında bir yargı oluşuyor. Çünkü bu yorumcuların yeterince öngörü sahibi olmayışlarını buradan anlamak olasıdır ki bizce burası çok önemlidir. Çünkü bizler seçim sonrasında da bu yetersiz öngörü sahiplerinden bol bol yorumlar dinleyecek ve birçoklarımız da bunların yönlendirimi ile yaşayacaklamızı yanlış anlamış olacaklardır.

Kim niye şaşırmış ki makasın bu kadar açılmasına? Makasın açılması için hani hiçbir neden olmaz da beklenmedik bir şeyle karşılaşılır işte o zaman bizler de televizyon ekranlarından şaşkınlık pompalayanları bir ölçüde de olsa anlarız.

Örneğin bizim partimizin Genel Sekreteri Ali Öner seçimden bir gün önce şöyle yazdı. “Ekrem İmamoğlu seçimi 775 bin oy farkı ile kazanacak. Sonra baktı yazdıklarının altında olmaz yazanların sayısı arttı bu kez de 775 bini 777 bine çıkardı. Karşılıklı yazışırken de arkadaşımız bir şey daha söyledi; “Fark 1 milyonu bile bulabilir.”

Kimsenin söylediği olmadı ama Ali Öner arkadaşımız yüzde bile değil kaç oy farkı ile İmamoğlu kazanacak o bile neredeyse rakamı rakamına tutacaktı. Ben işin doğrusu tuttu diye düşünüyorum.

Peki, bu fark nasıl oluştu?

17 yıldır AKP iktidardadır. AKP iktidarı süresi içinde kimi liboşların değerlendirmelerinin aksine adım adım dinci, gerici ve faşizan bir devlet anlayışının egemen kılınması için bütün taşlar döşendi. Yığınlar salt hak ve özgürlüklerinden edilmediler. AKP’nin yıldırma ve teslim alma politikası baskılar öyle üst noktalara çıkarıldı ki buna ekonomik yıkımı da eklediğinizde sesini çıkarmayan ama bir fırsat geldiğinde de pençelerini çıkaracak sessiz bir kitle oluştu. Biz bu kitleyi 31 Mart yerel seçim çalışmaları sırasında gördük. Seçmenlerden o kadar çok işittik ki bu seçmenler oylarını yine de AKP’ye verdikleri halde AKP’ye ve ayırımsız tüm yöneticilerine söyledikleri sözleri duyunca doğrusu şaşırıp kaldık. AKP’ye oy veren seçmen kitlesi içinde öyle bir kızgınlık birikmişti ki fırsat olsa bu kızgınlık patlaması AKP ile birlikte Cumhur İttifakını daha 31 Mart seçimlerinde süpürür atardı. İşte bugün beklemediklerini söyleyen televizyon yorumcuları asıl o zaman apışıp kalırlardı.

Ayrıca yine toplumun içinde işin nereye gittiğini gören ve ne yapılması gerektiği konusunda da kafa patlatan sayıları azımsanmayacak kadar çoğalmış demokrasi güçlerinden söz etmekte yarar var. Çünkü AKP’nin tam anlamıyla kurumsallaştırmak istediği dinci, gerici ve faşist sistem tam da bu güçler için en büyük dertti ve de bu güçler, işin üstesinden nasıl gelineceği konusunda kafa yoruyorlardı. Dolayısı ile bu anlamda İstanbul seçimleri bizim istediğimiz şekilde oluşmasa da bir yol bulup İstanbul seçimlerinde kendini gösterdi ve dinci, gericive faşist bir diktatörlük istemediğini ortaya koydu. Makasın açılması olayı da bu maddi gerçeklik gereği ortaya çıkmış oldu.

Tabi bu arada komünistlik üzerinden yapılan tartışmalar da olmadı değil, ancak yığınların yükselen faşizm karşıtı istekleri karşısında bu yöndeki tartışmalarda internet ortamında sınırlı sayıda kaldı, kalmak zorundaydı. Çünkü yaşamın kendisi devrimcidir, iktidar aracı olarak kullandığımız parti ise bu mücadelede savaşıma kurmaylık eder. Eğer gelişen durum faşizm karşıtlığında buluşmak noktasındaysa ve de bir şekilde kendisini ifade etmeye başlamışsa tam da da komünistliğin nasıl olması gerektiği üzerinden tartışma yürütmek çok da bize amacımız yolunda mesafe aldırtmıyorsa, kim ne kadar isterse istesin, konuşulmak istenilen konu ikinci plana düşüyor ve sonuçta ortalıkta kılıç sallayan birkaç fedai ile sönümlenip gidiyor.

Evet, önemli olan şey bu saatten sonra ne olacağıdır. Karşımızda bizim değil ama sistem üzerinden politika yapanların elbette düşünüp kafa yordukları seçenekleri yok değil var. Bunlardan biri çok gerildiği düşünülen ortamın yumuşatılması, şimdilerde çok konuşulan bir kucaklaşma anlayışının yaşam bulması için gelen sinyaller bir hayli çok. Bu yüzden ortalık biraz durulduğunda erken seçimi ağırlıklı olarak pek de isteyen kimse olmadığına göre gündeme bir AKP – CHP koalisyonu gelebileceği beklenebilir. Ve zaten güçten düşmeye başlamış bir iktidarı sermaye güçleri daha rahat uyaracak onları kendilerinin istedikleri yere doğru ittireceklerdir. Televizyonlarda bunca gırtlak patlatılan kucaklaşma sözcüğüne baktığımız zaman işin mimarlarının öncelikli olarak bu minval üzerine plan ve program yapacakları gözlerden ırak tutulmamalıdır.

Yalnız AKP’ye baktığımız zaman uzun zamandır bu partide üretilen politikaların bir sonucu olarak kucaklaşma-uzlaşma yolunu seçmek yerine karşı tarafta yer alan kesimleri ezip susturmak eğilimi taraftarları bir hayli çoktur. Ne yol denenirse denensin bundan sonra AKP ve saray iktidarı olabildiğince zordadır. Öyle ya da böyle AKP içinden çıkacağı beklenen parti hazırlıkları da yok değildir. Hani bu yumuşama önümüzdeki günlerde komünistlerin dışında kapsamlı bir koalisyona da dönüşebilir.

Sonuç olarak nasıl bir yol izlenirse izlensin 2023 yılına kadar seçimsiz bir iktidarın oluşturumlası çok zordur.

Önümüzdeki yeni gelişmelere paralel olarak da parlamenter sistemin geri getirilmesinden tutun da Anayasa değişikliklerine kadar her şey ama her şey konuşulabilir. İşte tam da bu süreç içerisinde demokrasi güçleri içinde gördüğümüz güçler mevcut sömürü ve zulüm sisteminin yeniden organize edilmesi yolunda atılacak olan adımların karşısına bir güç olarak çıkmayı önlerine koymalılar ve sistemin en gerici noktalarında yeniden resterasyonuna da izin vermemek için kitleler katında bir seçenek olarak kendilerini duyumsatmalıdırlar.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA