turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ONUR VEYA ONUR YÜRÜYÜŞÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

1 TEMMUZ 2019

Kapitalizmle ilgili onca söyleyeceklerimiz varken ve de bu düzenin, bizler halkın gözünde ne aşağılık bir şey olduğunu canımızı ortaya koyup kitlelere anlatmaya çalışırken bazıları ikide bir ortaya çıkıyor ve cinsel tercihleri üzerinden hemde solculuğu kullanarak kendilerini sözüm ona anlatmaya çalışıyorlar.

Kimin cinsel seçimini nasıl yaşadığının derdinde değiliz elbette. Ancak bu tercihin de kişinin özeline girdiği halde öyle davranılmadığı, işin teşhir ve hedef saptırıcı yanlarının olduğunu görmezden gelmemiz de olası değildir.

En büyük ve uğrunda mücadele verilecek onur hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki emeğin ve alın terinin savunulmasıdır. Ülkemizde milyonların emeğini iç eden, emekçilere kan kusturan bir sistemle yönetilmekle kalmıyoruz daha da ağırı yaşam bizlere haram edilmiş egemenler tarafından kan kusturularak ve de günyüzü gösterilmeden yaşamaya mahkum edilmişken bilmem nerelerde toplanıp onur arayışında bulunanların hemen büyük bir bölümünün insanlığı sıkıp posasını çıkardığı en dibe ittiği kitlelerden oluştuğunu da iyi biliyoruz. Yeri geldiğinde kapitalizmin insan onuru ile asla bağdaşmayan fuhuştan nasıl para kazandığını ve kadın ticareti ile kasalarını nasıl doldurdukları söylenir söylenmesine de kapitalizmin izinden yürünerek benzerinin insanı daha da aşağılayıcı haliyle bazıları tarafından yapılmaktan da çekinilmez. Salt kolay para kazanılacağı düşüncesiyle cinsiyet değiştiren, bu yüzden de ağır bunalımlara girip uyuşturucu batağına da saplanıp intiharlara sürüklenen o kadar çok insan vardır ki bunları gerçekten de namuslu bir bilim insanı gözüyle incelemek ve umarını bulmak gerekirken dibe vurmuşluğun çapı daha da artsın istenilmektedir.

Cinsel tercihlerde doğuştan gelen bir şeylerin olduğunu elbette yadsıyacak değiliz. Ancak sonradan yaşam tarzından kaynaklı tercihlerin de olabildiğince yaygın olduğunu yadsıyamayız. Bu yüzden de kapitalist sistemin böylesine tercihlerde etkili olduğunu hep dile getirdik getirmeye de devam edeceğiz. Çünkü kapitalizm insanlara sürekli olarak cicili biçili bir yaşam vaadinde bulunmakta elde etmek içinse her yolun mubahmış gibi görüleceğinin içselleştirilmesi propagandasını yaygın bir şeklilde işlemektedir. Bunu anlamak için sayısız sözüm ona yaratıcı reklamları bir toplumbilimci gözüyle incelemek yeter de artar bile.

Sözü çok uzatmak istemiyorum. Kapitalizm her zaman kendi çıkarına ve de kendisine yönelecek tehlikeleri etkisiz kılmak için su savaklarına benzer savaklar bulur. Öyle ki hem hırsızlığa karşıdır hem de bir ölçüde de olsa hırsızlığa göz yumulur ki dolan bentler taşıp çevresini yıkıp geçmesin. İşte bu yüzdendir ki kapitalizm pek çok suçunu karanlık dünyası içinde etkisizleştirip uslandırarak kapitalizmin sürüp gitmesini sağlar. Durum biraz karıştı mıydı da hemen o bildik numarasına başvurup ahlak abidesi kesilerek kurbanlarının boğazına bıçak dayar, bunu yaparken de solun ve sosyalistlerin insanlığını iyi bildiği için sanki olup bitenleri onlar teşvik ediyormuş numarasına yatarak solu ve sosyalistleri hedef tahtasına koyar.

Onur yürüyüşü denilen yürüyüşte bir yanda teşhirin dikalası yaşanırken diğer yanda da kullanılan sloganlar oldukça dikkat çekicidir. Onca söylenenlerin arasında bir slogan dikkatimizi çekiyor olsa da biraz eşelediğinde bu sloganın da hiçbir işe yaramadığını görmek olasıdır. Neymiş efendim dünyayı sevgi kurtaracakmış. Bunu anladık da sevgi nasıl bir temelden yükselip kendisini ifade edecek de dünyada kurtulacak? Öyle ya kapitalizmin doymak bilmez hırsları, yarattığı savaşlar ve yıkımlardan da beslenmiyor mu ki sevgi nasıl insanların yüreğine ateşini salacak da insanlarda birden şeytanlıklarından vazgeçip melekleşiverecekler?

Uzatmayalım dört bir yanımız tuzaklarla doludur. Kapitalizm kendi fışkısının yarattığı her bir şeyi de solun ve sosyalistlerin üzerinden topluma anlatmaya kalkmaktadır.

İşte bu yüzden biz Türkiye Sosyalist İşçi Partiler olarak diyoruz ki nasıl sayısız insan özellerini teşhir etmeden yaşıyorlarsa gidin sizler de tercihiniz doğrultusunda nasıl yaşarsanız yaşayın. Toplumun değer yargılarının; biliyorum, sizi baskıladığını söyleyeceksiniz tamam, anladık ancak sizler de hiç değil yaşamını sürdürmek için asgari ücrete yani 2020 liraya bir ay işe gidip gelen işçiyi anlamaya çalışın ki kapitalizmin kolay para kazanma tuzaklarından uzak durup kapitalizm dibe vurmuşluğunu sizlerin üzerinden temizlemeye kalkışamasın.

Onur diyorsanız eğer sömürüye karşı çıkmanın özgüveni ile çıkıp kapitalizmin karşısına dikilin, onur diyorsanız eğer işinden, eğitiminden, sağlığından edilmiş olan milyonların kurtuluş mücadelesi yolunda seçiminizi yapın! Onur diyorsanız eğer; çiçekler gibi açıp sokaklarda oranızı buranızı göstereceğinize kapitalist/emperyalist sistemin çocukların, kadınların, gençlerin kısaca bütün insanların göğsüne nasıl kan çiçekleri ektiğine bakıp karşı çıkın. Onur diyorsanız ve de bu kadar özgürlüğünüze düşkünseniz eğer; kapitalizmin karanlık sokaklarında fink atmak yerine kapitalizmle mücadele yolunu seçin.

Ha bu arada işin tuhaf bir yanı da şu. Bu yürüyüş sonrası CHP’li pek çok Belediyeden destek açıklamaları geldi, geliyor.

CHP’li belediyeler bunu neden yaparlar, sonucundan ne umarlar bilemem ama kendi işlerine baksalar iyi olacak. Niye derseniz CHP’li belediyelerin çözmek zorunda oldukları o kadar çok işleri var ki bu şekilde davranarak ne halkın kendilerinden beklediklerine yanıt vermiş ne de özgürlük denilen şeyi anlamış ve onun ruhuna uygun adım atmış olurlar. Bu yüzden de arka arkaya açıklama yapan CHP’li belediyeler halkın gözünde kapitalizmin savak savunucuları olmaktan ileri gitmeyen birer mekanizmaya dönüşmekten de kurtulamazlar.

Sonuç olarak kimsenin özel yaşamına karışılmasını ve onlara yönelik baskı ve yıldırma uygulanmasını da savunuyor değiliz.

Biz sebep sonuç ilişkilerinin doğru kurulması gerektiğini, teşhirci bir tarzın gerekli olmadığını, bu huyun öz itibariyle kapitalizmin huyu olduğunu söylüyor, yazımızı noktalıyoruz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA