turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SİZ ÖĞRENMEZSENİZ HAYAT ÖĞRETİR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 TEMMUZ 2019

Ülkemizde neler olup bitiyor hiç düşünüyor musunuz? Dünden bugüne yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımızın plan ve programı kim ya da kimlerin elinde şekilleniyor hiç kafa yordunuz mu? Öyle kırk dereden su getirmemize gerek yok, gördüklerimiz ve yaşadıklarımız işin iç yüzünü anlamamıza yeter de artar bile.

Geçmişe de gidebiliriz ama şu İslamcı tayfasının iktidar öyküsü ile işe başlasak bile birçok şeyi anlamakta zorluk çekmeyiz. Birde özgünlük ne kadar kendisine yaşam bulur, karşısındaki güçlerle mücadele edebilir mi, ederse de başarılı olmuş mudur benzer soruları çoğaltarak sorabiliriz. Bunları tek tek yanıtlayıp da bu sıcakta zamanınızı almak istemiyorum bu yüzden de sonuca kestirmeden gitmek en iyisidir bence.

AKP’nin kuruluşu, ilk seçimde iktidara gelmesi ve hatta başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere diğer kurucular proje midir diye soralım ve yazımızı sürdürelim.

Evet, AKP’de bütün kurucuları da işbirlikçi ve uluslararası sermayenin tartışılmaz bir projesidir. İçerde devlet aklı ile de bu proje örtüşünce AKP’nin iktidara gelmesi de kolaylaşmıştır, bağırta bağırta seçim kazanıp iktidarını sürdürmesi de. Ülkemizde 12 Eylül 1980 faşizmi ile başlayan sermayeye karşıt güçlerin temizlenmesi ne büyük felaketler yaşanmasına neden olursa olsun sermaye güçleri için bir vicdan muhasebesi yapılmasını bile gerektirmez. Ülkemizde planlı, programlı o kadar çok kıyım ve katliam yapılmıştır ki devlet denilen şey sermaye güçlerinin selameti için sadece bunları seyretmiş, toplumun değiştirilip dönüştürülmesini hizmet edip sermaye güçlerinin vurgununa vurgun katmasını sağlayarak sayısız eşikler geçilmesine olanaklar hazırlanmıştır.

Öyle ya ülkemizde 26 yıl önce gerçekleşen Sivas katliamının devletin gözü önünde gerçekleştirilmiş olmasının da aydınlarımızın ve laikliği savunan pek çok insanımızın da birer ikişer katil çetelerce öldürülmesinin bir amaca hizmet etmesi için gerçekleştirildiği de bilinen bir şeydir ve de bu amaca en iyi hizmetin de AKP tarafından yapıldığı bir gerçektir. 1980 sonrasından günümüze kadar geçen süre içinde gelip geçmiş iktidarlara ve de bu iktidarların çanak yalayıcılarına can alıcı gözle bir bakın yapıp ettikleri neye yaramış kime hizmet etmiş bütün çıplaklığı ile göreceksiniz. Yerden pıtrak gibi biten ne liboş takımı ne tarikat ve cemaatlerin arsız otlar gibi çevreyi sarması ne solcu döneklerin geçmişlerini ayaklarının altına alıp hidayete ermeleri ne de azdırılan İslam kılıklı terör eylemlerinin artışı hiçbiri ama hiçbiri bir rastlantı olarak görülemez.

Burjuvazi için demokrasiymiş, şuymuş, buymuş bunların bile hiçbir öneminin olmadığını yaşadıklarımızdan ders olarak çıkarmamız gerekir. Onlar kârlarına ve sadece kasalarını doldurmaya bakarlar. Esasen ülke yangın yerine dönmüş çok da dertleri değildir. Çarklarını döndürebilecekleri ve yığınları kandıracakları bir silahları olsun ellerinde yeter. Cennet arıyorlarsa da eğlenmek ve dinlenmek için kapitalist şirketlerin çoğu zaten hizmete hazırdır ve yerleri de yurtları da dünyanın cennet köşelerinde zaten onları beklemektedir.

Şimdi dönelim son bir iki gün içinde yaşamımızla ilgili iktidarın aldığı kararlara. Ülkemizde enflasyon yüzdesi en iyimser rakamlarla kaçta seyretmektedir? Yüzde otuza yakındır. Eee peki, nasıl olmaktadır da çalışan memurlara %6 emeklilere de %5 zamla iktidar maaş zam defterini sessiz sedasız, direnişsiz, şunsuz, bunsuz ben yaptım oldu diye kapatmaya kalkmaktadır? Bu toplumun çalışanı emeklisi hiç mi bilmiyor ki daha birkaç gün önce benzine, motorine, çaya, şekere, elektriğe ne kadar zam bindirilmiştir? İş kendi maaşlarına gelince sınırı yok, canları ne kadar istiyorsa o kadar zam yapılabiliyor. Emeklilere ve çalışanlara gelince 50-100 lira. İyi de bu terazi bu ağırlığı çekebilir mi? Sokakta kendilerine mikrofon uzatılan yurttaşların söylediklerine bakılırsa yandı keten helva. Herkes bu işin nasıl olduğunu da biliyor, çevrilen dolapları da. İş mücadeleye gelince insanların damarlarında akan kanları duruyor, üstlerine bir miskinlik çöküyor ki demeyin gitsin. Mübareklerin ellerini kollarını kaldıracak takatları yok.

O zaman da ne oluyor, bizim gibi komünistler çıkacaklar ortaya her şeyi göze alıp mücadeleye girişecekler, hazıra alışmış çok değerli halkımız da gelen nimetlerden bizlerden daha çok yararlanacaklar, hem de o güzel canlarına bir şey olmadan, rahatları bozulmadan. Olanlar sadece bu olsa razıyız inanın. Birde çıkıp demezler mi siz solcular olarak gerektiği gibi çalışmıyorsunuz. Geçmişte sizin çalışmalarınızı şimdi AKP gibi dinci gericiler yapıyor. İyi de kardeşim; bunlar sokak sokak, ev ev, köy köy, mahalle mahalle dolaşırken ne gibi engellerle karşılaşıyorlar da yapmak istediklerini yapamıyorlar. Maşallah devletin bütün olanakları ellerinde, karşılayanları da bol, arkalayanları da. Ya bizim durumumuz nasıl hiç soruyor musunuz? Paramız yok, her yerde engelleniyoruz, olmadı üstümüze birileri salınıyor. O da olmadı devletin güvenlik güçleri ve savcıları tepemize binmeye hazır.

Hani, sizler soruyorsunuz da söylüyorum. Bütün tehlikeleri göze alarak bizler yine çalışıyoruz çalışmasına da be kardeşlerim, be ülkemin ezilmiş, hor görülmüş, korkutulmuş güzel insanları maaşınıza toz kadar zam yapıldığında bile siz niye kılınızı kıpırdatmıyorsunuz?

Niye kendinizi, çocuklarınızı korumak için bizlerden bu kadar uzaksınız?

Yoksa sizler; bizim gibilerin kimsiz kimsesiz olduğunu mu sanıyorsunuz?

Ama ne diyelim, bu da bir bilinç ve bilincin insana kattığı vicdan meselesi. Yoksa koskoca İstanbul’u ve de Türkiye’yi bağırta bağırta soyan İslamcıların karşısına niye dikilmeyesiniz değil mi?

İşler kötü gidiyor velhasılı kötü.

Minareden at beni
İn aşağı tut beni

Hesabından yani…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA