turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TEHDİT VARRR!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 TEMMUZ 2019

AKP ve saray iktidarı, salt doğrudan karşısında olanları tehdit ediyor değildir. İş kendisine zarar vermeye gelince kimdir, kimliği nedir, geçmişte birlikte neler paylaşmışlardır hiçbirine bakılmaksızın tehdit her tarafa kolaylıkla uygulanabilmektedir. Doğaldır ki bugün kadar iktidarın tek karar ve inisiyatif sahibi olan Recep Tayyip Erdoğan’da bu tehdit işi olup bitmektedir. Bugüne kadar ilerici, demokrat, devrimci ve sosyalistlere yönelik tehditler yapılırken, kendi içlerinden de gelişebilecek olan etkili ya da etkisiz olduğuna bakılmaksızın küçücük bir muhalefete de kılıcın keskin ucu kolaylıkla çevrilebilmektedir.

Bir dönem Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yapmış olan Ahmet Davutoğlu geri çekil denilip kızağa alınınca o da insanın doğası gereği başlangıçta sessizce daha sonra biraz daha biraz daha derken muhalefetini seslice dile getirenlerdendir. Oysa adı geçen kişinin bu muhalefetinin gerçek anlamda çok da değeri olmamasına karşın, yine de AKP saflarında bir gedik ve güvensizlik ortamı yaratacağı kesindir. Daha çok harcanmışlığı üzerinden tepki biriktiren ve bir parti ile ortaya çıkacağını söyleyen Davutoğlu, kimilerini memnun eden sözler söylese de bugün Türkiye’nin yaşadığı pek çok sorunda payı olan bir kişidir. Ancak Davutoğlu’nun durumuna bakılmaksızın saraydan tepki göreceği ve hatta alttan alta tehdit edilebileceği de bir gerçektir.

Ali Babacan’a gelince; adı geçen kişi bugüne kadar AKP politikalarında rol oynamış, uluslararası finans çevreleriyle arası iyi olan bir figürdür. Zaten AKP’nin başta İngiltere olmak üzere finans çevreleriyle ilişkilerini kurup yürüten de odur. Ayrıca alttan alta Babacan’a atfedilen ekonomiyi iyi bilir tanımlaması ve sessiz ve kimseyle çatışma içinde olmayan yumuşak başlı biri gibi görünmesi de toplum katında onun destekleneceği izlenimi de vermektedir. Ayrıca AKP’yi içerden sarsacağı düşünülen bazı isimlerin de Babacan’la birlikte iş tutuyor olmaları Recep Tayyip Erdoğan’ın çileden çıkmasına bir nedendir. Bu yüzden de hemen harekete geçilmiş, hakkında Fetöcüleri bakanlık yaptığı dönemde en önemli yerlere yerleştirdiğine dair bir soruşturma açılması gecikmemiştir.

Tabi bu ilk tepki; Erdoğan’ın kişiliğinden de kaynaklı olduğu için daha da büyük zarar verebileceği düşünülmüş, özellikle Erdoğan’ın Bülent Arınç abisinin telkinleriyle geri adım atılmıştır. Bu andan itibaren de davayı bırakanlarla ilgili Erdoğan’ın sözleri söylenmemiş gibi kabul edilerek bizzat Erdoğan tarafından bu kişilere parti içinde kalmaları çağrısında bulunulmuştur.

Hani, bunlar bir hukuk devletinde nasıl olur diye düşünenler varsa ki varlar, onlara da diyeceğimiz şey kısa ve öz olarak şöyledir:

Siz hangi hukuk devletinden söz ediyorsunuz?

Bir konu bugün Erdoğan istese de istemese de tartışılır durumdadır. Bahçeli büyük şehirler özellikle de İstanbul yitirilirse Türk Tipi Başkanlık Sistemi’nin de tartışılacağını söyleyen kişidir. Gerçekten de olan olmuş Cumhur ittifakı neredeyse önemli bütün büyükşehirlerde seçimleri yitirmiştir. Muhalefet yeni sistemi tartışmaya açsın açmasın, görülmüştür ki AKP içinden sistemle ilgili söz edenlerin bir anda arttığı da gözlenmektedir. Tabi bunlar doğrudan saray tarafından teşvik edilebileceği gibi nitekim bazı konuşmalara hemen saray tarafından itirazlar gelmiş, revizyon, şu, bu düşünülmesin bu sistem halkın oyları ile belirlenmiş ve geriye dönüş olmayacaktır denilmiştir. O zaman da konuşmaların arkası kesilmiş değildir ama dilin biraz daha yumuşatıldığı hemen görülmüş, işin içinde bir katakullinin olduğu da böylece anlaşılmıştır.

Muhalefet Anayasa değişikliği de içinde yeniden parlamenter sisteme dönülmesinden vazgeçmemeli, Türkiye’de yitirdiği seçimler nedeniyle topal ördek haline gelen AKP ve Saray iktidarının bütün ülke yurttaşlarını didikleyip durmasının önüne kesinlikle geçilmelidir. Öte yandan AKP ve saray iktidarının yaratılan ekonomik kriz nedeniyle halkın sırtına yüklediği yükün bu kadarla sınırlı kalacağı da düşünülmemeli, olacakların gerisi geride diye düşünülerek ekonomide batağa düşmüş bir iktidara daha fazla yıkım yaratmaması için fırsat tanınmamalıdır.

Bu iktidar gerçekten de haritayı, pusulayı şaşırmıştır. Bir düşünün salt iktidar istedi diye Türkiye İstatistik Kurumu eğer yalan rakamlar açıklıyor ve de iktidar kağıt üzerindeki yalan rakamlardan medet umar hale gelmişse ki yaşadıklarımız bunlardır, geniş halk yığınları için yıkım gerçekten de bir yol arızası değil resmen felakettir. İşte bu yüzden kendi maaşlarına yüzde 40’la varan zam yapan zevat, iş emeklilere ve çalışanlara gelince ne enflasyon oranı dikkate alınmakta ne de kendi rakamları. Alay eder gibi de maaşlara zam yüzde 5-6 ile sınırlı kalmaktadır. Dolayısı ile deveye sormuşlar neren eğri diye deve de yanıt vermiş nerem doğru ki diye. İktidarın da deve örneği; ne ekonomi ne dış politika ne yönetim anlayışı ne hukuku ne sosyal politikaları doğru değildir.

Bu nedenle de Atilla İlhan’ın şiirini biraz değiştirip yazımızı bitirelim.

ne Fethullah sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

Cümle AKP’lilere atfolunur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA