turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BABACAN…BABACAN…BABACAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 TEMMUZ 2019

Sayısız kez Abdullah Gül’ün parti kuracağı yolunda haberler çıkmış olmasına karşın, Gül bugüne kadar atacağı adım konusunda ser verdi sır vermedi. Kimbilir belki de parti kurmak için kendi aralarında koşulların oluşmadığını düşünüyor olmalılar. 31 Mart yerel seçimlerinden sonra bile bu kadar istekli görünmeyenler, 23 Haziran seçimleri sonrası birdenbire sahneye fırlayıverdiler. Demek ki parti kurmalarının koşullarının oluştuğu savındalar. Sık sık AKP’den şu kadar milletvekili, MHP’den bu kadar milletvekili derken iş geldi bu yeni kurulacak partinin TBMM’de grup kurup kuramayacağına noktasına kadar dayandı, bu yüzden de daha temkinli davranılmaya başlandı. Hem dışardan hem de içerden desteklerle AKP’nin o bildiğimiz etkili isimleri ve etkisizlerinin dışında başka alanlardan da bu partiye geçişler olacağı yolunda umutlarını diri tutanlar var. Zaten böyle durumlarda bazı siyaset çevreleri bugüne kadar hep dalgalanmıştır. Çünkü başka yerde kendilerine olanak yaratamayanlar bu yeni oluşumda yaratacaklarını düşünürler.

Hani bizler böylesi siyaset mühendisliği ile kurulan partilere özet olarak operasyon partisi diyoruz. Geçmişte de benzer partiler kuruldu, işlevlerini yerine getirdiler ve sonunda da tarih olup gittiler.

Kuşkusuz AKP’nin de bir operasyon partisi olduğunu söylüyoruz. Yalnız diğer partilerden farklı olarak AKP iktidarı almak için kurulan bir partidir.

Bu parti 2 Kasım 2002 tarihinde %34 oy almasına karşın 365 milletvekili çıkarmış ve o gün bugündür iktidara bir heyula gibi çökmüş ve 17 yıldır da iktidardadır.

Bildiğiniz gibi bugüne keder Abdullah Gül bir türlü yüreklenip de Erdoğan’ın karşısına dikilebilmiş birisi değildir. Her fırsatta geri durup bekleyen Gül için bir şeyler değişmiş olmalıdır ki bugün parti kurmaya ve tırnak içinde Erdoğan’ın karşısına dikilme kararı vermiştir. Demek ki onca uğraşlar bir sonuç vermezken ya şimdi ya da bir daha asla olmaz düşüncesiyle parti kurmalarını gerektiren bir şeylerin olduğu bir gerçektir.

Doğal olarak Erdoğan’ı bu noktaya getiren koşullar onu sonuçta tek adam haline de getirmiştir. Ancak bugün onu bu noktaya getiren koşulların da sona erdiğini bütün çıplaklığı ile görmekteyiz. Yani bir perde açıldı ve sahneye Erdoğan ittirildi, bir perde kapanıyor Erdoğan gerisin geri sahneden indirileceğine göre yerine de birilerini kakalamak gerekmez mi? Gerektiği için de bazı çevreler şimdi deyip düğmeye bastılar ve elbette sonuç AKP’nin iktidara gelişi şeklinde olmayacak ama Bir şeyleri ayar etmek için tıpkı geçmişte kurulmuş olan Yeni Türkiye Hareketi ve Demokrat Parti gibi bir işlevleri de olacak.

AKP, elbette emperyalist dünyanın ve sermaye güçlerinin arayıp da bulamadığı bir siyasi hareketti. Ki bu partiyi emperyalist güçler iktidar haline getirdikten sonra İslam dünyasına çekilecek olan ılımlı İslam operasyonu tıkır tıkır işletildi ve bugün sonuçlarını hep birlikte Libya’dan Pakistan’a kadar görmekteyiz. Ne güzel, Ilımlı İslam anlayışı ile hem İsrail’in işine yarayacak politikalar yaşama geçirildi hem de İsrail’le iyi ilişkiler kurularak neoliberal politikalar bulunmaz Hint kumaşı haline geldi. Bu noktadan başlayarak Büyük Ortadoğu Projesi içinde rol alınıp Eşbaşkan seviyesine kadar yükselen bir Recep Tayyip Erdoğan’la Türkiye ve dünya yüzleşmek durumunda kaldı.

Doğal olarak AKP bir günde iktidarda sahne almış değildir. AKP, Refah Partisi’nin yerelde elde ettiği belediyeliklerde çimlendirildi desek abartmış olmayız. Bir düşünün İstanbul ve Ankara ve daha başka kentlerin belediye olanakları ötededen beri bu alana gözlerini dikmiş olan sermaye güçlerine öyle bir peşkeş çekildi ki bu politikayı AKP’den başka hiçbir partinin yaşama geçirme şansı yoktur. Hem AKP aracılığı ile kırsal alandan kentlere göç eden büyük bir nüfus patlaması yaşanırken bu nüfusu uslu uslu kader çizgisinde tutsa tutsa bunlar tutardı başardılar da. Başardılar çünkü talana dayalı bu yönetim özellikle Ankara ve İstanbul’da çeyrek asırdır işbaşında kaldı. Ne yapıldıysa bir türlü buralar geri onlardan alınamadı. Yani sözün özü AKP iktidarı kendisine verilen görevlerin gereğini yerine getirdi ve bu görevler tamamlandığı için de şimdi kaçınılmaz sonuçlarını yaşamak zorunda.

BOP İslam ülkelerinde düşünüldüğü gibi gitmedi. Emperyalizmin yanına Erdoğan’ı da alarak yürüttüğü Uyumlu ve ılımlı İslam formülü Libya ve Mısır’da soluksuz kaldı. Yeni oluşumlar ortaya çıkarken Erdoğan’ın da sessiz sedasız sahneden alındığına tanık olduk. Dolayısı ile bir ölçüde emperyal güçlerin desteğinden yoksun kalan Erdoğan içerde dinci, gerici ve faşist bir iktidarı ne pahasına olursa olsun sürdürmek istiyor, bu konuda oluşturduğu kontrgerilla diyebileceğimiz unsurların olduğu da söylenebilir ancak bunun sürdürülmesi geçmişte olduğu gibi NATO ve CIA ile mümkün olduğu için bir işe yaramayacaktır. Eh durum bu olunca da emperyalizm ve içerdeki sermaye güçlerine düzen içi bir muhalefetle sorunu çözebilecekleri yolu kalıyor.

Bugüne kadar uygulanan politikalarla kamuya ait fabrika, tesis, liman kısacası kurum ve kuruluş ne varsa satılıp savuldu. Diyebiliriz ki artık satılıp savulacak bir şey de kalmadığına göre içine düşülen krizden bir şekilde çıkılması gerekiyor. Başka bir şey yapılamayacağına göre yapılacak olan şey sermayenin bir şekilde el değiştirmesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle sermayenin geniş çaplı el değiştirmesi süreci kim ya da kimler tarafından üstlenilecek bu önem taşıyor.

Eee bu durumda bugün iyice sıkışmış, önümüzdeki günlerde de daha çok sıkışacağı düşünülen AKP’de bir dağılma beklenmesi kaçınılmaz görüldüğüne göre bu parsayı toplayacak sözde yeni muhafazakâr kılıklı sağ bir parti kurmak üzere yola çıkılımş vaziyette. 31 Mart, 23 Haziran seçimlerinin sonuçları düşünülen bu yeni sağ muhafakar sağ parti için olanaklar yaratmış gibi görünüyor. AKP’nin dipten doruğa kadar çözülme sinyalleri verdiği böylesi bir ortamda bunları bir yerde tutmak ve başka yerlere kaymalarını önlemek için bir parti girişiminin tam da zamanıdır düşüncesiyle parti kurma çalışmaları hız kazanmış bulunuyor.

Bu partinin bize göre sadece bir operasyon partisi olacağı onun ötesine geçemeyeceği bir gerçek. Ancak kurulacak bu parti ile birlikte ülke siyasi atmosferinde bir şeyler olacağı da gözardı edilemez.

Buradan büyüyen ve güçlenen bir sola yöneliş değil, AKP iktidarından nefret eder hale gelmiş yığınların psikolojisiyle de sağa demir atmış bir iktidar arayışı içinde olunduğunu da hiçbir zaman gözlerden ırak tutmamalıyız.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA