turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KALDI KIŞA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 TEMMUZ 2019

Dün oturup; Ali Babacan ve birlikte davrandıkları kişileri niye yazdık? Elbette onları halkımız ve ciddiye alanlar bilsinler ve kim ya da hangi çevrelerin operasyon el bir siyasi projeleridir görsünler istedik. Sonra efendim; bir de onları hacı bekler gibi bekleyip politikanın direksiyonunu iyice sağa kırmak isteyen muhalefetteki bazı partiler için yazdık.

Ancak her gün gündemimizi alan Babacan’ın önde, arkasında da Abdullah Gül’ün bulunduğu söylenen bu politik çevrenin balonu patlamakta gecikmedi. Bunlar birdenbire düşünce değiştirerek Ağustos sonu ve Eylül içinde partileşeceklerin söylüyorlardı vazgeçip kuruluşların kışa ertelediklerini ilan ettiler.

Bizim aklımıza böylesi durumlarda iki şey gelir. Birincisi yalancı çoban öyküsü, ikincisi de Celal Bayar’ın bu kış ülkeye komünizm geleceği sözü. Gerçekten de Şu Abdullah Gül’ün politikadaki yeri, özgül ağırlığı falan filan bir yana bugüne kadar hakkında edilen sözlere baktığımız zaman yalancı çoban konumuna düştüğünü bütün çıplaklığı ile görüyoruz. Ona buna durmadan bir şeyler söyletip de sonra ortalarda gözükmeyen Abdullah Gül'ün bundan böyle dikkate alınması gerçekten de oldukça zor. Babacan’a gelince halkımız onu zaten bazı finans çevrelerin adamı olarak gördükleri için onun hakkındaki yargıları daha bir su yüzüne çıkmış durumda. Gerçi Babacan’a yönelttiğimiz bazı finans çevrelerinin adamı tanımlamasını Gül için de kullanmamamız için bir neden bulunmamaktadır ama Babacan’ın ekonomiyi bildiği söylendiği için bu konuda düşüncelerimiz onun şahsında odaklanıyor.

Eee niye vazgeçmişler Babacanlar parti kurmaktan peki?

Muhteremler ekonominin gidişini biraz daha izleyeceklermiş. Neyini izleyecekler acaba? Ortada üretim yok, dışalım almış başını gitmiş, habire dışarıdan tarım ürünleri alımı yapılıyor, bütün kötülüklerin anası faizdir diye sözde terter tepinen bir iktidar varken ve bu iktidar an olsun israftan ve talandan kaçınmazken ne olabilir de ekonominin gidişi düze çıkabilir bilinmez mi, finans çevrelerinin adamı konumundaki Babacan tarafından? Bir de belki AKP ve saray iktidarı işleri bir türlü rayına koyamaz, ekonomi vurabildiği kadar dibe vurmuştur, yoksa o zaman Babacan ve çevresindekilerin “kurtarın şu ekonomiyi” diye göreve mi çağrılacağı umulmaktadır? Ya da şöyle; iktidar iyice çıkışsız hale gelmiştir, bu yüzden de bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan’ın çevresindekiler Erdoğan’ı bırakıp Babacan’a can simidi gibi sarılacakları düşünülüp böylece AKP tabanını da tutarak siyasette bir yerin doldurulacağı hesabı mı güdülmektedir de bir öyle bir böyle kıvırtılıp durulmaktadır?

Bu yazdıklarımı okuyunca sakın ola ki AKP ve saray iktidarına yazık ediliyor düşüncesine kimse ama kimse kapılmasın. Zaten AKP ve saray iktidarı bu ülkeye ve geniş halk yığınlarına yapacağını yapmış. Bu yüzden de onların iktidarda bir gün bile kalmaları ne düşünülebilir ne de böyle bir düşünce bizim işlerimizi kolaylaştırır. Bu yüzden de AKP ve saray iktidarı bir an önce iktidardan gönderilmelidir. Yalnız; bu projelerin arkasından da sermaye güçlerinin iktidarını sağlama alma düşüncelerine de hizmet edecek her olasılığı gerçeği hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir.

Bugün halkımız; AKP ve saray iktidarı elinde inim inim inlediği için daha çok şöyle düşünülmektedir. “Erdoğan ve iktidarı hele bir gitsin ne gelirse gelsin ondan iyidir.” Elbette bir an önce bu iktidardan kurtulmak geniş halk yığınlarının ve ülkenin yararınadır. Ancak sağın seçeneği yine sağdır düşüncesine de kapılmanın bir gereği yoktur. Zaten sermaye güçleri bu seçeneği hiç kimse zahmet etmesin bizlerden çok daha önce düşünmüş ve sahnede kim ya da kimler yer alırsa işler düzene girer görüşünün de kafalara iyice yerleştirilmesi çabasındadır. Dolayısı ile egemen güçlerin aklında muhafazakâr sağın merkezine oturduğu, sermaye sistemini de sarsmayacak kesimlerden oluşan bir koalisyona rıza göstermesi kimseyi şaşırtmamalıdır.

Yoksa kapitalizmin doğası gereği özünden kaynaklanan krizlerin çözümü, çalışan milyonların ölümle korkutularak sıtmaya razı edilmeleri nasıl mümkün olacak değil mi?

Sonuç olarak ortaya AKP içinden partileşme çalışması yapan iki grubun olduğunu görüyoruz. Bugün yaşadıklarımızın çoğu bu iki grubun da sebep olduğu şeylerdir. Ahmet Davutoğlu gibi birisinin sahnede yer alıp kendisine bir alan açma şansı hemen hemen yok gibidir. Kendisi; daha açıkça uluslararası finans çevreleri ile iş tutmuş ve AKP politikalarının uygulanmasında onca şey yapmış olan Babacan ile de bu ülkenin geniş emekçi yığınlarının kazanacağı bir şey olmadığına göre, bunlardan medet umarak politikaya ayar çekmek isteyenlerin aklını başına almaları gerekmez mi?

Eğer almazlarsa; ki alacaklarına dair bugüne kadar herhangi bir şey görmüş değiliz.

Bu durumda olumsuzlukların fatura edileceği kesim kesinlikle bu işlere teşne politika izleyenler olacaktır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA