turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GELDİ SYRİZA GİTTİ SYRİZA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 TEMMUZ 2019

Bizler eşyayı adıyla çağırmaya alışmışız. Yunanistan’da Syriza iş başına geldiğinde bizlere, “siz niye başaramıyorsunuz” dediklerinde kıvırmadan, ama, fakat, vay vay demeden doğrudan onların düzen içi sol olduklarını, sosyalist sol ile de bir ilgilerinin bulunmadığını söyleyip bitirmiştik tartışmayı.

Sonra bu solu pek çoklarının aksine sistemin kendi geleceği için nasıl yedeğinde tuttuğunu da ihmal etmeyip pat diye söylemiştik bizleri eleştirenlerin yüzüne. Yedekte tutma olayına gelince anlatmak istediğimiz şey kitleler sermaye düzenini terk etmeye başladıklarında bunların bir şekilde önünün kesilmesi gerekmez mi, gerekir elbet. İşte bu nedenle sistem kendisi için böyle bir solu iktidara taşır ve onların başarısızlığı üzerinden de yeniden bulunmaz Hint kumaşı olmayı başararak hop yeniden iktidar koltuğuna oturur. İşte Yunanistan’dan aynen böyle oldu. Bu yüzden de Syriza şimdilik gereksinim duyuluncaya kadar bekletilecektir.

Sonra efendim, bizler Syriza’yı eleştirirken radikal radikal takılıp onca övücü yazıları yazanlar yazdıklarını unutup bu kez de tersinden eleştiri bombardımanına tuttular. Artık onların gözünde Çipras neydi bilemiyoruz ama hışırını da çıkarmadan bırakmadılar hani. İşler zaten böyledir, kazanan göklere çıkarılır yenilense yerin dibine batırılır. İş getirilip yenilgi üzerinden anlatıldığı için bu gibiler kesinlikle bir kez daha yanılmış olduklarını göreceklerdir.

Gerçi eleştirenler Syriza’ya halk desteğinden de söz etmeyi unutmayıp meseleyi öyle bir yere çektiler ki doğal olarak işin özüne değin gerçekler sır perdesinin arkasında kaldı. Neymiş efendim Çipras ve ekibi emperyalist dünyanın yaptırımları karşısında dik durmak bir yana çok da mücadele etmemişlermiş. Bu yüzden de bir bakıma kendilerine “görürsünüz siz” denilmiş. Oysa bu eleştirileri yapanlar her niyeyse 2015 yılında yapılan seçimlerde alınan oy oranlarıyla kıyaslandığında Syriza’nın düşük oy almadığını görecekler ama onlar iktidardan düşmüş olmakla ilgilendikleri için bu noktayı es geçiyorlar. 2015 seçimlerinde Syriza %36,3 oy almış bu seçimlerde ise %31,5 oy. Bir de Syriza’nın içinden çıkan diğer bazı örgütler %2 oy almışlar, Varoufakis’in Yeni Partisi’nin aldığı oy oranını da hesap edersek karşımıza bu bloğun oyları %37 olarak çıkıyor. Nasıl bu durumda Syriza ağır bir yenilgiye mi uğramış oluyor acaba?

Ayrıca bir önemli nokta daha var. Yunanistan’da seçimlere katılım oranı sadece %57 olmuş. Dolayısı ile Yunanistan’ın canına okuyan ve istediği gibi geçmişte Yunanistanı yönetmiş olan Yeni Demokrasi partisi bu kez oylarını %28’den 40’a çıkarmış ve iktidar koltuğuna oturuvermiş. Eh bu da gösteriyor ki Syriza’yı destekleyenler hezimete uğramış değiller.

Syriza’nın yapıp ettiklerine bakılırsa sorunu çözmek şöyle dursun yine de sorunlar, ağırlaşmasına karşın en az bir milyon insanı sosyal güvenceye kavuşturdu. İkinci kuşak göçmenlere yurttaşlık hakkı tanıdı. Artan madde bağımlılarına devlet eliyle madde verilmesini sağladı. Eşcinsellere yasal eşitlik tanıdı. Bütün bu yapıp ettikleri şeyler sonucu hiçbir şey değişmedi aksine sorunlar Yunanistan’da daha da katlanarak arttı.

Çipras deyip gelip geçmemek gerekir. Adam durup dururken sermaye kesimlerini niye ürkütsün ki o da öyle yaptı ürkütmedi. Onlarla arayı iyi tuttu. Bir anlamda onları ikna ederek onlardan alıp alt kesimdekilere olanaklar sağladı. Söz konusu olan ülke ekonomisi ise Çipras ne yapsın yani, ülke varlıklarını satmasın mı? O da öyle yapıp satıp savdı yine aşağıdakilere koltuk çıktı. Yani sizin anlayacağınız zenginden alıp yoksula vermek gibi bir şey ama daha yumuşak ve fitre-zekat almak gibi bir şey işte. Nasıl? Tam da radikal sol anlayışın meşrebine uygun değil mi?

Uzatmayalım bol hayalli laflar havada uçuştu. Syriza için söylenenlerin arkası gelmedi. Syriza ne oligarşiye kafa tutabildi ne AB’ye karşı yaramazlık etti ne dünya finans çevrelerinin yüreğine korku saldı. Böylece yazılıp çizilenleri sel alıp rüzgâr savurdu ancak hâlâ saf saf yazıp çizmeyi sürdürenler var niyeyse.

Hani birileri açıktan açığa senet verip siyaset yapacağını söylese kimse inanmaz ama Syriza’nın yaptığı aşağı yukarı buydu. Onlar sistemi zorlayacak hiçbir adım atmayacaklardı atmasına ama yine de bazıları onlar adına radikal solculuklarını konuşturup yazdıkça yazdılar, söyledikçe söylediler. Kimse böyle bir sol yapının içinde faşistliği tescilli kimseler ne arıyor bile demedi. Onların kurdukları kurgunun renkleri arasında fırsat bu fırsat deyip radikal solcular ver ettiler yazıp konuşmaya. Sonra bunlar Makedonya’da öyle bir halt ettiler ki Makedonya Avrupa’nın en büyük silahlı örgütüne teslim edilip anlaşma yapılmış olması da gözleri açmaya yetmedi. Bunlar utanıp sıkılmadan “radikal sol” olarak pazarlanılmaya çalışıldı. Ne diyelim, eşyanın tabiatı gerçekte buydu.

Bunlar; Avrupa’nın komünizmden çoktan vazgeçmiş sol partileri tarafından da az göklere çıkarılmadı hani. Yunanistan’da yaşanan ekonomik daralmaya karşın yeni zenginler türemesi övgüyle karşılanırken, saldırı ve savaş ağırlıklı yasaların çıkarılması, para ile tıpkı Türkiye’deki gibi vatandaşlık dağıtılması, her önlerine gelenle askeri anlaşmalar imzalanmasının bir önemi yoktu ama tıpkı Ufuk Uras gibi Çipras’ın da kravat takmıyor olması radikal solcular için az bir şey sayılmazdı tabi. Emekçi yığınlar kandırılsın da gerisinin bir önemi yoktu. Emekçiler de öteden beri bir türlü alışamamışlardı şu boyun bağına niyeyse…

Böyle durumlarda eğer düşmanlarınız sizi akıl dane olarak görürler ve öve öve bitiremezlerse kesin işin içinde bir şey vardır ancak bu övgüden anlaşılan Çipras çok hoşlandı. Akıllıydı, her kılığa girebilirdi, onu herkes severdi, hem işbilir hem de iş bitiriciydi, denk getirirse eğer kimsenin gözünün yaşına bakmaz evvel Allah işbirlikçiliğini de konuştururdu. Parlak ve ışıklı bir zekaya sahipti, dersini iyi çalışmış yetenekli ve bilgili biri, herkesle iyi geçinen fakat muhalif olmayı da unutmayan, lafı heybeti bilen vicdan ayarını da gelişmelere göre yapan bir kimseydi özetle.

İşte böyle bir kişinin yani Çipras’ın mimarlığında Yunanistan’da Syriza işbaşına geldi ve gitti. Ancak “radikal sol” olarak kendilerini ifade edenlerin hakkında da unutulmaması gereken bir iz bırakarak.

Sonra efendim, gittiler ama silinerek ve yok olarak değil, kendilerine sermaye güçleri tarafından yeni bir görev kağıdı çıkarılana dek mahzenlerde yıllanan şarap olurlar inşallah…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA