turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞU 15 TEMMUZ DEDİKLERİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 TEMMUZ 2019

AKP ve Saray kendisine övünebileceği bir geçmiş yaratmak istediği için yapay bir şekilde işbirlikçi Fetöcülerin başarılı olamadığı darbe girişiminden yola çıkarak bizim de bir öykümüz olsun hesabıyla 15 Temmuz anmaları yapıyor.

İsterseniz bu anmalarla ilgili yapılıp edilenleri TBMM’den başlayarak özetlemeye çalışalım. Dün Fetöcü darbe ile ilgili özel gündemli meclisin toplantısı vardı. Bu toplantıda AKP ve MHP adına yapılan konuşmaları dikkate almak bile gerekmiyor. Niye derseniz, Fethullah Gülen’in ülke içinde örgütlenmesi için bu denli önünü açan bir iktidardan söz ediyoruz. Bu iktidar tabiki de AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’da şeklini bulan dinci, gerici ve faşist bir iktidardır. AKP işbaşına gelir gelmez Fethullahçı çete ile nasıl bir organik ilişki içinde olduğunu ve devletin ele geçirilmesinde bu iktidarın ne denli büyük bir rol oynadığını sayıp dökerek kendimizi yormaya bile değmez. Ama isterseniz darbe girişimi ile neyin amaçlandığını kısaca özetleyelim.

Çokları eğitimsiz öngörüsüz bir vaizin işi bu kadar büyütmesi üzerinde çok durmuş, bu hareketin arkasında bilinen bilinmeyen karanlık güçlerin olduğunu sürekli olarak dile getirmiştir. Ancak öyle bir hava yaratılmıştır ki Fethullah’ın her söylediğini doğru kabul edecek ve uğrunda ölecek kadar şıhı'na bağlı eğitimli/eğitimsiz müritlerinin olduğunu da hesaba katmak gerekir. Çünkü bu cemaat uzun yıllar en çalışkan ve zeki öğrencilere el atmış, onları bir yandan kendi dershane ve okullarında yetiştirirken bir yandan da devletin en duyarlı kademelerine tereyağından kıl çeker gibi yerleştirmeyi başarmıştır. Üstelik de bu cemaatin arkasında tartışmasız doğrudan ABD ve CIA vardır. Bu yüzden de darbe ile devleti ele geçirecek denli örgütlenmeyi en çok da Fethullahçılarla ilgili “kandırıldık, Allah bizi affetsin” diyen AKP ve Saray iktidarı zamanında başarmışlar ve de devlet içinde önemli bir güç haline gelmişlerdir.

Peki, bunlar darbede başarılı olsalardı ne olurdu?

Elbette bunların kitle desteği iktidarda kalmalarını sağlayacak kadar yoktu, ancak onlar stratejilerini kaos üzerine kuracakları için yine de başarılı olmuş olacaklardı. Çünkü bu cemaati darbe yapmaya iten güç şunun hesabını iyi yapmıştı. Eğer Türkiye Fethullahçılarla kaos ortamına sürüklenirse her türlü saldırıya da açık hale gelecek ve emperyalist/kapitalist dünyanın bölge ile ilgili politikaları da tıkır tıkır uygulanacaktı. Sonrasını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Gerisini de siz düşünün artık.

Şimdi, AKP ve saray iktidarının Fethullahçıların bu denli örgütlülük kazanması üzerinden gelelim dünkü TBMM’nin özel gündemle yaptığı toplantıya. Toplantıda AKP adına konuşanlara baktık da neredeyse küçük dilimizi yutacaktık. Aman ne Fetö karşıtıydılar ne Fetö karşıtı. Fetöcülere karşı söyledikleri sözlerin ikisinden birisi hain nitelemesiydi. Bunların bu hallerine bakıp da bunlar ne usta rol kesiyor dememek olası değil. Sanki halleri; bir konuşmacı, bir düşünce belirten birinin hali değil de zikir yapanların kendinden geçen görüntüleriyle aynıydı.

Sonra CHP adına Grup Başkan Vekili Engin Koç kürsüde AKP’lilerin zikir hezeyanları arasında bir konuşma yaptı. Koç konuşmasında, “Biz bir tane Kurucu lider Tanıyoruz Mustafa Kemal Atatürk” der demez AKP milletvekilleri öyle bir vılılık çektiler öyle bir yuhalamaya giriştiler ki neredeyse meclisin tavanı delinecekti. Sonra efendim; Egnin Koç, bir de Türkiye’nin laik, Demokratik bir hukuk devleti olduğunu da söylemez mi, AKP’liler yine ayakta, sen misin bunu söyleyen diyerek uzun süre susmadılar. Yani sizin anlayacağınız AKP Fethullahçılarla çıkar çatışması nedeniyle belki yolunu ayırmıştı fakat AKP’nin durumu da tıpkı Fethullahçılar gibiydi. Hatta Fehullahçılara bile beş basan onlarda bir anlayış egemendi.

Sonra gelelim kutlamalara. Siz kutlama yerlerine gidip dolaştınız mı bilmiyorum, ben Ankara Kızılay Meydanı’na gittim. Kalabalık değildi bir kez, bunu belirteyim. Hatta zaman zaman orada toplananların kalabalığı Kızılay’daki insan trafiğinden az biraz fazlaydı hepsi bu. Aralarına girdiğim de ve dağılmaya başladıklarında gördüklerimin özeti şuydu. Oraya katılan her beş kişiden üçü kesinlikle Suriyeli veya başka uyruklu kimselerdi. Elbette bizim ki Suriyelilere yönelik milliyetçi bir dalganın körüklenmesi değildir fakat nasıl olmaktadır da 15 Temmuz anması bilinciyle sözünü ettiğimiz başta Suriyeliler olmak üzere yabancılar kolaylıkla toparlanabilmektedirler? Beş milyona gelmiş dayanmış Suriye Nüfusu bugün ve daha sonra AKP ve Recep Tayyip Erdoğan için ne ifade etmektedir ki bunlar sahaya örgütlü siyasi bir grup olarak sokulabilmektedir. İhvancı ve her türlü terör eylemine yatkın unsurlardan oluşan bu kitle iktidar tarafından neden bu denli önemsenmekte ve neden bunlar elde bir hesabıyla AKP ve saray tarafından elde tutulmaya çalışılmaktadır?

Acaba bunların gelecekte tıpkı Fetöcüler tarafından yaratılmak istenen bir kaos ortamına hizmet etmesi mi hedeflenmektedir de iktidar, Suriyelilere bu denli yakın bir pozisyondadır? Bizim gördüğümüz Suriyelilere karşı gösterilen ilgi ve alaka insani ölçülerin çok ama çok ötesinde olup onlardan siyasi destek almak gibi bir hesabın yapıldığıdır. Hani şöyle diyeyim; AKP ve saray ne yaparsa yapsın İhvancı Müslüman Kardeşler Örgütü’nün bir benzerini Türkiye halkıyla kuramadığına göre acaba bu işi Suriyeliler ve diğer başka ülkelerden devşirilen ve ümmet olarak nitelendirilenlerle mi oluşturmak peşindedir?

Sonra gecenin bir yarısında verilen şu sela işi. Hani desek ki 15 Temmuz’da yaşamını yitiren 251 yurttaşın adına veriliyor bence değil. Eğer öyle olsaydı bugüne kadar yaşamını yitirmiş onca yurttaşımız, asker ve polisler var onlar için de verilirdi. Belki o zaman bu işin altında bir çapanoğlu olduğu düşüncesinden de kendimizi kurtarırdık, lakin bu iş sadece ve sadece AKP ve Saraya bir öykü hazırlanmak için yapıldığı için yapılan işi de işgüzarlık olarak görüyoruz. Hani böyle giderse bilmem kaç caminiz ve hocalarıyla baş başa kalmanız da kaçınılmaz olacaktır. Çünkü aklı başında inanç sahipleri sizin gibi düşünmüyorlar ve de sizinle aynı camide bulunmaktan nefret duyar hale geldiler.

O zaman ne olacak?

Binlerce caminiz, yüz binlerce imam ve vaizinizle siz baş başa bırakılacaksınız ki artık o zaman istediğiniz gibi kendi öykünüzü yazabilirsiniz…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA