turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUNLAR KİM?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 TEMMUZ 2019

AKP 15 Temmuz’a denize düşenin yılana sarıldığı hesap sarıldı ve sarılmaya devam edecek. Niye derseniz AKP ve saray 15 Temmuz Fetöcü darbe sonrasında Cumhuriyet’ten ve parlamenter sistemden rövanşlarını aldıklarını düşünmektedirler. Bunun böyle olduğunu anlamak istiyorsanız; 15 Temmuz günü özel bir oturumla TBMM’de yapılan toplantıya bakmak yeter de artar bile. Diğer tüm konuşmaların üzerinde duracak değiliz, ancak TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un yaptığı konuşma hemen her şeyi bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

Şentop, konuşmasında 15 Temmuz’la birlikte Türkiye’de parlamenter sistemin bittiğine dair döne döne vurgu yaptıysa bunun bir hikmeti olmalıdır. Konuşmasının bir yerinde 16 Nisan Anayasa Referandumuna da değinerek parlamenter sistemin asıl bitiş tarihini 15 Temmuz olarak vermesi sizce çok manidar değil midir? Şentop’u dinleyince insan doğrusu epey şaşırıyor. Geriye dönüp Şentop’un Fethullah Gülen’i nasıl övdüğünü görüntüleriyle birlikte dinledikten sonra aklımıza bilinen bütün renkler geliyor da Mustafa Şentop’un girdiği renk nasıl bir renktir yine de ayırt edemiyoruz.

Şimdi bu konuşmayı dinleyince sanıyorsunuz ki 15 Temmuz darbesini gerçekleştirenler sanki parlamenter sistemi savunuyorlarmış da bunlar darbeyi önlemişler ve Türk tipi başkanlık sisteminin de önünü açmışlar. Ya da bunları bir yana bırakın da bir de işin şu yanını düşünün. Bütün bu 15 Temmuz darbe girişimi önceden sonuçları bilinen veya ayarlanmış bir darbedir ve Recep Tayyip Erdoğan’a sözü geçen darbe “Allah’ın bize Lütfudur” dedirtecek denli içinde bilinen bilinmeyen bir sürü senaryonun ağır bedellerle oynanmasından ibarettir.

İşte böyledir. TBMM Başkanı Mustafa Şentop konuşmasında öyle bir girdaba girmiştir ki düşüncesini ortaya koyarken sirkatini de söylemiştir. Yani Şentop, “merdi kıpti şecaat arzederken sirkatin söyler” konumuna düşmüştür.

İşte bu yüzden AKP ve saray iktidarını, sonrasında bu iktidara yandan çarklı olarak katılıp özü imiş gibi davranan MHP’yi konu 15 Temmuz’a geldiği zaman her yerde yalnız bırakmak en iyisidir. Oysa muhalefet bu konuda ne yapıyor? Sanırım bize de Fethullahçı derler korkusuyla bir ikiyüzlü güruhla birlikte davranarak onların ekmeğini yağ sürüyor sürmesine de yine de yaranamıyor. Nitekim CHP Grup Başkan Vekil Engin Özkoç’un mecliste grubu adına yaptığı konuşmanın nasıl yuhalandığını, AKP’lilerin konuşma boyunca orayı nasıl havraya çevirdiklerini gözlerimizle gördük.

Cümle cihan kimin Fetöcü ya da kimin Fetöcü olmadığını bilirken nasıl olmaktadır da birileri üste çıkıp, Fetöcü olmayanları Fetöcü olmadıklarını kanıtlamaları için köşeye sıkıştırabiliyor? Bu eşyanın doğasına aykırı durumun yarattığı korku iklimine teslim olanlara işte böyle 15 Temmuz anması yaptırırlar. Ha yeri gelmişken bir de o birilerinin çok övündüğü Sözcü Gazetesinin 15 Temmuz günü attığı başlığa bakalım. Neymiş efendim? ‘DEMOKRASİ ŞÖLENİ’ymiş. Sevsinler sizin demokrasi şöleninizi emi? Türkiye’de demokrasi mi var da şöleni olsun? Hani geçerken söyleyelim, eğer Fethullahçılar bu ülkede palazlanmışlarsa sizin gibi gece gündüz Atatürk deyip de içi boş nutuk çekenler yüzünden palazlanmışlardır. Ya da ne bileyim AKP ve tüm türevleri. Demek ki şurası açıkça anlaşılmıştır. Sizler burjuva demokratı bile değilsiniz, bu yüzden de düşünceleriniz bu kadar sığ işte.

Sonra gelelim Atatürk Havalimanı’nda yapılan 15 Temmuz kutlamalarına. Hacılar, hocalar, cemaat ve tarikatların yüreği kararmış taraftarları ve meczuplar o gün kutlama için yollardaydı. Karanlığa itilmiş, gerçekleri görmemeleri için ezilip kimlikleri elinden alınmış kadınları, iş için aş için kandırılmış genç yaşlı pek çok kişi o gün yollardaydı. Tabi Suriyeliler de. İktidar olmanın avantajı ile ceplerini doldurmuşlar orada mıydılar çok iyi bilmiyoruz ama en azından çoğu Erdoğan’ın gözüne çarpmak için orada olmuşlardır diye düşünüyoruz. Sonra siyasetin orasından burasından yapışmış olanlar ve daha daha yukarılara tırmanabilme düşleri görenler, kendilerini sanatçı sanan kimileri de oradaydı elbette. Benim niyetim aslında kimin orada olduğunu dile getirmek değildir ama yine de bir görüntü fotoğrafı vermenin yararlı olduğunu düşünüyorum. Orada o konuşuldu, bu konuşuldu bana ne? Ben işin özüne bakarım, kim ne amaç güdüyor ona bakarım. Bu nedenle buyurun size bir görüntü daha…

Padişah Vahdettin’in resmi de oraya taşınmış ve en görünür yere asılarak oradaki kutlamaya da bu resim damgasını vurmuştur. Peki, kimdir bu Vahdettin denilen adam? Osmanlı İmparatorluğu’nun son Padişahıdır ve Bir İngiliz gemisine binerek ülkeyi terk eden kişidir. Ha şunu da unutmayalım İstanbul şehrinin anahtarını da İngilizlere takdim eden bir zavallıdır.

Kimse bu resim burada ne arıyor dememiştir. Recep Tayyip Erdoğan bile Cumhurbaşkanı sıfatı ile orada bulunuyor olmasına karşın onun bile tepkisi söz konusu değildir. Hani bir böcek görse kurt işareti yapan ülkücüler var ya onlarda oradaydılar. Onların da Vahdettin hiç dikkatini çekmedi. Niye çeksin ki değil mi? Oraya sürü sürü gidip Vahdettin’in resminin altında resim çektirme bir hoşluğuna düşmüş olan bu kimselerin padişahlıkla, hele de ülkeyi İngilizlere teslim edip kaçan biriyle ne çelişkisi olabilir değil mi?

İşte böyle şimdi anladınız mı Fetöcü darbe ne imiş? AKP ve saray için bu darbe niye lütufmuş? Söyleyelim ve Sözcü gibi aymazlara kitabın tam ortasından konuşarak yanıt vermiş olalım. 15 Temmuz, darbesine girişenlerin ve de AKP ve saray iktidarının tek amacı Cumhuriyet ve parlamenter sistemden rövanşı almak ve dinci, gerici, faşist bir iktidar kurarak saltanatı da geri getirmektir. Bu durumda ne oluyor, eyyy Sözcü gazetesi çıkaranları?

Şu oluyor:

SEVSİNLER SİZİN DEMOKRASİNİZİ!

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA