turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİRAZ DA KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARINI KONUŞALIM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 TEMMUZ 2019

Biliyorsunuz, kamu emekçileri sendikalarının üye sayısı her yıl yayımlanır. 6 Temmuz 2019 tarihinde yenisi yayımlandı. Sendikalar konusunu görüşen TSİP MYK’sı bu konuyu ele aldı ve bu konu ile ilgili bazı konuları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Her şeyden önce belki de ilk kez bir iktidarın ayak izlerinden milim şaşmayan ve bütün gündemlerinde dinci, gerici ve şeriatçı istemlerini dile getiren iktidarın hık deyicisi konumda olan Memur-Sen var. İşte bu sendikanın AKP iktidara gelmeden önce üye sayısına bakıyoruz ancak 40 bin civarında bir üye sayısına sahip. AKP iktidarı ile birlikte ise üye sayısı almış başını gitmiş yani 1 milyonu aşmış. Oysa bu sendikanın işlevine bakıyoruz memurların hak ve özgürlüklerini savunmada hiç mi hiçbir çabası yok. Ücret artışlarında iktidarın bile verdiği zammın altında bir artışa fit olmuş. Memurları tehditle, sürgünle, şunla bunla korkutarak yöneticilerinde azmiyle kendi sendikalarına kaydetmiş. Direnenlerin başına gelmeyen yok. Bu baskıların hemen hepsinde Memur-Sen’in parmağı var.

Kamu emekçilerinin sayısı 2,5 - 2,7 milyon arasında bir yerde. Bunlardan neredeyse 1 milyonu sendikasız. Bu durumda aşağı yukarı sendikalılık oran %70’lerde seyrediyor. Bu rakamlara baktığımız zaman hiç de küçümsenecek bir rakam değil. Dolayısıyla örgütlülük oranına göre de sendikaların iktidar üzerinde yaptırımı yüksek olması gerekir fakat hiç de öyle olmadığını apaçık görmekteyiz. Yani bu durumda örgütlü olmakla örgütsüz olmak arasında Memur-Sen’in özelliğinden dolayı bir fark yok desek yeridir.

Bu sorun hiç kuşku yok ki bizlerin karşısında her daim olacaktır. Çünkü işveren konumunda olanlar çalışanların karşısına elbette tek bir sarı sendika ile çıkmayacaklardır. Çalışanlar bir sarı sendika ile faka bastırılamazsa bir diğeriyle bastırmak için çok seçenekli olarak var olacaklardır. Bu nedenle Kuruluşunun hemen arkasından harekete geçen KESK ve KESK’e bağlı sendikalara çalışanların yönelimleri hızla arttığı için işveren de ister istemez başka sarı sendikaları devreye sokarak bu artışın önünü kesmeyi deneyeceğini herkes bilir. Bunun için başlarda devreye Kamu-Sen sokulmuş, üstüne düşen görevi de bir ölçüde de olsa yerine getirmiştir. Daha sonra; yani AKP’nin iktidar olması sonrasında ise Memur-Sen aldı başını yürüdü. Türkiye Kamu-Sen ise Memur-Sen’in yedeği olarak biraz kızağa çekildiyse de o sendika da varlık olarak örgütlülüğünü devam ettiriyor.

Siyasi iktidar yanlısı olan Memur-Sen, iktidarın da gelip tıkandığı yerde artık büyümek değil, üye yitimi ile karşı karşıya. Şu an bizim gördüğümüz Türkiye Kamu-Sen’in üye artışındaki kıpırdanmaların yedeğe de görevler düşeceği gerçeğinden hareket edersek sayısını arttırıyor olması şaşırtıcı değil. MHP yanlısı olan bu sendika yine hepimizin bildiği gibi doğrudan iktidarda gibi görünmüyorsa da AKP ve saray iktidarının oluşmasında oynadığı rol bakımından diyebiliriz ki aynı zamanda da iktidarda sayılır. Yani bu durumda ne oluyor? Yedekteki sarı sendika olası durumlarda işlevini yüklenmesi için hemen devreye sokulmuş oluyor.

KESK’teki durum ise hiç de iyi değildir. Sürekli üye yitimine uğramakta, kan kaybını da bir türlü durduramamaktadır. Eh tabi bir iktidarın hedef tahtasına konulmuş olan bir sendika için bu bizi şaşırtmıyor ancak bu olayı da salt OHAL sonrası baskıların daha da artmasıyla açıklamak durumu açıklamaya yetmemektedir. KESK’te dikkate alınması ve üzerine gidilmesi gereken yanlış uygulama ve tasfiyeler kadar Kürt hareketine bağlı olarak da kimi yararcı davranışların yarattığı aşılması zor sorunlar söz konusudur.

Eğitim-Sen, BES, SES gibi sendikalar’ın öteden beri Türkiye kamu çalışanları içindeki yerini biliyor olmamıza karşın bunların örgütlülük oranları memurlar arasında çok düşüktür. Bu oran 2,5 - 7 arasında bir rakama çivilenip kalmıştır.

Aynı sözleri KESK’ten ayrılarak Birleşik Kamu-İş sendikasını oluşturmuş sendikalar için hem de biraz daha fazlasını söylememiz olasıdır.

Şimdi 11 işkolu için toplu sözleşme ve görüşme masasında memurları tek başına Memur-Sen temsil edecektir. Oysa Memur-Sen’in durumunu yukarıda kısaca belirttik. 1 Ağustosta başlayacak olan bu görüşmede iktidarın memurlara enflasyon oranlarına yaklaşan bir zam verebileceğini hiç kimse aklından geçirebilir mi? Geçiremez, çünkü bizler hem Memur-Sen’i tanıyoruz hem de geçtiğimiz günlerde iktidarın kamu işçilerine ancak yüzde 5 zam teklifini de biliyoruz. Bu kez Memur-Sen iktidarın teklifleri karşısında hayır deyip şahlanmayacağına göre, bir sarı sendika tarafından kamu emekçileri bir kez daha pazarlık masasında satılmış olacaktır.

Bugün geldiğimiz noktada kamu çalışanlarının grev hakkı mı var? Yok. Toplu pazarlık yapabiliyorlar mı? O da yok. İş güvenceleri var mı? O hiç yok. Bu durumda kamu çalışanlarının ne hükmü olur ki iktidara isteklerini kabul ettirebilsin. O zaman da iktidar ne diyorsa o olacak demektir. Yani sendikalaşma yüzdesi 70’leri de aşsa hatta yüzde yüz bile olsa sonuç fasa fiso bir durum. Özellikle AKP iktidarı ile birlikte sendikaların içi boşaltılıp işlevsizleştirilmesi bir yana üstüne üstlük bir de sendikacılığı işverenden yana yapma konusunda yüksek lisans yapmış sendikacılar türediği için var olan hakların da kullanılması böylece ortadan kalkmış oldu.

Sonuç olarak KESK’in sendikal mücadeledeki yerini ve önemini biliyor olmamıza karşın bir tıkanmanın olduğunu da yok sayamayız. Bugün öncelikli olarak bazı sendikalar sorunun kendisi haline gelmişler ise; ki yukarıda söyledik öncelikli olarak onların bu tutumlarına karşı mücadele verilip onlar alt edilmeli, devamında ise ne yapılması gerektiğini zaten herkes iyi biliyor.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA