turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KADERİN CİLVESİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 TEMMUZ 2019

Ali Kemal Osmanlı’nın son döneminde Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlıkları yapmış bir kişi olup ömrü İngilizleri ve yabancıları korumak ve kollamakla geçmiş bir kişidir. Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen ve yürüten Mustafa Kemal ve arkadaşlarına ise “Haydutlar, eşkıya sürüsü, gözü dönmüş katiller” diyerek hakaret üstüne hakaret yağdırmıştır.

Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra yakalanan Ali Kemal Ankara’ya getirilirken İzmit Garı’nda toplanan halk tarafından linç edilerek öldürülmüştür. İşte bu kişinin torunu olduğu söylenen Boris Johnson bugün İngilizlerin resmen Başbakanlığı koltuğuna oturmuştur. Boris Johnson’un söylediğine göre dedesi Ali Kemal kendisiyle sağ olsaymış gurur duyarmış.

Gerçekten bunda şaşılacak bir şey görmüyoruz. Çünkü dedesi Ali Kemal emperyalist ülkelerin başını çeken İngiltere’ye karşı görülmemiş bir yakınlık hissettiği için son anına kadar da ömrü onlara hizmet etmekle geçmiştir. Elbette bizler buradan kalkarak Boris Johnson’la ilgili atıp tutan bir yazı yazacak değiliz. Ancak bu kişinin şu an partisi de bellidir, politik görüşü de. Bu yüzden de bizden yer gök kadar uzaktır. Ama öğretici olsun diye söylemek isteriz ki emperyalist/kapitalist sistem kendilerine hizmet edenleri elbette gün geliyor bir şekilde tıpkı Boris Johnson’u ödüllendirdiği gibi ödüllendiriyor işte. Buna ister kaderin cilvesi deyin, isterseniz başka bir isim bulmaya çalışın işin özü budur. Bu yüzden de bildiğimiz yalaka basında çıkan yazıları doğrusu ibretle okuyoruz. Çünkü onlar Osmanlıyı bir şekilde övmek ve sahiplenmek için her şeyden medet umuyorlar. İşte bunun için gazetelerinde attıkları başlık; “İngiltere’nin Başbakanı Osmanlı torunu” oluyor.

Oysa kısa bir süre içinde bu Osmanlı torunu nasıl bir şeymiş onunla övünenler bile umduklarını bulamayacak büyük bir hayal kırıklığına uğrayıp oturacaklardır. Çünkü İngiltere kendi çıkarının dışında hiçbir şeyi gözetmeyecek ve hatta uluslararası sermaye güçleri ile ortak davranıp her fırsatta Türkiye’nin üstüne çullanmayı ihmal etmeyecektir.

Şimdi gelelim şu Hakan Atilla olayına. Biliyorsunuz bu ülkeden bir Reza Zarraf gelip geçti. O kişi ki bugünün AKP yöneticilerinin çoğu ile canciğer kuzu sarmasıydı. Birlikte iş tutup birlikte çalıp çırptılar. Sonra Amerika bu kişinin kendi çıkarlarına zarar verdiğini ileri sürerek Reza Zarraf’ı bir şekilde Amerika’ya götürüp tutuklayıp attı içeri. Onunla birlikte bazı bakanların da durumları gündeme geldi ve onlarda koltuklarından oldular. Reza Zarraf hangi anlaşmaların sonucu ya da tehditin iyi bilemiyoruz ama Amerika’ya durup dururken götürülmediğini iyi biliyoruz. Tabi bu kişinin Amerikan makamlarına itirafçı olduğu güne kadar verdiği ifadeler var. Türkiye ve Amerika kamuoyu ancak bu ifadelerin bilinmesinde mahsur olmayanları biliyor, bunlar açıklandı. Açıklanmayan daha ne kadar şey var, bu itiraflarda kimlerin adı geçiyor bunları şimdilik yeterince bilemiyoruz.

Hakan Atilla biliyorsunuz Halkbank’ın Genel Müdür Yardımcısı’ydı. Genel Müdür’ün ayakkabı kutularındaki paralarının öyküsün hepiniz unutmamışsınızdır. Genel Müdür kısa bir süre içerde kaldı ve evinde ayakkabı kutularında sakladığı paraların faizlerini de alarak dışarı çıktı. Ne yapar ne eder bilmiyoruz, uzun zamandır da basında adı geçmiyor. Diğer para pul yakalatanlar da Reza Zarraf’ta dahil paralarını faizi ile alıp dışarı çıktılar. Bu arada Amerika bazı bakanlar Amerika’ya gelirlerse tutuklanacaklarını açıklamayı da ihmal etmedi. Reza öyle ya da böyle Amerika’ya götürüldü diğer ismi geçenler ise bir daha Amerika’ya gitmedikleri için yırttılar.

Sonra niye gitti tam olarak bilmiyoruz ama Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla Amerika’ya gitti. Gider gitmez de hoş geldin denilip içeri alındı. Gerçi bir takım para giriş ve çıkışlarda imzası yoktu ama bilgisi vardır savı ile hakkında dava açıldı. Artık itirafçı Reza Zarraf Hakan Atilla’nın hakkından ne ifade verdiyse Hakan Atilla bazı konularda suçsuz, bazı konularda ise suçlu bulunarak ceza aldı. 28 ay içerde kaldıktan sonra cezasını tamamlayıp “aslanlar” gibi Türkiye’ye döndü. Onu iktidar adına karşılayanlar arasında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak vardı. Gördüğümüz kadarıyla Hakan Atilla krallar gibi karşılanıp hakkında övücü sözler edildi.

Bunlar olabilir. Hakan Atilla ille de suçlu olacak diye bir şey yok, yok olmasına da yine de Halk Bankası’nda Reza Zarrab ile ilgili dönen dolapları hiç bilmiyor olamaz. Kendisinden ifade alındığı süre içinde ve yargı önünde Hakan Atilla kimseyi tonga altına götürecek bir ifade vermedi. Verebilir miydi? Eğer isteseydi verirdi, çünkü çok şeyi bildiği bir gerçekti. Bağlılık gösterdi, içerde ne kadar kalacaksa kalmayı da göze alarak sadece sustu ve suçsuz olduğunu söylemekle yetindi.

Eh iş böyle olunca da iktidarın da kendisini krallar gibi karşılamasından doğal bir şey olamazdı. Ancak şu hayat denilen şeyin cilvesi gerçekleşirken çok garip gerçekleşiyor niyeyse. Bundan böyle ülkesine dönen Hakan Atilla’yı nasıl bir şey bekliyor tam olarak bilmiyoruz.

Ancak şu kadarını söyleyelim ve bilinsin.

Hakan Atilla gösterdiği ahde vefanın karşılığını da görebilir, tam tersine Amerika’da ödediği bedelin daha ağırını da ödeyebilir.

Malum hayat bu, cilvesi de o kadar çok ki demeyin gitsin…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA