turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ARKADAŞ SİZ KİMSİNİZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 TEMMUZ 2019

AKP ve saray iktidarı döneminde öyle yolsuzluklara öyle yolsuzluklara tanık olduk ki küçük dilimizi yuttuk desek yeridir.

Köprüler yaptırdık gelip geçmeye ama bu köprülerin yapımında milim kamu yararı gözetilmiş değildir. Saraya ve AKP’lilere sorarsanız biz “yap/işlet/devret” modelini bilmediğimiz için bu işlerden anlamazmışız. Oysa bu modeli anlamayacak ne var, hileli yollardan doğrudan bu iş bizlerin soyulmasıdır. Çünkü Bu köprü ve tünellere bir de geçiş garantisi vermek gibi bir garabete düşüldüğü için zaten fahiş olan fiyatlar yetmiyormuş gibi eksik kalanını da hazine ödediğinden bu paralar bizlerin cebinden çıkıyor.

Havaalanları yapılıyor uçmaya ama kimilerinin müşterisi yok, kimileri de yapılırken salt israfa ayarlı ve şehre ulaşım açısından sorunlu. Havaalanları da tabi “yap/işlet/devret” modeli ile yapılıyor ve burada da akıl almaz vurgunlar söz konusu. Öyle ki saray iktidarı ne köprülerin ne havaalanlarının ne de şehir hastanelerinin kaça çıktığının bilgisini bile vermiyor. Yani sizin anlayacağınız kabile devletinde bile olmayacak şeyler yaşıyoruz. Üstelik de yollar, köprüler, havaalanları yapılırken öyle doğa katliamı yapılmış ki bir daha yapılan yıkımı düzeltmeye kalksanız bile düzeltemezsiniz.

Barajlar yaptırmışız sularını içmeye, elektrik üretmeye ama tam tersi sonuçlar almışız. Doğanın anasının ağladığı yetmiyormuş gibi sularımızda kirlenmiş, elektirk de üretilmez olmuş ve her gün zam üstüne zam yiyoruz. Sonra kayrılan ve gözetilen yandaşlar bir de bakmışsınız ki kaymağını yiyip çekip gitmişler. Bu yüzden de önlerine gelen yere santraller yapıldığı için sel baskınları çok büyük can ve mal kaybına neden olmakta.

Şehir hastaneleri yaptırılmış yatmaya. Birçoklarının da yapımı sürüyor. En çok bununla övünen Recep Tayyip Erdoğan, niye övünüyor anlamak olası değil. Olmadık yerde kurulduğu için ne hastaların ulaşması olası, ne de koskocaman yerde bir üniteyi bulabilmeniz. Bulsanız bile derdinize çare ne doktor var ne de gerekli donanım. On yıllardır şehrin yükünü çeken hastanelerin kapısına kilit vurulmuş. Yapılan şehir hastaneleri yoluyla vurguna talana uygun bir şekilde birilerinin cebine para akıtılıp duruluyor. Üstelik hangi akıllı düşünmüşse hasta garantili anlaşma yapılmış.

Bizler geçmişi eleştirirken sık sık her şeye boyun eğenler için “evet efendim…sepet efendim” sözlerini sık kullanırdık. Şimdi bu sözün milyar çarpı milyonunu kullansanız bir şey ifade etmediği için unuttuk gittik bu tekerlemeyi. Şimdi bir kişi konuşuyor herkes uyuyor, bir kişi söylüyor herkes inanıyor. Özetle ülke hep birlikte birinin söylediğine uyum talimi yapar hale getirildi.

Meclisin bırakalım diğer israflarını, ayda sadece kiralanmış olan araçlara 1.2 milyon ödüyor olması sizce düşündürücü değil mi? Ankara Büyükşehir Belediyesi İ. Melih Gökçek zamanında Güneydoğu Havacılık Şirketi’nden helikopter kiralamış olması ve buradaki yolsuzluklar ne olacak çıkıp biri söyleyebilir mi? Ya da Belediyenin helikopterlerinin satışı kime yapılmış hangi fiyattan satılmış savcılar neden soruşturmaya gerek duymazlar?

Sarayın harcamalarını bir düşünün aklınız donup kalır. Elektriği, suyu, osu busu onca ne iş yaptıkları belirsiz personeliyle dudak uçuklatırken itibar üstüne itibar kazanmamız dışında hangi yaramıza merhem olunmakta herkes sussun açıklayabiliyorsa Recep Tayyip Erdoğan açıklasın ki bizler de gerçeği bilelim değil mi?

Uzatmayalım ülke talan alanı haline getirilmiş. Kim itibarlıysa, AKP’ye öncelikle de saraya kim daha yakınsa onlara Allah yürü ya kulum demiş. Onların işleri de açılıyor, yolları da. Ceplerine ise Allah Halil İbrahim bereketi vermiş. Bunlar da bereket içinde yüzüp bu ülkenin işçileri, emekçileri, aydınları, yazarları, gazetecileri, öğretmenleri, sağlıkçıları vs. herkesle alay eder yılışıklıklarıyla önümüzden sürü sepken geçiyorlar maşallah.

Sanki bunlara gereksinim varmış gibi dağ taş vakıf üniversiteleriyle dolduruldu. Açılan özel üniversitelerin sayısını bile bilemez hale geldik. Bunlar kimdir, kim değildir hak getire haberimiz bile yok. Gülsek mi, ağlasak mı, kendimizi taştan taşa mı çalsak yoksa yeter lan deyip ayağa mı kalksak da önlerinde duvar olsak duvar…duvar…duvar…duvar!!!

Medipol Üniversitesi kimin? Kurucularından birisi Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ymış. Sahi necidir bu adam? Bugüne kadar memlekete ne yararı olmuş bileniniz var mı? Yoksa o da perdenin arkasında bir takım dinci çevrelerle mi iş tutuyor. Ya o tarikat ve cemaatlerin kurdukları üniversite ve hastanelere ne dersiniz? Onlar ki bu memlekete sülük tedavisini ve cin çıkarma seanslarını getirerek çığır açmadılar mı?

Dünkü yazımızda Ankara Garı’nı Medipol Üniversitesi’nin nasıl ele geçirdiğini yazdık. Bugün de tam olarak netleşmemiş bile olsa bu üniversiteye Atatürk Orman Çiftliği’nden 555 bin metre kare arazi tahsis edilmiş.

Arkadaş siz kimsiniz?

Yok, be kardeşim yok! Bunlara adamı deli eder deli. Bu kadar açıkça yapılan talanı da önleyemiyorsak artık yazıklar olsun bize…

yuh olsun bize…!!!

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA